GUNYETÜ'T TALİBİN etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
GUNYETÜ'T TALİBİN etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Cennetteki Gelinler ve Ziyafetleri, Gunyet'üt-Talibin


Öbür alemde cennet ehli için gelinler olacaktır. Bu sebeple düğün şenlikleri ve ziyafetler olacaktır.
Gelinler cennete davet edilenler içindir. Zira, İzzet sahibi Yüce Allah, iyi kullarını selam yurduna davet etmiştir. Bu kulların; orada tenleri tazelenecek, kendilerine sonsuz ömür verielecektir.
Cennetteki düğün şenlikleri, oradaki damatlar için olacaktır.
Cennetteki ziyafetler ise.. ziyaretçilerine verilecektir.
Çünkü, cennetlikler kendi aralarında birbirlerini ziyaret edecekler; bu vesile ile ağırlanacaklardır.
Orada ülfet yerlerinde oturup konuşacaklar ve tuba ağacının gölgesinde toplantılar yapacaklardır.
Cennetlikler, peygamberleride ziyaret edip göreceklerdir.
Meleklerle dahi, oturup sohbet edeceklerdir.
Allah'ın selamı onların üzerine olsun.
(Rabb'im cennetine alsın bizleri inşaAllah dostlarım..)
Kaynak: Gunyet'üt-Talibin 12. Bölüm -Takva
sayfa:464 (Esseyyid Abdulkadir Geylani Hz.)
Yazan: Emine Kaya

Cennete ve Cehenneme Girme Sebepleri, Cennetin, Cehennemin ve Dünyanın Yaratılış Sebebleri


Bilesin ki..
Cehenneme girmenin başlıca sebebi: K ü f ü r d ü r ..
Orada azabın kat kat olması ve cehennemin dibini boylamanın sebebi ise.. yersiz ameller ve kötü huylardır.

Cennete girmenin başlıca sebebi ise: İ m a n d ı r..
Cennet nimetlerinin kat kat olması ve oranın yüksek dereceleri ise.. yararlı amellere ve güzel huylara bağlıdır.


Aziz Celil Allah cenneti yarattı; oradakilere sevap olması için, nimetlerle doldurdu..

Cehennemi yarattı. Oradakilere bir ceza olması için, içini afetlerle doldurdu.

Dünyayı da yarattı. Ancak dünyanın içini âfetlerle ve nimetlerle doldurdu. Ta ki dünyadakilere bir imtihan ve iptila ola...

Sonra Allah-ü Taâlâ halkı yarattı. Cenneti ve cehennemi de yarattı; ama halktan gizli olarak.. Onları halkına göstermedi..



Dünyada bulunan nimetler ve afetler, âhiret nimetinin ve azabının birer örneğidirler. Oradakilerin bir tadımlığıdır..

Allah-ü Taâlâ, yeryüzünde kulları arasından sultanlar yarattı. Bunlara öyle bir saltanat verdiki: Kalpleri onunla ürperte.. o saltanat sebebi ile insanlara sahib olalar.

Sultanların bu durumu ise..  Yüce Allah'ın iradesine, mülkün sahibi olduğuna, emrinin ve muamelesinin geçerlin olduğuna bir örnektir.

Allah-ü Teâla, bütün bunların haberini, bize kadar indirdi. Dünyanında ahiretinde misâllerini anlattı.
Gücünü, iradesini, ihsanını, yaptığı işleri, bir bir anlattı.
Üstte anlatılanların hemen her birine misaller getirdi.
Ve.. bu manadan olarak, şöyle buyurdu:

   وَتِلْكَ الْأَمْثَالُ نَضْرِبُهَا لِلنَّاسِ ۖ وَمَا يَعْقِلُهَا إِلَّا الْعَالِمُونَ
  
  - " Bu misalleri, insanlara getiriyoruz.Ama o misallere, ancak bilgin kimselerin aklı erer." Ankebût Suresi 43 ayet-i kerime)

Yüce Allah'ı bilen âlimler, onun katından gelen misalleri anlarlar.
Misal şu demeğe gelir:
- Gördüğün bir şeyin şekli ve sıfatı..



