HAZRETİ MEVLANA etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
HAZRETİ MEVLANA etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Mevlana Hazretlerinden Bir Dua


hazreti mevlana
Ey gâibleri bilen Allah’ım! Bizi nefsin hileleri, kötü düşünceleri, kayaları altında ezme. Ey arslanlar yaratan Allah’ım! Eğer, biz bir köpeklik etti isek, nefs-i emmâre arslanını pusudan çıkarıp, üstümüze saldırtma. Aslında bize mânevî kuvvet veren, hoş, tatlı su gibi olan ibâdetlerimizi, iyiliklerimizi, yapılması zor, ateş gibi yakıcı gösterme. Hakikatte ateş olan ve bizi felâkete sürükleyen günahlarımızı, dünya sevgisini de, bize hoş, latîf su gibi sevdirme

Mevlana' dan Bir Dua

mevlana

Ey Allah’ım, bu gam ancak işlediğim günahın karşılığıdır. Allah’ım sen noksan sıfatlardan münezzehsin!
Zulümden, sitemden berîsin, temizsin; hiç suçsuz bir kişiye dert verir misin? Gam verir misin? Ben ne suç işledim, katî olarak bilmiyorum ama, başıma gelen derdin sebebinin bir günah olduğunu biliyorum. Allah’ım, sebebi nasıl örttü isen, lûtfet, o suçu da ört, gizle…

Kisi Kisinin Aynasıdır



Herkesin iyi özelliklere sahip olduğunu düşünmemle gurur duyuyorum çünkü ben onlara sahibim. Artık beni sonradan hayal kırıklığına uğratan hiçbir insana kızmayacağım çünkü onlar hiç değişmemiş ben önce kendimi görmüşüm …

Hz. Mevlana demiş ki kişi kişinin aynasıdır..
Çünkü kimse kendinde olmayanı karşısındaki insanda göremez. Kişi aslında kendisinde bulundurduklarını karşısında görür.

Bir gün, Fahr-i Kâinat Efendimiz (sallallahü aleyhi ve selem)in yanına azılı müşrik Ebû Cehil çıkagelir. Bir nazarıyla kışları bahar eden, varlığıyla el-Emîn olan, sohbetiyle güller derilen, susuşuyla ayrı bir asalet sergileyen İki Cihan Güneşi (aleyhisselam) Efendimiz, her zamanki nezaketiyle, mütebessim karşılar bu Peygamber düşmanını. Ebû Cehil ise her zamanki kabalığıyladır.
Ebû Cehil, bu dünyalar güzeline bakıp: ‘Ne kadar çirkin bir yüzün var ey Muhammed, Senden hiç hoşlanmıyorum’ der.
 Seyyidül Kevneyn (sallallahu aleyhi ve selem) Efendimiz: ‘Haklısın ya Ebu Cehil’ buyururlar gül lebi ve gül femiyle.
 Derken az sonra sâdık dost Ebû Bekir sıddîk çıkagelir. O da hayran hayran bakar, güzeller güzelinin dünyalar tatlısı yüzüne. Mübârek dudaklarından şunlar dökülür: ‘Ne kadar da güzelsin yâ RasûlAllah, gönüllere ferahlık veriyorsun. Dünyada senden daha güzelini görmedim.’
 Bu gerçeği, en yakın dostundan duyan İki Cihan Güneşi (aleyhisselam) Efendimiz, mesrûr bir şekilde : ‘Haklısın yâ Ebû Bekir, doğru söylüyorsuN’ buyururlar. Buna şahit olan o meclisteki insanlar: ‘Bu nasıl iş yâ RasûlAllah, hem Ebû Cehil’e hem Ebû Bekir’e haklısın buyurdunuz, oysa ki ikisi de birbirinin zıddı şeyler söyledi’ şeklinde soru yöneltince, insanlığın baş tâcı olan Mihenk (aleyhisselam) Efendimiz mükemmel bir cevap verir: ‘Ben bir aynayım, bana bakan, kendini bende görür.’

Kusun 3 Ögüdü (Hazreti Mevlana’dan Bir Oyku)


Bir zavallı kuş tuzağa düşmüş, hile ile yakalanmıştı. Kuş kendisini yakalayan avcıya,
''Ey efendi, sen hayatında birçok defa koyun ve sığır yemişsin, pek çok kere de develer kurban etmişsindir. Sen onların etleriyle bile doymamışken benimle hiç doymazsın.


