İSLAMİ BİLGİLER etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İSLAMİ BİLGİLER etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Cennette Suretlenecek Faziletli Ameller


Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: “Her kim Cuma gecesi, Duhan Suresini okursa, Allah’ü Teala kendisine cennette bir köşk yapar.Duhan Suresi

·         Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: “Her kim [Sübhânellahi vel hamdü lillahi ve lâ ilâhe illallahü vallahü ekber.] derse, bunlardan her bir tespihe karşılık kendisi için cennette bir ağaç dikir.
·          Ebu Musa el-Eş’ari (Radıyallahü Anh)’den rivayet edildiğine göre, Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) buyurmuştur: “Bir insanın çocuğu öldüğünde, Allah’u Teala Meleklerine:-“Kulumun çocuğunu mu aldınız?” buyurur. Melekler:
-”Evet” Derler. Allah’ü Teala da melklere:
-”Kulum ne dedi?” buyurur. Onlar da:
-”el-Hamdü lillah. İnnâ lillahi ve İnna ileyhi raci’un” [Anlamı: Allah'a hamd olsun, bizler Allah'a aidiz. O'na döneceğiz.] dedi, derler. Cenabı Allah da:
-”Öyle ise kuluma cennette bir ev yapın ve adını hamd evi koyunbuyur.
·         Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: “Benim üzerime çokça salat u selam getirin. Çünkü o, kabirde de, sıratta da, cenette de bir nurdur.SALAVAT DUALARI
·         Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: “Her kim ihlas ile (Lâ ilâhe illallah (Allah’tan başka hiçbir ilah yoktur.)” derse, cennete girer
Ebu Hureyre (Radıyallahü Anh)’den rivayet ediliyor: “Hepiniz cennete gireceksiniz, ancak sahibinden kaçan deve gibi Allah’ın rahmetinden kaçanlar müstesnadır.” Allah’ın nimetinden böyle kaçanların kimler olduğu sorulduğunda Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: “-”Lâ ilâhe illallah demeyen kimsedir. Diliniz tutulmadan Lâ ilâhe illallah demeye devam edin. Zira o kelime, ihlas kelimesidir. Tevhid kelimesidir, takva kelimesidir, Kelime-i tayyibe’dir. Hakka davewt kelimesidir. O, yapışılacak en sağlam bir halkadır. Cennetin bedeli odur.
·         Muaz bin Cebel (Radıyallahü Anh)’den rivayetle Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem): “Kimin son sözü, “La İlahe İllallah” olursa, cennete girer.” buyurmuştur.
·         Ebu Hureyre (Radıyallahu Anh)’den rivayet edildiğine göre Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur. “İman etmedikçe cennete giremezsiniz, birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olmazsınız. Size onu yaptığınız takdirde birbirinizi seveceğiniz bir şey bildireyim mi! aranızda selamı yayınız.
·         Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: “Her kim farz namazın peşinden Ayetel Kürsi‘yi okursa, onun cennete girmesine ölümden başka bir engeli yoktur. Ölünce cennete girer.Ayetel Kursi
·         Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: “Her kim sabahladığında üç kere [E'ûzü billahissemî'il alîmi mineşşeytânirracîm.] der sonra Besmele çekerek bir kere (Haşr suresinin 21-24. ayetlerini) okursa o gece veya gündüz ölürse, muhakkak cenneti kendisine vacip kılmış olur.hasr suresinin son 3 ayeti
  • Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: “Mevla Teala bu (Haşr Suresinin 21-24. ayetleri) sureyi okuyanı işitir ve şöyle buyurur.
    {-Kuluma müjde verin. İzzetime and olsun ki sen hoşnut oluncaya kadar cennette sana bir mekan verip, seni oraya yerleştireceğim.}”
  • Bir kimse: “Ey Allah’ın Resulü! Ben İhlas suresini seviyorum! dedi. Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) o kimseye: “Bu sureyi sevmen, cennete girmene sebep olacaktır.
  • Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: “Her kim günde (sabah ve akşam en az) 100 kere ["Lâ ilâhe illallahül-Melikül-Hakkul-Mübin" Yani "Eserleriyle aşikar, hakiki mevcut ve yegane padişah olan Allah'tan başka ilah yoktur."] derse, bu zikir kendisi için fakirlikten kurtuluş, kabir yalnızlığında yoldaş olur. Bununla zenginliği celbeder ve cennetin kapısını çalar.
  • Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: “Müslüman kardeşinin bir ihtiyacını görmek için yürüyen kimseye Allah’u Teala, attığı her bir adım için yetmiş hasene yazar, onun yetmiş günahını siler. Ondan ayrıldığı yere tekrar dönünceye kadar (bu böyle devam eder). Onun vasıtasıyla ihtiyacı görülecek olursa, annesinden doğduğu gün gibi günahlarından sıyrılır. Eğer bu kişi din kardeşinin işini yerine getirirken ölürse, hesaba çekilmeden doğrudan cennete girer.
  • Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)’a:-”Ey Allah’ın Resulü! Bir adamın ömrü kısa olup, günahı nasıl çok olur” diye soruldu.
Bunun üzerine Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem):
-”Her insan çok hata işler. Her kimin akıllı bir huyu, koruyan bir tabiatı varsa, onlar onu korur da günahları kendisine zarar vermez.” buyurdu.
-”Ey Allah’ın Resulü bu nasıl olur?” denildi.
Bunun üzerine Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem):
-”Her günah işleyişinde beklemeden hemen tövbe ederse, günahları silinir de kendisini cennete koyacak olan fazla ameli kalır.” buyurdu.
  • Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: “Kişi Müslüman kardeşini hastalığında ziyaret ederse, oturuncaya kadar cennet bağlarında yürür. Oturunca onu rahmet kaplar. Sabah ziyaret ederse, 70.000 melek akşamlayıncaya kadar ona istiğfar eder. Akşam ziyaret ederse, sabahlayıncaya kadar 70. 000 melek ona istigfar eder.
  • Ömer bin Hattab (Radıyallahu Anh)’dan rivayet edildiğine göre Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: “Kim çarşıya çıkarda:
  • [La ilâhe illallahü vahdehü lâ şerike lehü. Lehül mülkü ve lahül hamdü yuhyi ve yümitü. Ve hüve Hayyün lâ yemütü Biyedihil hayrü ve hüve külli şey'in kadîr.]
Allah’tan başka hiçbir ilah yoktur, birdir, ortağı yoktur. Mülk de O’nundur, hamd de O’nundur. Öldürür ve diriltir. O, ölmeyen diridir. Hayr, O’nun elindedir. O’nun her şeye gücü yeter.derse, Allah ona bir milyon sevap yazar, bir milyon günahını siler ve derecesini de bir milyon yükseltir. Bazı rivayetlerde, “Allah ona cennette bir ev yapar” buyurulmuştur.

  • Ebu Hureyre (Radıyallahü Anh)’dan rivayet edildiğine göre Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: “”Muhakkak ki Allah’ü Teala’nın 99 ismi vardır. Kim bunları ezberlerse, onları bilip onlara iman ederse, onlara güzelce riayet edip mümkün olan manaları ile amel etmeye gayret ederse.) cennete girer.


Kıyamet Gunu Hesabını Verecegimiz 4 Sey


cennette köşk

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
"Kıyamet günü, dört şeyden sual edilmedikçe, kulun ayakları [Rabbinin huzurundan] ayrılamaz:
* Ömrünü nerede harcadığından,
* Ne amelde bulunduğundan,
* Malını nerede kazandığından ve nereye harcadığından,
* Vücudunu nerede çürüttüğünden."
[Tirmizî, Kıyamet 1, (2419).]

Hatm-i Enbiya Nasıl Yapılır



Hatm-i Enbiyâ, mübarek gün ve gecelerde, evliyâullah ve tasavvuf ehli tarafından yapılmış ve tavsiye edilmiştir. Hz. Adem, Hz. Eyyûb ve Hz. Yûnus peygamberlerin (Aleyhimüsselam) okudukları ve Kur’an'da geçen dualardır.
Hatm-i Enbiya, aşağıdaki terkib üzerine okunmaktadır:
Önce Eûzü Besmele ile bir "Fatiha" ve üç “İhlas”  okunur. Sevabı, başta Peygamberimiz (s.a.v) olmak üzere bütün peygamberlerin ve evliyanın ve meşâyih-i kiramın, din büyüklerinin, bu aziz dine hizmet edenlerin ruhlarına bağışlanır.
Sonra:
1. 100 defa Salevât-ı Şerife Getirilir.
“Allâhümme salli ve sellim ve bârik alâ seyyidina Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ Muhammed”
2. 500 defa Hz. Âdem Aleyhisselâm’ın şu duası okunur:
“Rabbenâ Zalemna enfüsenâ ve inlem tağfirlenâ ve terhamnâ lenekûnenne minelhâsirîn”.
3. 100 defa yine Salevat-ı Şerife getirilir.
4. 500 defa Hz.Eyyûb Aleyhisselâm’ın şu duası okunur.
“Rabbi inni messeniyaddurru ve ente erhamürrahimîn”
5. Tekrar 100 defa Salevat-ı Şerife getirilir.
6. 500 defa Hz. Yunus (Aleyhisselamın) şu duası okunur.
“Lâ İlâhe illâ ente Sübhâneke inni küntü minezzalimîn.
7. Tekrar 100 defa Salevat-ı Şerife getirilir.
8. 500 defa “Lâ havle ve lâ kuvete illâ billâhil’Aliyyil’Azîm.”
9. Tekrar 100 defa Salevat-ı Şerife getirilir.
Görüldüğü gibi, Hatm-i Enbiyâ'da 500'er defa olmak üzere 4 duâ okunmaktadır. Bu duâların birincisi Hz. Âdem (a.s.)'in, ikincisi Hz. Eyyüb (a.s.)'ün, üçüncüsü Hz. Yunus (a.s.)'un, dördüncüsü ise bizim peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafâ (s.a.v.)'nın duâsıdır.
Bu tertibi bitirince Cenab-ı Hakk’a duâ ve niyazda bulunulur.