Allah-ü Taâlâ, bu misalle görmediğin şeyi sana göstermek ister. Baş gözünle görmediğini, kalp gözünle sana göstermek diler. Böylece, baş gözünün göremediğini kalp gözün görür.

Bu misal iledir ki: Kalbin; kendisine anlatılan melekût haberini, iki cihanın değişik haberleini, sultanlar sultanı Yüce Allah'ın haberini akıl yolu ile anlar..

Dünyada ne kadar nimet, istek duyulan her ne şey var ise..bunların hemen hepsi:  Cennetteki nimetlerin birer örneği tadımlığıdır.

Örnekleri burada görülen bu nimetlerin dışında öyle nimetler vardır.ki; ne bir kulak duymuştur. Ne de, bir beşer kulunun kalbine onu hatırlatmak gelmiştir.

Bu üstün nimetlerin kullara isimleri söylenecek olsa.. o isimlerin bir yararını göremezler. Zira, onların nasıl olacağına akılları ermez..  Burada, onların bir benzerini görmeleri de mümkün değildir. Zira, dünyada onların bir benzeride yoktur.

Şöyle diyelim:
- Cennetin yüz derecesi vardır. Dünyada ise.. ancak o yüz derecenin ancak üç tanesi misal yollu anlatıldı..

Anlatılan o derece misalleri de: Altın, gümüş ve nurdur..
Bunların dışında kalan derecelere akıl ermez. Aklın,onlara idrâk edip kavraması da zordur.
Sonra..
Dünyada bulunan şiddet ve azap ise.. öbür âlemin şiddetine ve azabına birer örnektir.
Ancak, öbür âlemde çok çok şiddetler va azaplar vardır ki : Onlara akıl ermez.
Öbür âlemde, cehennem ehli için meydana gelecek azaplar; Yüce Allah'ın gazabından meydana gelir.
Cennet ehli için, orada zuhur edecek nimetler ise.. Yüce Allah'ın rahmetinden meydana gelir.

Allah'ın kullarından her kim, dünyasından mübah cinsibir şey alıp yer ise.. o yediği şeyin şükrünü de eda eder ise.. buradakinden daha ince ve daha değişik bir şekilde onun için cennete nimetler hazır olur..

Her kim, dünyada iken, kendisine mübah olmayan bir şeyi alıp yer ise.. cennete onun benzeri şeyleri nefsine haram etmiş olur.

Her kim, üstte anlatılanları yalan sayar ise.. onun için cennet ve onda bulunanlar kendisi için haram olur..

Kaynak: Gunyet'üt-Talibin 12. Bölüm -Takva
sayfa:463-464 (Esseyyid Abdulkadir Geylani Hz.)
Yazan: Emine Kaya 
 





Talâk Suresi 5.ayet-i kerimenin tefsiri.. Esseyyid Abdulkadir Geylani hz.


Dünya hayatının bizi aldatmaması hakkında hep uyarı alıyoruz değil mi? Ayetlerde hadislerde... Allah bizi uyarıyor benim keremime güvenipte şeytan seni "Allah avf eder" diye gafa getirmesin.. aldanmayın aşağıdaki yazıyı lütfen anlayarak okuyalım.  Allah Razı olsun cümlemizden..


ذَٰلِكَ أَمْرُ اللَّهِ أَنْزَلَهُ إِلَيْكُمْ ۚ وَمَنْ يَتَّقِ اللَّهَ يُكَفِّرْ عَنْهُ سَيِّئَاتِهِ وَيُعْظِمْ لَهُ أَجْرًا


-"Bir kimse, Allah için takva sahibi olursa.. onun günahlarını kapatır; sevabını da artırır." (Talâk suresi 5.ayet-i kerime)

Sonra, Allah-ü Taâla sana tenbihte bulunup ayıktırdı. Ta ki: Rabb'ın keremine güvenip kalmayasın; onu unutup gaflete dalmayasın. Gösterdiği yolu görmez; âyetlerini duymaktan yana da sağır olmayasın. Bilhassa, öğütlerini ve çekici emirlerini dinlemekten yana..