Beni serbest bırakırsan sana üç öğüt veririm. Öğütlerime göre kararını verirsin.
Bu üç öğütten birincisini senin elinde iken vereceğim. İkincisini şu çatının üzerinde, üçüncüsünü de şu ağacın üzerine konduğumda söyleyeceğim.
Sen bu üç öğüdü işitmekten inan bana çok mutlu olacaksın.''
Avcı merakından kuşun teklifini kabul etti. ''Kuş elindeyken vereceğim öğüt şudur: ''Olmayacak sözü kim söylerse söylesin inanma.'' Sonra avcı onu bıraktı. O da uçup evin çatısına kondu. Orada da ikinci öğüdünü söyledi.
''Elinden kaçmış bir fırsat için üzülme. Âh vah edip hasret çekme.''
Kuş ikinci öğüdünü verdikten sonra uçup ağacın dalına kondu ve üçüncü öğüdünü söylemeden önce,
''Karnımda 10 dirhem ağırlığında çok kıymetli bir inci vardı. O inci, seni de çoluk çocuğunu da zengin ederdi. Ne yazık ki kısmetin değilmiş'' dedi.
Avcı, kuşun bu söylediklerini duyunca hamile kadının doğururken bağırması gibi feryat edip bağırmaya başladı. Kuş,
''Ben sana sakın elinden kaçan bir şeye üzülme demedim mi? Mademki elinden inci gitti, ne diye dövünüp duruyorsun? Sana verdiğim öğütleri anlamadın mı? Ben sana olmayacak bir şeyi kim söylerse söylesin inanma demiştim. Benim bütün ağırlığım üç dirhem gelmez. Karnımda nasıl 10 dirhemlik inci olabilir?''
Bu sözler üzerine adam biraz kendine gelir gibi oldu.
''Peki şimdi üçüncü öğüdünü söyle bakalım'' dedi. Kuş,
''Sana verdiğim iki öğüdü sanki tuttun da, benden üçüncü öğüdü istiyorsun. Uykuya dalmış bir kişiye öğüt vermek, çorak yere tohum ekmekten farksızdır. Aptallık ve cahillik yırtığı yama tutmaz diyerek'' uçup gitti.

Mevlana'dan Bir Dua

dua
Allah’ım! sen, canları, Yâsîn soyunun gittiği yoldan canlara ulaştır. Nasıl ki, duâ etmek bizden, kabul etmek senden ise, dualarımızı Yâsîn soyundan gelenlerin dualarına kat!
Allah’ım! nasıl ki, bizim işimiz az bir ihsanda bulunmak, Senin şanında azı çok görüp beğenmekse, lûtfet de, bize o çeşit yardımda bulun! Yani, azımızı çok olarak kabul buyur! Allah’ım, bizi nefsanî arzulardan, bedenimize ait isteklerden, şehvet ve hiddetten kurtar, akıl ve vicdan âlemine ulaştır! Bizi asıl vatanımız olmayan şu dünyadan al, ötelere, yücelere götür! 

Mevlana'nın Yorumuyla Dua


 Candan, gönülden söylenen güzel sözler, duâlar, niyâzlar, yakarışlar, Hakk’a doğru yükselir. Hakk’tan başka kimsenin bilmediği, bir yere kadar varır, ulaşır. Temizlenmiş ve arınmış olan nefeslerimiz, hoş sözlerimiz, yücelir, yücelir, bizden armağan olarak ölümsüzlük, sonsuzluk âlemine varır.
Sonra sözlerimizin, niyâzlarımızın sevabı, Allah’ın rahmeti eseri olarak kat kat çoğalarak bize gelir. Sonra da, kul, elde ettiklerine benzer sevabı, tekrar elde etsin diye, Allah, bize, yine onlara benzer sözler söyletir. İşte böylece, hiç durmadan, güzel sözler, ötelere yükselir, yücelere gider. Karşılığında rahmet iner, bu iki hal, sende, senin varlığında dâima olur durur.
Kendinde olmaksızın, istiğrâk hâlinde edilen duâ, bambaşkadır. O duâ, duâ edenin kendinden değildir, kendinde bulunanın duâsıdır. Daha doğrusu, o duâ, gönülde bulunan Hakk’ın sözleridir. Aslında o duâyı Allah etmektedir. Çünkü duâ eden kul, kendinde olmadığı için aradan çıkmıştır. O duâ da Allah’tandır, kabul edilişi de Allah’tandır. 
 (Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî)

Mevlana'dan Bir Dua Ornegi


Rabbimiz sana kavuşacağımız, seninle buluşacağımız gün bizi nurlandırdıkça nurlandır. Rabbimiz günahlarımızı affet, bize mağfiret elbisesi giydir!
Rabbimiz bizim insanlarla aramızda olan dargınlıklar, kırgınlıklar, ancak bedenimizin yüzündendir. Rabbimiz şu beden duvarının ötesindeki dostluk bahçesi, aşk bahçesi ne de güzel bir bahçedir, ne de hoş bir bahçedir. Rabbimiz şu duvarı kaldır da aradaki engel, aradaki düşmanlıklar yok olsun! Rabbimiz gerçekten de günahlarımız yüzünden senden utanıyoruz, özür dilemedeyiz 

Mevlana'dan Bir Dua


Ey ortağı, benzeri bulunmayan, pâk, kutsal Rabbimiz! Bize yardım et ve günahlarımızı bağışla. Bize ince, derin mânâlı, tesirli güzel sözler ilham et de, onlarla duâ ederek senin merhametini kazanalım.
Ya Rabbi! Duâyı ettiren, bizi sana yalvartan da sensin, duâyı kabul eden de sen. Ümit de, emînlik de, korku da, mehâbet de senden gelmektedir. Ey söz sultanı! Biz yanlış söyledi isek, sen düzelt. Her şeyin düzelticisi sensin. Allah’ım sen de öyle bir kudret, öyle bir güç var ki, onunla dilediğini, dilediğin şeye çevirirsin.


Creative Commons Lisansı
Bu eser Creative Commons Alıntı-Gayriticari-Türetilemez 4.0 Uluslararası Lisansı ile lisanslanmıştır. DMCA.com Protection Status