Ayet ve Hadislerle Orucun Faziletleri



"Ey iman edenler, sizden öncekilere yazıldığı gibi oruç size de yazıldı (farz kılındı). Umulur ki sakınırsınız." (Bakara Suresi, 183)
 
Oruç ibadeti İslamın beş temel şartından birisidir ve mükafatı çok fazladır. Peygamberimiz (sav) de bu ibadetin fazileti üzerinde çok fazla durmuş ve tüm detaylarıyla bu ibadetin inceliklerini ümmetine anlatmıştır.
Resulullah Efendimiz (sav), iftarda acele eder ve yakınlarının da acele etmelerini teşvik ederdi. Sahura mutlaka kalkardı. Fakat iftarın aksine sahur yemeğini geç saatlere bırakırdı.
İftarını hurma bulamazsa su ile açardı.
Oruç ile ilgili hadislerinde Peygamber Efendimiz (sav) buyuruyor ki: "Adem oğlunun her ameli katlanır. Bir iyilik yedi yüz misline kadar katlanabilir. Yalnız oruç müstesna. Çünkü onun mükafatını Allah verecektir. Oruçlu iken iki ferah vardır. Birincisi iftar zamanının sevinci, diğeri Rabbine ulaştığı zamanki sevinçtir" (Müslim)
Orucun diğer ibadetlerden en büyük farkı gösteriş için yapma ihtimalinin çok az oluşudur. Bu yüzden mümini riyaya sürükleme gibi bir tehlikesi yoktur. Ayrıca orucun kazası da yoktur. Mazereti olmayan yetişkin tüm Müslümanlara oruç farzdır. Resulullah (sav) şöyle buyuruyor:
"Kim mazeretsiz olarak Ramazan’da bir gün oruç yerse, ebediyen oruç tutsa da onu kaza etmiş olmaz." (Tirmizi)
"Ramazan ayı girdiğinde göklerin kapıları açılır, cehennemin kapıları kapatılır ve şeytan zincire vurulur. Orucu boşlama, çünkü onun dengi yoktur." (Müslim)
"Cennette bir kapı vardır ki buna reyyan derler. Kıyamet gününde buradan oruçlular girecektir. Müteakiben bu kapı kapanacak başka kimse alınmayacaktır." (Müslim)
Oruç bir kalkandır. Oruçlu kötü söz söylemesin. Oruçlu kendisi ile dalaşmak isteyene iki defa ben oruçluyum desin. Cenab-ı Hak’ka yemin ederim ki oruçlunun açlık kokusu, Allah indinde misk kokusundan daha temizdir.
Allah buyurmuştur ki: "Oruçlu kimse benim rızam için yemesini, içmesini ve cinsi münasebetlerini bırakmıştır. Oruç doğrudan doğruya benim için yapılan (riya karışmayan) bir ibadettir. Onun mükafatını doğrudan doğruya ben veririm." (Buhari)
Farz olan Ramazan orucunu kasten bozmak büyük günahlardandır.
Nitekim Resul-i Ekrem şöyle buyuruyor: "Kim Ramazan ayında orucunu bozarsa; onun üzerine, zıhar yapan kimsenin üzerine lazım gelen şey (Kefaret) gerekir." (Fethu’l Kadir)
Dolayısıyla Ramazan ayı içerisinde, oruçlu olması gerekirken kasten yiyip içen kimse arka arkaya olmak şartıyla altmış gün oruç tutmak zorundadır.
Resulullah Efendimiz (sav) akşam namazını kılmadan önce iftar ederdi. Hurma veya su ile orucunu açardı. Orucunu açarken "Allah’ım! Senin rızan için oruç tuttum. Rızkınla orucumu açtım. Oruçlarımızı kabul et. Şüphesiz sen herşeyi işitir ve bilirsin"derdi. (Ebu Davud)
Orucun sünnetleri:
1) Sahuru geciktirmemek ve uykuyu bölerek sahur yemeğini yemek.
2) İftarı akşam namazından önce ve hurma yada suyla açmak.
3) Ramazan ayı içerisinde iftardan önce sadaka vermek.
4) Ramazan ayının son on günü itikafta olmak.
5) Öğlenden sonra misvak kullanmamak.
Peygamber Efendimiz Abdullah Ebu Evfa (RA) ‘den rivayeten buyuruyor ki;“Oruç tutanın uykusu ibadettir. Susması tesbih sevabı kazandırır. Duası makbuldür. Ameli de kat kat sevaplandırılır.”

Peygamber Efendimiz Enes (RA)’den rivayeten buyuruyor ki;

“Beş şey oruç tutan kimsenin sevabını giderir. Yalan söylemek, gıybet etmek, koğuculuk yapmak (laf taşımak),şehvet nazarı ile harama bakmak, yalan yere yemin etmek.”

Peygamber Efendimiz buyuruyor ki;

 “Bir kimse başkalarına oruç tuttuğunu belli etmeden, ilan etmeden oruç tutarsa Allah o kimseye mükâfat olarak cennetten başkasına razı olmaz.”
“Recep Allah’ın, Şaban benim, Ramazan ümmetimin ayıdır.”

Hadis-i Şerif

(Ramazan ayı gelince, “Ey hayır ehli, hayra koş! Şer ehli, sen de kötülüklerden el çek” denir.) [Nesai]

(Ramazan bereket ayıdır. Allahü teâlâ bu ayda, günahları bağışlar, duaları kabul eder. Bu ayın hakkını gözetin! Ancak Cehenneme gidecek olan, bu ayda rahmetten mahrum kalır.)
[Taberani]

(Ramazan-ı şerif ayı geldiği zaman, Allahü teâlâ meleklere, müminlere istiğfar etmelerini emreder.)
[Deylemi]

(Farz namaz, sonraki namaza kadar; Cuma, sonraki Cumaya kadar; ramazan ayı, sonraki ramazana kadar olan günahlara kefaret olur.)
[Taberani]

(Peş peşe üç gün oruç tutabilenin, Ramazan orucunu tutması gerekir.)
[Ebu Nuaym]

(Ramazan orucu farz, teravih sünnettir. Bu ayda oruç tutup, gecelerini de ibadetle geçirenin günahları affolur.)
[Nesai]

(Bu aya ramazan denmesinin sebebi, günahları yakıp erittiği içindir.)
[İ. Mansur]

(Ramazan ayında ailenizin nafakasını geniş tutunuz! Bu ayda yapılan harcama, Allah yolunda yapılan harcama gibi sevaptır.)
[İbni Ebiddünya]

(Ramazan ayının başı rahmet, ortası mağfiret, sonuysa Cehennemden kurtuluştur.)
[İ. Ebiddünya]

(İslam, kelime-i şehadet getirmek, namaz kılmak, zekât vermek, Ramazan orucunu tutmak ve haccetmektir.)
[Müslim]

(Cennetteki güzel köşkler, sözü hoş, selamı çok, yemek yediren, oruca devam eden ve gece namazı kılan kimselere verilir.)
[İbni Nasr]

(Oruç tutan müminin susması tesbih, uykusu ibadet, duası müstecap ve amelinin sevabı da çoktur.)
[Deylemi]

(Bilhassa oruçlu iken çirkin, kötü söz söylemeyin! Biri size sataşırsa, ona “Ben oruçluyum” deyin!)
[Buhari]

(Gerçek oruç, sadece yiyip içmeyi değil, boş ve hayasızca sözleri de terk ederek tutulan oruçtur.)
[Hakim]

(Allahü teâlânın, gözlerin görmediği, kulakların işitmediği ve hiç kimsenin hayaline bile gelmeyen nimet dolu sofrasına, ancak oruçlular oturur.)
[Taberani]

(Allah yolunda bir gün oruç tutanı, Allahü teâlâ yetmiş yıllık mesafe kadar cehennemden uzaklaştırır.)
[Buhari]