Üstte anlatılan manada, Allah-ü Taâla şöyle buyurdu.
 يَا أَيُّهَا الْإِنْسَانُ مَا غَرَّكَ بِرَبِّكَ الْكَرِيمِ

- "Ey insan, kerem sahibi Rabb'ına karşı seni ne alldattı?.." (İnfitâr Suresi 6.ayet-i kerime)


  يَا أَيُّهَا الْإِنْسَانُ مَا غَرَّكَ بِرَبِّكَ الْكَرِيمِ



- "O seni yarattı; seviyeli kıldı ve mutedil eyledi.." (İnfitâr Suresi 7.ayet-i kerime)



Yüce Allah, zatını keremle anlattı; ta ki: O'nun için yaptığın amellerden geri kalmayasın. O'nun yakınlığından kaçıp yarattıkları ile meşgul olmayasın..

Daha sonra, senin durumunu anlattı. Şöyleki:

Seni O yarattı. Hiç yokken vücud verdi. Hiç bir şey değilken seni hayata kavuşturdu. Muhtaç durumda iken, seni zengin eyledi. Zayıftın kuvvetlendirdi.

Daha önce, hiç bir şey görmüyordun; sana yarayan şeyi o gösterdi.

Bilgisizdin; sana pekçok şeyi belletti.

Sen, şaşırmış bir halde iken, sana hidayet edip doğru yolu gösterdi.

Şimdi soralım:

O'nun geniş rahmetini neden istemekten geri durup oturdun?.

Seni, Yüce Allah'ın taatına karşı tenbel bırakan nedir?.



Halbuki bu taat, sana dünya hayatında şeref verecek; âhirette ise saadete ulaştıracak; üstün derecelere çıkaracaktır.

Bu dünya hayatına razı mı oldun?.

Hayırlı şeyi verip düşük bir şeyi mi alıyorsun?. Bunun için mi, dünyayı ve dünya adamlarını tercih ettin?.

Dünyanın, sana görünen süsünde bir dayanma yoktur. Bilhassa firdevs cennetinin nimetlerine karşı.. Oradaki; peygamberlerle, sıddıklarla, şehitlerle arkadaşlık karşısında dünya süsünün ne değeri olur ki?..

Şu ayet-i kerime, bilhassa anlattığımız manada önemlidir:


  أَرَضِيتُمْ بِالْحَيَاةِ الدُّنْيَا مِنَ الْآخِرَةِ ۚ فَمَا مَتَاعُ الْحَيَاةِ الدُّنْيَا فِي الْآخِرَةِ إِلَّا قَلِيلٌ



- "Âhireti bırakıp dünya hayatına razı mı oldunuz?. Halbuki, dünya eşyası, âhiretinkinin yanında pek küçük kalır." (Tevbe Suresi 38.ayet-i kerime)

Diğer ayet-i kerimede ise Allah-ü taâlâ şöyle buyurdu:
بَلْ تُؤْثِرُونَ الْحَيَاةَ الدُّنْيَا
 وَالْآخِرَةُ خَيْرٌ وَأَبْقَىٰ 


- "Siz, dünya hayatını tercih ediyorsunuz. Halbuki âhiret hayırlı ve daha devamlıdır." (Â'lâ Suresi 16-17.ayet-i kerimeleri)

فَأَمَّا مَنْ طَغَىٰ
وَآثَرَ الْحَيَاةَ الدُّنْيَا
فَإِنَّ الْجَحِيمَ هِيَ الْمَأْوَىٰ



- "Her kim azar da, dünya hayatını tercih eder ise.. cehennem onun evidir.." (Nâz'ât Suresi 37-38-39. ayet-i kerimeler)



Kaynak: Gunyet'üt-Talibin 12. Bölüm -Takva

sayfa:461-462 (Esseyyid Abdulkadir Geylani Hz.)

Yazan: Emine Kaya

Huzeyfe b.Yeman'ın (r.a) Bakara Suresi 177 açıklaması, Enes b. Malik'in rivayeti


-"İyilik, namazda iken yüzünüzü doğuya batıya çevirmeniz değildir. Asıl iyilik; Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitaba ve peygamberlere iman eden kimsenin iyiliğidir. 
Sonra o, mala karşı sevgisi olmasına rağmen; akrabalara, yetimlere, yolda kalmışlara, dilencilere, kölelere verendir.
Sonra namaz kılar; zekât verir.
Bu arada, sıfatları anlatılan kimseler; bir söz verdikleri zaman sözlerini tutarlar. Sıkıntı, hastalık halinde ve savaş zamanlarında sabrederler..
İşte sözlerinde doğru olanlar bunlardır..
İşte takva sahibi olanlar bunlardır." (2/177)

Ahiretin rahatını isteyen hemen herkese, islâm sınırlarını korumak ve bütün parçaları ile emirlerini yerine getirmek gerek..

Huzeyfe b. Yeman'dan anlatıldığına göre:

- "Ey iman edenler, hep birden islâma girin.." (2/208)
Meâline gelen âyeti kerime üzerinde şöyle bir açıklama yapmıştır:

-İslâm, sekiz paydan ibarettir. Şöyle ki:
Namaz bir paydır, zekât bir paydır, oruç bir paydır, hac bir paydır, umre bir paydır, cihad bir paydır, kötülüğü yasak etmek bir paydır..
Bunlardan yana bir pay sahibi olmayana yazıklar olsun..

Asım Ahvel yolu ile gelen rivayette; Enes bin Malik r.a Rasulullah Sallallahü Aleyhi Ve Sellem Efendimizin şöyle buyurduğunu anlattı:
- "İslâm'ın misali, yerinde sabit duran bir ağacın misalidir.
Allah'a iman, o ağacın gövdesidir.
Beş vakit namaz o ağacın kollarıdır.
Ramazan orucu o ağacın kabuğudur.
Hac ve umre o ağacın taze meyveleridir.
Namaz abdesti ve boy abdesti o ağacın suyudur.
Ana babaya iyilik etmek, akraba ziyareti yapmak da o ağacın dallarıdır.
Haram şeylerden sakınmak o ağacın yapraklarıdır.
Yararlı ameller o ağacın meyveleridir.
Allah zikri o ağacın damarıdır."

Daha sonra Rasulullah Sallallahu Aleyhi Ve Sellem Efendimiz şöyle buyurdu:
- " Ağacın güzel olması ve yararlı hale gelmesi nasıl yeşil yaprakları ile olmakta ise.. İslâmın güzelliği de, haramlardan sakınmak ve yararlı amelleri işlemekle olur." 
  
Kaynak
Gunyetü't Talibin Esseyyid Abdulkadir Geylani Hazretleri
12. bölüm TAKVA
sayfa: 473-474
Yazan : Emine Kaya 
   
 

Besmelenin duâsı..



Allah-ü Teâlâ, şeytana muhalefet edene, isyandan uzak durana, cehennem ateşinden kendini koruyana merhamet eylesin. Bir de, iyiliği artırıp Rahman Allah'ın zikrini çoğaltırsa..
Bismilllah (Allah'ın adı ile) şöyle der:
-Allah'a güvenen kimseye, Allah'a  yönelene, Allah'a tevekkül edene, Allah rahmet eylesin..
Bismillah (Allah'ın adı ile) şöyle diler:
-Dünyaya karşı gani gönüllü olana, âhirete karşı hevesli bulunana, eziyetlere sabır edene, nimetlere şükür edene, Mevla'nın zikri ile meşgul olana Allah rahmet etsin.
Bismillah (Allah adı ile) der ki:
-Putlardan uzak durana, dünyalığını yeteri kadarına kanaat edene, hiç ölmeyen Hayy zatın zikrini vazife bilene ve :
-Bismillah..(Allah adı ile..)
Diyene Allah rahmet eylesin..