(Temizlik imanın yarısı, oruç da sabrın yarısıdır.)
[Müslim]

(Oruçlu iken ölene, kıyamete kadar oruç tutmuş gibi sevap yazılır.)
[Deylemi]

(Oruçlu iken ölen Cennete girer.)
[Bezzar]

(Oruç tutan, namaz kılan kimse, mükafatını kıyamette aklı kadar alır.)
[Hatib]

(Oruç şehveti keser.)
[İ. Ahmed]

Mübarek vakitlerde, günahlardan titizlikle uzak durmalı, taatları, ibadetleri ve her çeşit hayratı artırmalıdır. Zira Allahü teâlâ, tarafından sevilen kimse, faziletli vakitlerde faziletli amellerle meşgul olur. Buğzettiği kul ise; faziletli vakitlerde kötü işlerle meşgul olur. Kötü işlerle meşgul olanın bu hareketi azabının daha şiddetli olmasına ve Allahü teâlânın, ona daha çok buğzetmesine sebep olur. Çünkü o, böyle yapmakla vaktin bereketinden mahrum kalmış ve onun hürmet ve şerefini çiğnemiş olur. (Mev'iza-i hasene)

Resulullah efendimizin rüyası
(Rüyamda acayip şeyler gördüm. Ümmetimden birini azap melekleri yakalamıştı. Aldığı abdestler gelip, onu içindeki zor durumdan kurtardı. Birini gördüm, kabri onu sıkıyordu. Kıldığı namazlar gelip, onu kabir azabından kurtardı. Birine şeytanlar musallat olmuştu. Ettiği zikirler gelip, şeytandan onu kurtardı. Birinin de susuzluktan dili çıkmıştı. Tuttuğu Ramazan orucu gelip, susuzluğunu giderdi.

Birini zulmet sarmıştı. Yaptığı hac gelip karanlıktan çıkardı. Birine ölüm meleği gelmişti. Ana babasına yaptığı iyilikler gelip, ölümüne engel oldu, geciktirdi. Birini Müslümanlarla konuşturmuyorlardı. Sıla-i rahim gelip, ona şefaat etti, onlarla konuştu. Peygamberinin yanına gitmek isteyen birine engel oluyorlardı. Aldığı gusül, onu alıp yanıma getirdi. Ateşten korunmak isteyen birine, sadakası gelip ateşe perde oldu. Birini zebaniler alıp Cehenneme götürürken, yaptığı emr-i maruf ve nehy-i münker gelip kurtardı. Biri Cehennem ateşine atılmıştı. Allah korkusu ile döktüğü gözyaşları gelip oradan kurtardı.

Birine amel defteri solundan verilirken, Allah korkusu gelip, defterini sağa aldı. Sevapları hafif gelen birine, kendinden önce ölen çocukları gelip, sevabını ağırlaştırdı. Cehennemin kenarında, korkudan titreyen birine, Allahü teâlâya olan hüsnü zannı gelince, titremesi durdu. Sırattan zorla geçen biri, Cennete geldi. Fakat kapılar kapalıydı. Kelime-i şehadeti gelip, onu Cennete koydu.) [Taberani, Hakîm-i Tirmizi]


Ramazanda Her gün Yasin Serif Okuma ve Niyetleri



Ramazan geldi, hoş geldi. Herkese hayırlı ramazanlar diliyorum. Rabbim cümlemizin dualarını kabul etsin inşallah.
Ey cennet yolcusu kardeş!dinimizde ibadetlerin yapılmasında niyetlerin çok büyük yeri vardır.En büyük ibadetlerden biri de kur’an-ı kerim okumak ibadetidir.
Bunun için bir Müslüman,ibadetlerin sevablarının kat kat olduğu ramazan ayında,her gün ayrı ayrı niyet ile birer yasin suresi okunur.Bu niyetlerle okunan yasin-i şerif okuyan kimsenin feyzinin artmasına vesile olacağı gibi her derde deva olacağı da ümid edilir:

RAMAZAN-I ŞERİF’DE YASİN SURESİ

1.gün,Allah rızasına ermek niyetiyle okunur.
2.gün,yüce peygamberimiz hz.muhammed (a.s)için okunur.
3.gün,haz.adem’in (a.s) ruhiçün okunur.
4.gün,hz.havva validemizin ruhiçün okunur.
5.gün,hz.ebu Bekr ‘ in ruhiçün okunur.
6.gün,hz.omer in ruhiçün okunur .
7. gün,hz Osman ın ruhiçün okunur.
8.gün,hz.ali nin ruhiçün okunur.
9.gün,hz.fatıma validemiz için okunur
10.gün,hz.ayşe validemiz için okunur
11.gün,hz.hasan efendimizin ruhiçün okunur.
12.gün,hz. Hüseyin efendimizin ruhiçün okunur
13.gün,hz.zeynel Abidin in ruhiçün okunur.
14.gün,ashab ı kiramın ruhlarını bağışlamak için okunur.
15.gün,k.kerim in nuruna müstağrak olmak niyetiyle okunur.
16.gün,ruhunu kolayca teslim edebilmeye vesile için okunur.
17.gün,kabir sualinin kolay geçmesine vesile için okunur.
18.gün,münker ve nekirin sualleri kolay olsun diye okunur.
19.gün,kur’an,kabrini aydınlatmasına vesile olması için okunur.
20.gün,kur’an kabrinde yoldaş olması niyetiyle okunur.
21.gün,mizanında hayrının ağır gelmesine vesile için okunur.
22.gün,sırat’ı kolay geçmeye vesile olması için okunur
23.gün,arş-ı a’lanın gölgesinde gölgelenmeye vesile için okunur.
24.gün,armağan niyetiyle okunur.
25.gün,yüce peygamberimize komşu olmak niyetiyle okunur.
26.gün,Azrail aleyhisselam ın hoş gelmesi için okunur.
27.gün,büyük,küçük tüm günahların affı için okunur.
28.gün,yüce rabbimizin cemalini görmeye vesile olmasi niyetiyle.
29.gün,tüm Müslümanların selameti niyetiyle okunur.
30.gün,cenab-ı hakk’a emanet etmek niyetiyle okunur.


Yani 30.gün de yasin-i şerif okunduktan sonra ;

‘’Ya rabbi!Okuduğum yasin-i şeriflerin sevabını senin yüce katına emanet ediyorum,senden başka ibadete layık hiçbir ilah yoktur sen cemaliyle bilen ve kemaliyle işitensin’’ diyerek dua ve niyazını yapmalıdır.

Ey cennet isteyen kardeş!yasin suresini hangi maksatla okursan ona yetişir,şu halde ayrı ayrı maksatlarla.niyetlerle ramazan da yasin suresini okumak insanın,yani yasin okuyan kimsenin muradlarını ve niyetleri gerçekleşecek demektir…

Kaynak: Yusuf Tavaslı

Oruc (İslam Ahlakı)


Bizim evde de olan İslam Ahlakı kitabı harika bir kitap fakat Türkçesi bozuk, anlamak biraz zor olsa da kafa yorunca oluyor. Allah yazanlardan razı olsun inşallah.

Orucun farzı üçtür:
1- Niyet etmek.
2- Niyeti evvel ve âhır vakitleri arasında yapmak.
3- Nehâr-ı şer’îde, yani imsak vaktinden, güneşin batmasına kadar olan zamanda orucu bozan şeylerden sakınmaktır. İmsak vakti, Fecri sadık denilen beyazlığın, üfkı zahiri hattı üzerinde görüldüğü vakittir. Oruca niyet etmeyip akşama kadar orucu bozan şeylerden sakınan kimse, oruç tutmuş olmaz. O günü yalnız kaza etmesi lâzım olur.
Kişinin üzerinde oruç farz olmasının şartı yedidir:
1- Müslüman olmak. 2- Baliğ olmak. Çocuğun orucu sahîh olur. 3- Akıllı olmak. 4- Dâr-ül-harpde olanın orucun farz olduğunu işitmesi. 5- Mukîm olmak. 6- Hayz (âdetli) olmamak. 7- Nifâs üzere (lohusa) olmamak.
Altı şey orucu bozar: Ta’âm yemek, içilecek şeylerden birini içmek, cimâ’ etmek, hayz, nifâs, ağız dolusu kusmak. Yalan, gıybet, nemîme, yani müslümanlar arasında söz taşımak, yalan yere yemin gibi şeyler, orucu bozmazlar. Fakat, sevabını giderirler.
Ve dahi, yedi kimse, orucu yer:
1- Hasta, 2- Misâfir [ertesi gün], 3- Hayz, 4- Nifâs üzere olan hâtun, 5- Hâmile hâtunun kudreti yetmezse, 6- Emzikli olan hâtun, çocuğuna zarar olursa, 7- Pîr-i fânî olmak.
Ve dahî, oruca, her gün için ayrı niyet lâzımdır. (Hindiyye)de diyor ki, (Niyet kalb ile olur. Sahura kalkmak, niyet demektir.) Oruc da niyet iki nev’dir: Evvelki nev’, Ramazan ayının her günü için ve nafile ve muayyen nezr için niyetin evvel vakti, önceki gün güneşin batması ve ahır vakti (Dahve-i kübrâ) vaktidir. Dahve-i kübrâ vakti, şer’î gündüz müddetinin, yani oruc tutma zamanının yarısıdır ki, ezanî sâat ile,
Fecr + 24 - Fecr / 2 veyâ Fecr + 12 - Fecr / 2 = 12 + Fecr / 2 dir. Ya’nî
Dahve-i kübrâ vakti, ezânî sâat ile, fecr vaktini gösteren adedin yarısıdır. Müşterek sâate göre, şer’î gündüz zamanının ve şemsî gündüz zamanının yarılarının farkı, yanî hisse-i fecrin yarısı kadar, zevalden öncedir. Hisse-i fecr, güneşin tulû’ vakti ile fecr, yanî imsak vakti arasındaki zamandır. Dahve vaktine kadar -yimemiş ve içmemiş ise- niyet eder ve orucu tutar. Dahve vaktinde niyet câiz değildir. Fecrden evvel niyet ederken, (Niyet ettim, yarın oruc tutmaya) denir. Fecrden sonra niyet ederken, (Niyet ettim, bugün oruc tutmaya) denir.
İkinci nev’, kazâ, keffâret, nezr-i mutlak. Bu üçünün niyet zamanı birdir. Evvel vakti, bir evvelki gün güneşin batması ve âhır vakti fecr-i sâdık, yani tan yeri ağarmazdan evveldir. Tan yeri ağardıktan sonra -bu üçüne- niyet caiz olmaz. Bir senenin Ramazan ayının çeşitli günlerini kaza ederken, günlerin isimlerini veya sıralarını tayîn etmek lâzım olmadığı, İbni Âbidînde, kaza namazı sonunda yazılıdır. Oruc tutanlar üç nev’dir: Câhiller orucu,Âlimler orucu ve Enbiyâ ve Evliyâ orucu. Câhillerin orucu, yemezler ve içmezler ve cimâ’ etmezler. Ammâ, başka masiyyeti işlerler. Âlimler orucu, bunlar başka masiyyeti de işlemezler.
Enbiyâ ve Evliyâ orucunda, şübheli olan her şeyden kaçarlar.
Oruc tutanların bayramı, üç nev’dir: Câhiller bayramı, âlimler bayramı, Enbiyâ ve Evliyâ bayramı. Câhiller bayramı, akşam oldukda, iftâr ederler. Ve istediklerini yerler ve içerler ve bizim bayramımız budur derler. Âlimler bayramı, akşam oldukda, iftâr ederler. Eğer, Allahü azîm-üş-şân tutduğumuz orucdan râzı olduysa, bizim bayramımız budur derler. Eğer razı olmadı ise, bizim hâlimiz nice olur, diye tefekkür ederler. Ammâ Enbiyâ ve Evliyâ bayramı, rü’yetullahdır. Onlar Allahü azîm-üş-şânın rızâsına müştakdırlar.
Ve dahî, cümle mü’minlerin bayramı beş nev’dir:
1. ci odur ki, bir müminin sol yanındaki melek, kötü amel olarak yazmaya bir şey bulamazsa.
2. ci, sekerât-ül-mevtde, müjdeci melekleri gelip, merhabâ yâ mümin! Sen Cennetliksin diyerek müjde ederlerse.
3. cü, kabre vardıkda, kabrini Cennet bahçelerinden bir bahçe bulursa.
4. cü, Kıyâmet gününde, Arş-ür-rahman altında, Enbiyâ ve Evliyâ ve ulemâ ve sulehâ ile birlikte gölgelenir ise.
5. ci, kıldan ince ve kılıçdan keskin ve gecenin karanlığından dahâ karanlık, bin yıl iniş ve bin yıl yokuş ve bin yıl düz olan sırat köprüsü üzerinde, yedi yerde olan süâle cevâb verir geçerse. Eğer veremezse, her birinde, bin yıl azâb olunsa, gerektir. O yedi süâl:Evvelki, îmândan. İkinci, nemâzdan. Üçüncü, orucdan. Dördüncü, hacdan. Beşinci, zekâtdan. Altıncı, kul hakkından. Yedinci, gusulden ve istincâdan ve abdestden.
Ve dahî, bir kimse, Ramezân-ı şerîfde, imsâk vaktinden evvel niyet etmiş olduğu orucunu kasd ile bozsa, hem keffâret, hem de kazâ lâzım gelir. Nâfile ve kazâ oruclarında keffâret yoktur.
Keffâret için bir köle âzâd edilir. Ona gücü yetmezse, Ramazan günlerinden ve oruc tutulması harâm olan beş günden gayri günlerde, arasını kesmeksizin altmış gün oruc tutar. Bundan sonra da, bozduğu orucların gün sayısı kadar, ayrıca kaza orucu tutar. [Ramazan Bayramının birinci günü ve Kurban Bayramının dört günü, oruc tutmak haramdır.] Ona da gücü yetmezse, altmış fakîri bir gün veyâ bir fakîri altmış gün iki kere doyurur. Yahut her birine fıtra miktarı mal verir.
Bir gün kazâ orucu için, bir gün oruc tutar.
Beş kimseye, keffâret lâzım gelmez. Evvelki, marîz. İkinci, müsâfir. Üçüncü, emzikli hâtun çocuğuna zarâr verir diye tutmadıysa. Dördüncü, pîr-i fânî. Beşinci açlıktan veya susuzluktan helâk olmak korkusu olan kimse.
Bunlar, özürleri zâil olduktan sonra, ancak gününe, gün olarak kaza etmek lâzım gelir.
Ve dahî, yevm-i şekde niyet, birkaç nev’dir: Yevm-i şekde, Ramazana niyet etmek yâhut başka vâcibe niyet eylemek, yâhud Ramazan ise, Ramazan orucu diye, Ramazân değil ise, nâfileye veya gayr-ı vâcibe niyet etmek kerâhet ile câizdir. Diğer bir nev’ kerâhetsiz câizdir. O da mutlak oruca niyet etmek, yâhud Şa’bâna, ya’nî nâfile oruca diye niyet etmek.
Bir kimse Ramazân ise, niyet ettim, değil ise, niyetsizim dese, böyle niyet ederek oruc tutmak, hiç câiz değildir.
Ve dahî bir kimse, Ramazânda, fecre, yanî tan yerinin ağarmasına kadar oruca niyet etmese ve öğleden önce yese, İmâm-ı a’zama göre keffâret lâzım gelmez. İmâmeyn katında, keffâret lâzım gelir. Çünkü, niyet edip, oruc tutması mümkün olduğu hâlde yemiştir. Ve eğer, öğleden sonra yese, -ittifakla- keffâret lâzım gelmez.
Ve dahî, bir kimse, iki veyâ üç Ramazândan, birer gün oruc yese, her birinden ötürü, birer keffâret mi eder, yoksa üçü için bir keffâret mi eder? Bu mesele ihtilâflıdır. İhtiyât olarak her birinden ötürü, birer keffâret eder. Bir kimsenin Ramezândan borcu olsa, o kimse, borcunu tutmasa ve üzerinden yıl geçse, bazı ulemânın beyânına göre, o kimse, günâhkâr olur.
Ve dahî, bir kimse, keffâret tutmakda iken Ramazân-ı şerîf veyâ Kurban bayramı gelse, Ramezândan ve bayramdan sonra, tekrâr baştan başlamak üzere tutmak lâzımdır. Evvelkiler sayılmaz.
Ve dahî, bir kimse, sefere niyet etmeksizin orucunu yese ve ba’dehu sefere niyet etse ve gitse, hem kazâ, hem keffâret lâzım gelir. Yolculuk, orucu bozmağı mubâh yapmaz. Sefere çıkan kimsenin o gün orucu bozmaması vâcibdir. Gece veyâ gündüz Dahve vaktine kadar niyyet eden müsâfirin o gün orucunu bozması halâl olmaz. Eğer bozarsa, yalnız kazâ eder. Yolculuk, oruca başlamamağı mubâh yapar.
Ve dahî, bir kimseye Ramazânda delilik ârız olup oruc tutamasa, sonradan ifâkat bulması hâlinde, tutamadığı günleri kazâ eder. Eğer Ramezânın evvelinden âhırına kadar, hiç ifâkat bulmayıp, deliliği devâmlı olur ise, o Ramezânın orucu, sâkıt olur.
Ve dahî, bir kimse, oruclu olduğunu unutarak orucunu bozsa, orucu fâsid olmaz. Eğer, oruclu olduğunu hâtırlayıp savmı fâsid oldu zannederek yimeğe devâm etse, kazâ lâzım olur. Keffâret lâzım olmaz.
Eğer, orucunun bozulmadığını bildiği hâlde, yise, hem kazâ ve hem keffâret lâzım olur.
Ve dahî, oruclu bir kimse terini yutsa, yâhud bir kimse boyalı ipliği çiğnese ve boyasını yutsa, veyâhud, bir kimsenin tükrüğünü yutsa, veyâhud, kendi tükrüğünü, dışarıya çıkardıkdan sonra yutsa yâhud, dişinin arasındaki ta’âmı yutsa ve yutduğu şey, nohutdan büyük olsa, yâhud cild altına iğne ile ilâc zerk etse, orucu bozulur ve yalnız kazâ lâzım olur.
Ve dahî, bir kimse, kâğıd parçası veyâ avuç dolusu mikdârı tuz yise, çiğ buğday, pirinc dânesi yutsa, orucu bozulur. Lâkin yalnız kazâ lâzım olur. Çünki bir avuç dolusu tuzu ne gıdâ olarak ve ne ilâc olarak yimek âdet değildir. Bir avuç toprak gibidir. Ammâ yidiği tuz az mikdârda olsa, keffâret de lâzım olur. (Eşbâh)da zikr olunmuşdur. Çünki tuz, az mikdârda ilâc olarak da, gıdâ olarak da kullanılmakdadır.
Ekmek parası kazanmak için çalışırken hasta olacağını bilen işçinin, hasta olmadan önce orucu bozması câiz değildir. Orucu yirse, hem kazâ ve hem keffâret lâzım olur. Keffâretden kurtulmak için, önce kâğıd yutmalıdır. Bir hâmile kadın veyâ süt veren kadın bunalsa da yise, yalnız kazâ lâzım olur. Özrü yok iken, Ramezân günü âşikâre yiyen, içen, mürted olur. (Feyziyye).
Ve dahî, bir kimse, susam dânesini yalnız çiğnese, orucu fâsid olmaz. Ammâ, yutmuş olsa, çiğnemiş olsun olmasın herhâlde, savmı fâsid olur. Ve kazâsı lâzım olur.
Ve dahî oruc, onbeş nev’dir: Üçü farz, üçü vâcib, beşi harâm, dördü sünnet. Farz olan oruclar, ramezân ve kazâ ve keffâret olanlardır.
Vâcib olan oruclar, nezr-i muayyen, nezr-i mutlak, başlanılmış olan nâfile oruca gurûba kadar devâm etmek.
Harâm olan oruclar, ramezân bayramının ilk günü ve kurban bayramının dört günü olup, bu beş günde oruc tutmak harâmdır.
Sünnet olan oruclar, her ayın eyyâm-ı beyzi, savm-ı Dâvüd, pazartesi ve perşembe günleri, aşûre günü, arefe günü ve emsâli mubârek günlerde tutulanlardır. Arabî ayların 13, 14 ve 15.ci günlerine (Eyyâm-ı beyz) denir. Senede birer gün oruc, ertesi günleri iftâr etmeğe (Savm-ı Dâvûd) denir.
Ve dahî, oruc tutmanın onbir fâidesi vardır:
1- Cehenneme kalkan olur.
2- Sâir ibâdetlerin kabûlüne sebeb olur.
3- Bedenin zikri olur.
4- Kibri kırar.
5- Ucbü kırar.
6- Huşû’u ziyâde eder.
7- Sevâbı mîzânda olur.
8- Allahü teâlâ o kulundan râzı olur.
9- Îmân ile vefât ederse, Cennete erken girmeğe sebeb olur.
10- Kalbi nûrlanır.
11- Aklı nûrlanır.
Şa’bânın yirmidokuzuncu günü, güneş gurûb edince, garb tarafındaki zâhirî üfuk hattı üzerinde, Ramezân hilâlini aramak vâcibdir. Âdil olan, ya’nî büyük günâh işlemiyen, ehl-i sünnet bir müslimân, hilâli kapalı havada görünce, hâkime, vâlîye haber verir. Kabûl ederse, her yerde Ramezân başlar. Hâkim, vâlî olmıyan yerde, bir müslimân hilâli görünce, o yerde Ramezân başlar. Bid’at ehlinin, fâsıkın sözü kabûl edilmez. Açık havâda çok kimsenin haber vermesi lâzımdır. Hilâl görülmezse, Şa’bân ayı otuz gün kabûl edilip, ertesi gün Ramezân olur. Takvîm ile, astronomik hesâblarla Ramezân başlamaz. (Bahr) ve (Hindiyye)de ve (Kâdîhân) da diyor ki, (Dâr-ül-harbdeki esîr, Ramezân başını bilmeden takvîme bakarak, bir ay oruc tutsa, Ramezândan bir gün evvel veyâ Ramezânın ikinci günü yâhud tam Ramezân başında oruca başlamış olabilir. Birinci hâlde, Ramezândan birgün evvel tutmuş ve Ramezânın son günü bayram yapmışdır. İkinci hâlde, Ramezânın birinci günü tutmamış, son günü de bayramda tutmuşdur. Her iki hâlde de, Ramezânın yirmisekiz gününde oruc tutmuş olup bayramdan sonra, iki gün kazâ tutması lâzım olur. Üçüncü hâlde, oruc tutduğu bir ayın ilk ve son günlerinin Ramezâna tesâdüf etdiği şübhelidir. Ramezân olduğu şübheli günlerdeki oruc sahîh olmadığı için, yine iki gün kazâ eder.) Bundan anlaşılıyor ki, Ramezâna, gökde hilâli görmekle değil de, önceden hâzırlanmış takvîmlere göre başlıyanların, bayramdan sonra iki gün kazâ niyyeti ile oruc tutmaları lâzımdır.