Kaynak
Gunyetü't Talibin Esseyyid Abdulkadir Geylani
10. bölüm  sayfa:362-3
Yazan : Emine Kaya

İlk Emirler Sırasıyla..

Bu yazımda merâk edilen bir konuyu özetleyerek pratik bir dil ile anlatmaya çalıştım inşaallah faydalı olmuştur..
Hiç bir siteden alıntı değildir. Kitaplığımdan Gunyet'üt Tâlibin (Hakkı Arayanların Kitabı ) adlı Abdulkadir Geylani Hazretlerinin yazdığı eserden faydalanarak yazdım..  Umarım dualarınızda beni unutmazsınız..



Allah-ü Teala'nın ilk emri kelime-i tevhidi söylemekti:
- La ilahe illallah Muhammedün Rasülüllah (Allah'tan başka ilah yoktur. Muhammed O'nun Rasülüdür.)

Diyeceklerdi. Buna şehadet ettikleri takdirde cennete girecekleri hususunda kendilerine teminat verildi.. (hatırlayalın ilk biatta peygamberimize Abdurrahman bin Avf soruyor " karşılığında bize ne var?" " cennet var" diye cevap veriyor.) Müminler itaatle kabul ettiler.

Bundan sonra onlara iki vakit namaz emredildi.
a)Güneş doğmadan evvel iki rekât kılacaklardı..
b)Güneş battıktan sonra iki rekât kılacaklardı..

Bundan sonra müminlere beş vakit namaz emredilecekti..
Daha sonra Efendimiz (sav) hicretinden sonra beş vakit namaz emri geldi.

Bundan sonra müslümanlara zekât emri..

Oruç durumu da şöyledir:
Önce aşura günü oruç tutma emri geldi.
Bundan sonra her aydan üç gün oruç tutmaları emri geldi..
Daha sonra, ramazan ayının tümünü oruçlu tutmaları emri geldi..

Bu emirlerden sonra cihad emri geldi..

Daha sonra hac vazifesi verildi..

Ne zaman ki emir ve yasakların tümü geldi. Allah (cc) Veda haccında şu ayeti kerimeyi indirdi..

-"Bugün sizin dininizi kemâle erdirdim..." Maide suresi 3 ayet (son inen ayettir zaten)

Hazret-i Ömer bin Hattab'dan şöyle anlatıldı..


-Bu ayetin nazil olduğu gün cuma idi. Arafat'ta iken arefe günü geldi..
Biz Rasülüllah (sav) ile Arafat'ta vakfeye durmuştuk. Allah'a hamd olsun o günlerin ikiside bizim için bayramdır. Dünyada tek müslüman kalıncaya kadar o günlerin bayram oluşu devam edecektir.

Şöyle bir detay var:
Allah-ü Tealâ, diğer peygamberlere inen kitapları bir defada indirdi. Kur'an-ı Kerim-i ise parça parça indirdi..

Soruldu geliş itibari ile hangisi iyi?
Şöyle cevap verildi..
- Kur'an-ı kerim'in geliş durumu daha iyi..
Şunun için ki: Allah-ü Teala Tevrat'ı bir kerede indirdi. İsrailoğulları onu kabul ettiler. Amma, onun azı ile amel ettiler. Ondaki emir ve yasaklar kendilerine ağır geldi..
Bakara suresi 93. ayet-i kerime'de onların halleri şöyle anlatıldı..
-" Dinledik asi geldik.."
    Dediler.."

İşte Kur'an-ı Kerim parça parça ve alıştıra alıştıra geldi..

Bir düşünün içkinin yasaklanması bile dört ayet aralıklarla ve alıştıra alıştıra olmuştur...Diğer emir ve yasaklarda böyle alıştıra alıştıra..


  


   
  
 


Creative Commons Lisansı
Bu eser Creative Commons Alıntı-Gayriticari-Türetilemez 4.0 Uluslararası Lisansı ile lisanslanmıştır. DMCA.com Protection Status