Berat Kandili


Hayırlı kandiller.Rabbim inşallah  bu mübarek günün hatırına yapacağımız ibadetleri ve duaları kabul buyurur. Dualarınızda beni de hatırlarsınız inşaallah

'Apaçık kitaba yemin olsun ki, Biz Kur'an-ı mübarek bir gecede indirdik. Biz, gerçekten uyarıcıyız. O mübarek gecede, her hikmetli iş katımızdan bir emirle ayırt edilir...'(Duhan, 44/1-4)
Ayette geçen, 'mübarek gece'den maksat; Berat  gecesidir. Kur'ânın bu gecede,  Yedinci semadan dünya semasına indirildi. Kadir gecesinde ise ilk kez Peygamber Efendimize indirilmeye başlandı.
Bu gecenin beş özelliği vardır:
1) Bu gecede önemli işlerin seçimi ve ayırımı yapılır.
2) Bu geceyi ibadetle geçirenlere yardımcı olması amacıyla Allah tarafından melekler gönderilir.
3) Bu gece bağışlanma ve af gecesidir.
4) Bu gecede yapılan ibadetlerin fazileti çok büyüktür.
5) Bu gecede Peygamberimize şefaat yetkisinin tamamı verilmiştir. Bu yetkinin üçte biri Şaban'ın onüçüncü  günü, üçte biri Şaban'ın ondördüncü günü, geri kalan üçte biri de Şaban'ın onbeşinci günü verilmiştir.
Peygamberimizden Berat Kandili Hakkında:
Sevgili Peygamberimiz (s.a.v) buyuruyor:
"Her kim bu gece yüz rekat namaz kılarsa yüce Allah ona yüz melek gönderir. Otuzu ona cenneti müjdeler, otuzu ona cehennem azabından teminat verir. Otuzu da ondan dünya afetlerini savarlar, On'u da ondan
Şeytanın tuzaklarını hilelerini savarlar"

"Yüce Allah bu gece ümmetine öyle rahmet eder ki Kelb kabilesinin
Koyunlarının kılları sayısınca"

"Yüce Allah bu gece bütün müslümanlara mağfiret buyurur ancak kâhin, sihirbaz, yahut çok kin güden veya içkiye düşkün olan, yahut ana-babasını inciten, veya zinaya ısrarla devam eden müstesna."
'Şaban ayının 15. gecesini ibadetle geçirin, gündüzünde de oruç tutun. Çünkü yüce Allah, bu gece dünya semasına rahmetiyle tecelli eder ve; 'tevbe eden yok mu! Onu affedeyim. Rızık isteyen yok mu, ona rızık vereyim, hastalığından şifa isteyen yok mu ona şifa vereyim. Yok mu şunu isteyen yok mu bunu isteyen' der. Bu durum, sabaha kadar devam eder'
'Ameller, bu ayda âlemlerin Rabb'ı yüce Allah'a arz edilir. Ben de amellerimin oruçlu iken Allah'a arzedilmesini isterim'
Peygamber Efendimiz (s.a.v) Berat Gecesinde Şöyle Dua Ederdi:
Peygamber efendimiz, “sallallahü aleyhi ve sellem” Berat Gecesi'nde, (Allahümmerzuknâ kalben takıyyen mineşşirki beriyyen lâ kâfiren ve la şakiyyâ) duasını çok okurdu. Büyük zatlar, Berat gecesinde şöyle de dua ederlerdi:
(Ya Rabbî, Kur’an-ı keriminde, “Allah, dilediğini siler, dilediğini de sabit bırakır, Levh-i mahfuz Onun katındadır” buyuruyorsun. Eğer benim ismim saidler [cennetlikler] defterinde ise, orada sabit kıl! İsmim şakiler [cehennemlikler] defterinde ise, ismimi oradan silip, saidler defterine yaz! Ey büyük Allah’ım, kalbleri iyiden kötüye, kötüden iyiye çeviren, ancak sensin. Kalbimi, dininde sabit kıl, dininden döndürme, ayırma!)

BERAT KANDİLİ DUASI

Bu geceyi ganimet bilmeli, tevbe istiğfar etmeli, kaza namazı kılmalı, Kur’an-ı kerim okumalı. Peygamber efendimiz Berat gecesinde, (Allahümmerzuknâ kalben takıyyen mineşşirki beriyyen lâ kâfiren ve la şakiyyâ) duasını çok okurdu.

Hazreti Muhammed Berat Kandili'nde şöyle dua ederdi;

Allah’ım! Azabından affına, gazabından rızana sığınıyorum, senden yine sana ilticâ ediyorum. Senin şanın yücedir. Sana yaptığım senayı, senin kendine yaptığın senaya denk bulmuyorum. Sana layık bir surette hamd etmekten acizim”

Yine bu gecede edilebilecek kıymetli dualar var. Onlar da şöyle;

"Bismillâhirrahmanirrahim.
Eûzu bi-afvike min ikâbike ve eûzu bi-ridâke min sahatike ve eûzu bike minke celle vechuke lâ-uhsî senâen aleyke ente kemâ esneyte alâ nefsike."

Anlamı: "Ya Rabbi, cezandan affına sığınırım, gazabından rızana sığınırım, senden sana sığınırım, Zatın yücedir, seni övmek için kelime bulamıyorum, Sen kendini övdüğün gibisin.
BERAAT GECESİ NAMAZI:
27. Gecede kılınan namaz: 4 rekat kılınır. Her rekatta 1 fatiha, 1 zilzal süresi, 25 ihlas okunur.
Selam verildikten sonra secdede 7 fatiha, 1 ihlas,1felak,1 nas okunur. 100 istiğfar, 100 selavat, 100 la havle okunur.
BERAT KANDİLİNDE ORUÇ:
Berat gecesi (şabanın 15. gecesi) gece ibadet, gündüzü oruçla geçirin. (70 bin melek o kişi için sabaha kadar istiğfar eder.)
O GECEDE OKUNACAK SÜRELER:
En önemli okunacak süre DUHAN süresidir.
Secde Süresi , mülk, İsra, zümer, hadid, haşr, saff, Cuma, Teğabun, Yasin, Vakıa, Kamer(yasin ve tebarekeyle birlikte okuyana 2 cihanda nur olur), Kıyamet, Zilzal, Tekasür(1000 ayete denk) Kafirun, ihlas, Bakara, Ali İmran (süresinin sonunu okuyan tüm gece ibadetle geçirmiş olur.)
50 İhlas okuyanın 50 senelik günahı silinir.
Çok kelime-i Tevhid çekmek gerekir.

BERAAT GECESİ NAMAZI:
• O gecede 100 rekat namaz kılınır. Her rekatta fatihadan sonra 10 ihlas okunur.
• Her kim o gecede 30 ihlas okuyarak 12 rekat namaz kılarsa cennetteki yerini görmeden ölmez.
• 14 rekat namaz kılar, namazdan sonra 14 fatiha, 14 felak, 14 nas sürelerini okursa ve 1 kerede tövbe süresinin sonunu (legad caeküm…) kendine 20 makbul Hac, 20 sene makbul oruç sevabı verilir. Ve yine o gece oruca niyet edilir
• Her kim 1 fatiha, 10 ihlasla 12 rekat namaz kılarsa günahları affedilir, ömrü bereketlenir.
Berat gecesi 2 gözün birine 3 kere, diğerine 2 kere sürme çekmek göz rahatsızlığından korur.
BERAAT GÜNÜ NELER YAPMALI:
• Berat günü nafile namaz kılınız ki her rekatı size kaçırdığınız namazlar yerine sayılsın.
• O gün iftar etmeniz, fakirlere yedirmeniz için et pişirirseniz yanında hububat pişiriniz. Her tane için 10 bin sevap vardır, 10 bin günah silinir, 10 bin derece yükselir.
• Berat günü erzak alın, kap kacaklarınızı boş bırakmayın.Gelecek seneye kadar bereket vardır.
• O gün sadaka veriniz.
BERAAT GECESİ SELAVATLARI:
Berat gecesi 100 kere bu selavatı okuyan peygamberimizi rüyasında görür ve rüyasında görende şefaatine nail olur.
Allahümme salli ala ruhi seyyidina muhammedin fil ervahi ve salli ala cesedi seyyidina muhammedin fil ecsadi ve salli ala gabri seyyidina muhammedin fil gubur.
Bu selavat 70 Bin salata denktir.
"Allahümme salli ala seyyidina muhammedin nebiyyil ümmiyyil guraşiyyi bahri üvvarike ma'dini esrarike ve ayni inayetike ve lisani huccetike ve Hayri halgıke ve ehabbil halgi ileyke abdike ve nebiyyikellezi hatemte bihil embiyae vel mürseline ve ala alihi ve sahbihi ve sellim subhane rabbike rabbil izzeti amma yesifun veselamün alel mürselin. Velhamdülillahi rabbil alemin"
1000 senelik günah silinir, 1000 sene ibadet sevabı verir.
"La ilahe illallahü vela nabüdü illa iyyahü muhlisine lehüddine velev kerihel kafirun".
BERAT GECESİNİN FAZİLETLERİ:
Berat Gecesi “kısmet ve kader” gecesidir
Resulullah (asm) buyurdu ki:
“Şaban’ın yarısının gecesinde senenin tüm işleri kesin karara bağlanır. Yaşayacak olanlar, ölecek olanlardan ayrılıp yazılır.” (Suyuti)
Bir rivayette ise şöyledir:
“Şaban’ın yarısının gecesi, Allah-ü Teala ölüm meleğine, o sene öldürmek istediği her canlının ruhunu kabzetmesini vahiyde bulunur (isimlerini bildirir).” (Suyuti)
Berat Gecesi hikmetli işler birbirinden ayırt edilir
İbn-i Abbas'tan (ra) rivayet edildiğine göre, hikmetli işlerin birbirinden ayırt edilmesi şu şekilde cereyan etmektedir:
Bu seneden gelecek seneye kadar meydana gelecek olayların hepsi, ayrı ayrı melekler tarafından defterlere yazılır. Rızıklar, eceller, zenginlik, fakirlik, ölümler, doğumlar hep bu esnada kaydedilir. O yılki hacıların sayısı bile bu devrede takdir olunur. Herkesin ve her şeyin o sene içindeki mukadderatı kaydedilir.
Rızıkla alakalı defterler, Mikail’e (asm) verilir.
Savaşlarla ilgili defterler, Cebrail’e (asm) verilir.
Ameller nüshası, dünya semasında görevli melek olan İsrafil'e (asm) verilir ki; bu büyük bir melektir.
Ölüm ve musibetlerle ilgili defter de Azrail’e (asm) teslim edilir.
Fahreddin Er-Râzî"nin açıklamasına göre bu defterlerin düzenlenmesi Berat Gecesi’nde başlar, Kadir Gecesi’nde tamamlanarak her defter sahibine teslim edilir. (Hülâsâtü'l-Beyân)
Berat Gecesi “bir yıllık amellerin Allah’a (cc) arz edildiği” gecedir
Bütün kulların bir yıllık amelleri ve hayatları beraat gecesinde ilgili melekler tarafından Allah-ü Teala Hazretleri’ne arz edilir. Şöyle ki; Rad suresinin 11. ayetinde, İnfitar suresinin 10. 11. 12. ayetlerinde ve bu ayetlerde ilgili olarak Resulullah’ın (asm) açıklamalarından öğrendiğimize göre; her insanla ilgili olarak gece ve gündüz yirmişer melek görev yapmaktadır. Bu melekler Muhafız Melekleri ve Kiramen Katibîn (yazıcı) melekleridir. Bu melekler, Allah’ın (cc) emri gereği hayatını korudukları, yaptığı iyi ve kötü işlerini tespit ettikleri insanlarla ilgili olarak Allah-ü Teala’ya bilgi arz ederler. Bu bilgi arzı üç şekilde gerçekleşmektedir:
Günlük Arz: Bu arz, sabah ve ikindi namaz vakitlerinde olmak üzere günde iki defa yapılır. Zaten meleklerin nöbet değişimleri de bu vakitlerde olmaktadır.
Haftalık Arz: Pazartesi ve Perşembe günleri olmak üzere haftada iki defa yapılmaktadır.
Yıllık Umumi Arz: Berat gecesinden önceki bir yıllık hayatımızla ilgili verilen rapordur. (M. İsmail Fındıklı, Faziletleriyle Gün ve Geceler)
Berat Gecesi “şefaat” gecesidir
Bir rivayette bildirildiğine göre; Resulullah (asm) Şaban'ın onüçüncü gecesi ümmeti hakkında şefaat niyaz etti, üçte biri verildi. Ondördüncü gecesi niyaz etti üçte ikisi verildi. On beşinci gecesi niyaz etti, hepsi verildi. Ancak Allah'tan devenin kaçması gibi kaçanlar başka...
Zemzem kuyusunun bu gecede açık bir şekilde coşup çoğalması da bu manaları kuvvetlendiren kutsal bir işaret olarak yorumlanmaktadır. (Hak Dini Kur'an Dili)
Berat Gecesi “meleklerin bayram gecesi” dir
“Meleklerin gökyüzünde iki bayram gecesi vardır. Birisi “Berat” gecesi, diğeri “Kadir” gecesidir.” (Gunyet’üt Talibin)
Zira Müminlerin yeryüzünde iki bayramı olduğu gibi meleklerin de gökyüzünde iki bayramı vardır. Meleklerin bayramlarının gece olmasının, meleklerin uyumamasından, Müminlerin bayramlarının gündüz olması uyuma ihtiyaçları olduğundan dolayıdır.
Berat Gecesi “kefaret” gecesidir
Şaban ayının on beşinci gecesi (Berat Gecesi) bir yılın günahlarını, Cuma Gecesi bir haftanın günahlarını, Kadir Gecesi de bütün ömrün günahlarını giderir.
Berat Gecesi “mağfiret” gecesidir
"Allah Teala Şaban'ın on beşinci gecesi tecelli eder ve ana-babasına asi olanlarla Allah'a ortak koşanlar dışında kalan bütün kullarını bağışlar." (İbn-i Mace, Tirmizi)
Cebrail (as) gelip:
“Kalk namaz kıl ve dua et! Bu gece Şaban’ın 15. gecesidir.” dedi. Bu geceyi ihya edenleri Allah-ü Teâlâ affeder. Yalnız, müşrik (Allah’a şirk koşan), büyücü, falcı, cimri, kinci, içkici, faizci ve zina edeni affetmez.” (Taberani)
“Bu gece Şaban’ın on beşinci gecesidir. Allah Teala bu gecede Benî Kelb kabilesinin koyunlarının tüyleri sayısınca insanları cehennemden kurtarır. Ancak kendisine şirk koşanların, Müslümanlara karşı kin ve düşmanlık besleyenlerin, akrabaları ile münasebeti kesenlerin, gururlu ve kibirlilerin, ana-babasına asi olanların ve içki içmeye devam edenlerin yüzüne bakmaz. ” (Buhari, Tergib ve Terhib, Camiu’l Usûl)
Berat Gecesi “hayır ve iyilik” gecesidir
Hazret-i Aişe’nin (ra) Resulullah Efendimiz’den (asm) şöyle dinlediği anlatılmıştır:
“Allah-ü Teâlâ hayrı şu dört geceye dağıtmıştır:
Kurban bayramı gecesine.
Ramazan bayramı gecesine.
Şaban ayının orta (15.) gecesine. Bu gece Allah-ü Teâlâ ecelleri ve rızkı yazar. Hacca gidecekler bu gece yazılır.
Sabah namazı vaktine kadar arife gecesine.” (Gunyet-üt Tâlibin)
Berat Gecesi “duaların makbul olduğu” gecedir
“Beş gece vardır ki o gecelerde yapılan dua geri çevrilmez. Bunlar:
Receb’in ilk gecesi,
Şaban’ın yarı gecesi,
Cuma gecesi,
Ramazan ve Kurban bayramı geceleridir.” (Beyhaki)
Berat Gecesi Cenab-ı Hak dünya semasına tecelli eder
Cenab-ı Hak bu gece dünya semasına tecelli eder ve şöyle seslenir:
“İstiğfar eden yok mu, affedeyim ve bağışlayayım. Rızık isteyen yok mu, hemen rızık vereyim. Başına bir musibet gelen yok mu, hemen sağlık afiyet vereyim. Böylece tan yerinin ağarmasına kadar bu şekilde devam eder.” (İbn-i Mace)
Leyle-i Berat’ta okunan bir Kur'ân harfi, 10 bin harfe bedeldir
Berat Gecesi, 50 senelik ibadet sevabını kazandırabilir
Berat Gecesi, Kadir Gecesi kutsiyetindedir
“Apaçık beyan eden o Kitab’a (Kurân’a) yemin olsun ki, gerçekten biz onu mübarek bir gecede indirdik; şüphesiz ki biz, (mahlûkatı onda va‘d edilen azabımızla) korkutucularız.” (Duhan, 2-3)
(*)Burada geçen “mübarek gece”den maksat Kadir Gecesi veya Berat Gecesidir. Ancak, Kadir Suresindeki: “Şüphe yok ki biz, onu (o Kur’ân’ı) Kadir gecesinde indirdik!” mealindeki ayete binâen, âlimlerin bir kısmı birinci görüşü tercih ederken, bir kısmı da, “Katımızdan bir emirle, her hikmetli iş, onda (o gecede) ayırt edilir” mealindeki Berat Gecesi'nin hususiyetini tarif eden ayete binaen ikinci görüşü tercih etmişlerdir. (Nesefî)
Berat Gecesi zemzem kuyusunun suyu artar
Âdât-ı İlahiyyedendir ki, bu gece “zemzem” kuyusunun suyu artar. Şaban’ın gece yarısına “Mübarek, Beraet, Sâk, Rahmet” isimleri verilmiştir. (Kütüb-i Sitte)
Berat Gecesi beş haslete sahiptir
Berat Gecesi’nde beş haslet vardır:
Her mühim iş o gecede tefrik edilir.
O gece ki ibadetlerin fazileti büyüktür.
Rahmet-i ilahiye fezeyân eder.
Mağfiret gecesidir.
O gecede Peygamber Efendimize (asm) şefaat hakkının tamamı verilmiştir. Peygamberimiz, Şaban ayının on üçüncü ve on dördüncü geceleri ümmeti hakkında şefaat istediğinde kısım kısım verilmiş, fakat on beşinci gecede talepte bulunduğunda şefaatin tamamı ihsan buyrulmuştur. (Ebussûud) 
Kaynaklar:aktifhaber
                  biriz
                  sorusorcevapbul

Cebrailin Yeryüzüne En Hızlı 3 İnişi


Rabbim her zorlukla birlikte bir de kolaylık verirmiş. Bize düşen o kolaylığı görmek. O kolaylığı da ancak bir zorlukla karşılaştığımızda ‘Allah’tan gelen her şey güzel’ düşüncesi ile karşılaşırsak görüyoruz. Ne zaman bir zorluk yaşasam ve desem ki Rabbim senden gelen hayır da şer de hoş sonra fark ediyorum ki kolaylık da var. Ve fark ediyorum ki Allah sadece hayır veriyor şerri biz nefsimizden dolayı yaşıyoruz. Sonuçta insanız ve hiçbirimiz hatasız değiliz ve Rabbim bizi her halimizle seviyor. Bu pazar gününde inşallah herkes mutludur inşallah herkes Allahın sevgisini yüreğinde hissediyordur ve mutluluk duyuyordur.

Sürekli okuyan birisi olarak bugün yeni bir şey daha öğrendim. Paylaşmak en güzel mutluluk. Sizlerle de paylaşmak istiyorum.

Peygamber Efendimiz Cebrail (a.s) a sordu:
Ey cebrail hiç 7 kat semadan yeryüzüne korku ve dehşet içinde hızlıca indin mi?
Cebrail : evet Ya Muhammed 3 kez dediğin şekilde indiğim oldu.
bunun üzerine Peygamberimiz sordu : nasıl oldu anlat
1. si dedi Cebrail ,Hz.İbrahim ateşe atılırken Allah (c.c) bana dediki : Sor bakalım İbrahim'in bizden bi dileği varmıdır
O sırada ibrahim ateşe atılmış şekilde havada ilerliyor(o zaman mancılık yöntemiyle ateşe atmışlardı İbrahim Peygamberi)
Cebrail : hemen süratle indim yeryüzüne ve İbrahim e sordum ; Varmıdır Rabbinden istediğin birşey
İbrahim peygamber cevapladı: Çekil çekil...Rabbim den geldiyse Başım üstüne.
Bunun üzerine Yaradan emretti.Ateşe serin ol Yere yumuşak ol dedi.
Peygamber efendimiz ya 2. si diye sordu Cebrail'e
Cebrail (a.s) : yine İbrahim oğlu ismaili kurban edeceğinde bıçagın keskin yerini değil sırt tarafını İsmailin boğazına sürtüyordu kesmek için.
tam farkına vardı ve bıçağı ters çevirip ismailin boğazına değdireceği sıra Rabbim emretti.
Yetiş cebrail al şu iki koçu İbrahim bunları kurban etsin dedi.işte o sırada çok korktum yetişemeyeceğim diye ama şükürler olsun yetiştim dedi.
Peygamberimiz sordu :ya 3. sü Cebrail onuda anlat
Cebrail (a.s) : Ya RasulAllah onu ne sen sor ne ben söyleyeyim. Rabbime en yakın olduğum yerdeydim.kendi mekanımda ve 7 kat semanın en tepesi denebilir.Sen uhud savaşındaydın ve....
devam etmesini söyler Peygamberimiz :
Cebrail : Savaş sırasında darbe aldın.darbe alınca miğferinin demiri yanağına battı. Ashab geldi yanına ve sana olan terbiyesinden dirki o demiri eliyle değil ağzıyla yanağından hafifçe çekti çıkardı. İşte tam o sırada yanağından süzülen bir damla kan yere düştü düşecek...
Alemlerin Rabbi şöyle dedi: Yetiş Ey Cebrail.Eğer Resulümün Kanı yere düşerse and olsunki Yerde ve gökte birtek canlı bırakmam
Cebrail: işte o anda tüm gücümle yeryüzüne Uhud'a yöneldim.O kadar hızla indim ki .... Yanağından süzülen kan tam yere damlamak üzereyken yetiştim ve Kanadımın üzerine düşürdüm...Hamd olsun Rabbime...

Seytandan Allah'a Sıgınmak Nasıl Olmalıdır


Şeytan görünmeyen ve nereden geleceği bilinmeyen bir düşman olduğundan, onun desise ve vesveselerinden Allah’a sığınmak, bizim gibi aciz kullar için oldukça önemli bir husustur.
İnsan için şeytanın kendisinden kurtuluş yoktur. Kurtulmak demek imtihan sırrının kalkması demektir ki, bu da yaratılış hikmetimize zıt bir durumdur. Bundan dolayı şeytan hayatı boyunca ona musallat olur, vesvese vermeye çalışır. 

Resûl-i Ekrem (sav) bu hususta: "Sizden herbirinizin bir şeytanı vardır" buyurmuşlardır.

Mü'min için şeytantan kurtuluş bulunmamakla beraber, onu kendinden uzaklaştırmak ve zayıflatmak için çareler vardır. Resûl-i Ekrem (sav): "Yolculukta insan devesini zayıflattığı gibi, mü'min de şeytanını zayıflatabilir" buyurmuştur.

Şeytanın vesvesesi, Allah'ı anmak ve O'ndan yardım dilemekle giderilir. Felâk sûresinin tefsirinde Mücahid der ki: "Hannas olan Şeytan kalbe yerleşir. Allah'ı zikrettiği vakit toparlanıp kaçar, kalp gaflete dalınca yeniden faaliyete geçer. Âdeta karanlık ile aydınlığın çarpışması gibi çarpışıp dururlar. Aydınlığın gelmesiyle karanlığın gitmesi gibi, Allah'ı hatırlamakla Şeytan uzaklaşır. Bu sırra işareten Kur'an'da: "Şeytan onlara galebe çaldı da, Allah'ı zikri onlara unutturdu" (Mücadele, 19) buyrulmuştur."

Şeytanı Zayıflatma Yolu

Ebu Hüreyre anlatıyor:
"Bir gün bir mü'minin şeytanı ile bir kâfirin şeytanı karşılaşırlar. Kâfirin şeytanı yağlı, semiz, parlak ve temizdir. Mü'minin şeytanı ise, zayıf, pis, kirli ve çıplaktır. Kâfirin şeytanı, mü'minin şeytanına:
— Bu ne hâl? diye sorar. Mü'minin şeytanı:
— Ne yapayım, bir adama düştüm ki, adam yiyeceği zaman besmeleyi okur, ben aç kalırım. İçeceği zaman besmeleyi okur, ben susuz kalırım. Giydiği zaman elbiseyi besmele ile giyer, çıplak kalırım. Temizlendiği zaman besmele ile temizlenir, ben de pis kalırım, der. Bunun üzerine kâfirin şeytanı da:
— Ben öyle bir adam ile arkadaşım ki bunlardan hiçbirisine besmele getirmez. Yemesinde, içmesinde ve giymesinde ben kendisine ortak olurum, der." (Gazalî, İhyâ, III).

Şeytanın şerrinden Allah'a sığınmayla alakalı Kur'an-ı Kerim' de pekçok ayetler bulunmaktadır.

İşte bu konudaki ayetlerden bazıları: 

“Eğer şeytanın fitlemesi seni dürterse hemen Allah'a sığın. Çünkü O, işitendir, bilendir.” (7:200);
“Ve de ki: Rabbim! Şeytanların kışkırtmalarından sana sığınırım! Onların yanımda bulunmalarından da sana sığınırım, Rabbim!” (23:97-98.) 

Bu ayetlerde şeytanın, özellikle ibadet esnasında insana gizlice sokulup vesvese vereceğine ve kışkırtarak hayırlı işlerden alıkoyup günaha sevk edebileceğine işaret edilmektedir.

Özellikle Kuran okumaya başlandığı zaman insanın aklını, fikrini dağıtıp okuduğu Kurandan etkilenmesini önlemek için çeşitli vesveseler ortaya atan, hatta “böyle Kuran okunmaz” dedirterek, Kuran okumaktan vazgeçirmek ister. Onunbütün buy oyunlarına karşı da yine Allah’a sığınmamız isteniyor:

“Kur'an okuduğun zaman o kovulmuş şeytandan Allah'a sığın!” (Nahl, 16/98.) 

Burada istenen şey, Kuran okumaya başlamayacağımız zaman “Euzü billahi mine’ş-şeytan’ir-racim” diyerek, önce “Allah’ın rahmetinden uzaklaştırılmış ve cennetten kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım” duasını okumaktır. 

Özellikle ilim tahsil etmek ve ibadet yapmak isteyenler şeytanın tasallutuna karşı Allah’a sığınmalıdır. Ancak bu yolla o sinsi düşmanın şerrinden korunabilirler.

“Eğer şeytandan gelen kötü bir düşünce seni dürtecek olursa, hemen Allah'a sığın. Çünkü O, işiten, bilendir.” (Fussılet, 41/36) 

Şeytani düşüncelerin sınıfı ve sınırı yoktur. O her şeye karışmak, her şeyi bulandırmak ister ve kendisine uyduğumuz şeyler küçük de olsa bunlardan memnun olur. Çünkü onun ileriye dönük yatırımları vardır ve bunun daha büyüklerini yaptırmayı planladığı için önce ufaktan ufağa bizleri yoklar. Birinci günahı işlettiği zaman büyük bir zafer kazanmış gibi sevinerek çığlık atar. Zira şeytanın çağırdığı birinci basamağa çıkan ikinciye daha kolay ve daha rahat çıkacaktır. 

Şeytandan Allah’a sığınmak, sadece normal insanlara mahsus bir şey değildir. Ondan Peygamberler, veliler ve salih kimseler de Allah’a sığınmışlar, dua ederek onun rahmet kapısını çalmışlardır. Zaten Kuran-ı Kerimde; 

“De ki: Duanız olmasa, Rabbim size ne diye değer versin?” (25:77); 

“Bana dua edin, kabul edeyim. Çünkü bana ibadeti bırakıp büyüklük taslayanlar aşağılanarak cehenneme gireceklerdir.” (40:60.); 

“El açıp yalvarmaya lâyık olan ancak Odur. Onun dışında el açıp dua ettikleri onların isteklerini hiçbir şeyle karşılamazlar. Onlar ancak ağzına gelsin diye suya doğru iki avucunu açan kimse gibidir. Halbuki (suyu ağzına götürmedikçe) su onun ağzına girecek değildir. Kâfirlerin duası kuşkusuz hedefini şaşırmıştır.” (13:14) 

ayetleriyle müminler Allah’a dua etmeye ve ona sığınmaya davet edilmişlerdir. Şu da unutulmamalıdır ki, “Rızasını kazanmak için, korkarak ve umarak, gizlice, haddi aşmadan, darlık ve bolluk zamanlarında” (1) Allah’a dua etmek bizim için bir görevdir ve bunu Rabbimiz bizden istiyor. Zira dua, aynı zamanda bir ibadettir. 

(1) Bakınız: Ra’d, 7/55-56; Ra’d, 7/205-206; Kehf, 18/28; Secde, 32/16.

Kaynak : 
Arif Aslan, Şeytan - Cin - Melek, Nesil Yayınları
Merak Ettikleriniz, Mehmet Dikmen - Adem Tatlı, Cihan Yayınları


Creative Commons Lisansı
Bu eser Creative Commons Alıntı-Gayriticari-Türetilemez 4.0 Uluslararası Lisansı ile lisanslanmıştır. DMCA.com Protection Status