KUR'AN KERİM BİLGİLERİ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
KUR'AN KERİM BİLGİLERİ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Mekki ve Medenî Sûreler:



Mekki ve Medenî Sûreler:

Ayet-İ kerimelerin mekkî ya da medenî oluşlarını tayin oldukça kolay ol­makla birlikte aynı kolaylık sûreler için maalesef söz konusu olmamaktadır. Genellikle kısa sûrelerin bir defada bir yerde nazil olduğu düşünülebilirse de uzun ve hattâ yüzlerce âyetten oluşan sûrelerin bir defada ve bir yerde nazil olmuş olmaları mümkün değildir. Buna binaen nüzulü Mekke-i Mükerreme'de başhyarak Medine-i Münevvere'de de âyetleri inmeye devam eden ve Medine-i Münevvere'de inmesi tamamlanan birçok sûre vardır. Sûreleri mekkî ya da me­denî oluşlarında âlimler arasındaki ihtilâf da buradan gelmektedir. Ancak inme­ye başlaması zamanı nazar-i itibara alınarak mekkî-medenî tesbitinde Kur'ân'in 93 sûresinin Mekke-i Mükerreme'de, 21 sûresinin de Medine-i Münevvere'de inmiş olduğunu söylemek mümkündür.

Sûreleri, nazil oldukları tarihe göre şöyle tasnif etmek mümkündür:

a) Mekke devrinin ilk beş senesinde nazil olan sûreler altmış sûre olup şun­lardır: Fatiha (1), Isrâ (17), Kehf (18), Meryem (19), Tâhâ (20), Enbiyâ (21), Kaf (50), Zâriyât (51), Tûr (52), Necm (53), Kamer (54), Rahman (55), Vakıa t 56), Mülk (67), Kalem (68), Hakka (69), Meâric (70), Nûh (71), Cinn (72), Müzzemmil (73), Müddessir (74), Kıyâme (75), İnşân (76), Mürselât (77), Nebe' (78), Nâziât (79), Abese (80), Tekvîr (81), İnfıtâr (82), Mutaffifîn (83), İnşikak (84), Bürûc, 85), Târik (86), Alâ (87), Ğâşiye (88), Fecr (89), Beled (90), Şems (91), Leyi (92), Duhâ (93), İnşirah (94), Tın (95), Atak (96), Kadr (97), Beyyine (98), Zilzâl (99), Adiyât (100), Kâria (101), Tekâsür (102), Asr i 103), Hümeze (104), Fîl (105), Kureyş (106), Mâûn (107), Kevser (108), Kâfirûn (109), Mesed (111), İhlâs (112), Felak (113), Nâs (114).

b) Mekke devrinin ortalarında yani bi'setin 5-10 yıllan arasında nazil olan sûreler on yedi olup şunlardır: Ankebût (29), Rûm (30), Lokman (31), Secde (32), Sebe* (34), Fâtır (35), Yâsîn (36), Sâffât (37), Sâd (38), Zümer (39), Mü'min (öâfır 40), Fussılet (veya Secde 41), Şûra (42), Zuhruf (43), Dühân ı44), Câsiye (45), Ahkâf (46).

c) Mekke devrinin sonlarında yani bu devrenin son üç senesi nazil olan sû­reler on beş olup şunlardır: En'âm (6), A'râf (7), Yûnus (10), Hûd (11) Yûsuf (12), Ra'd (13), İbrahim (14), Hıcr (15), Nahl (16), Hacc (22), Mü'minûn, 23), Fürkan (25), Şuarâ' (26), Nemi (27), Kasas (28).

d) Medine devrinin ilk iki senesi yani hicretin birinci ve ikinci senesi nazil olan sûreler altı olup şunlardır: Bakara (2), Enfal (8), Muhammed (Kıtal 47), Saff (61), Cum'a (62), Teğâbün (64).

e) Hicretin üçüncü ve dördüncü yıllarında üç sûre nazil olmuştur. Bunlar: Alu İmrân (3), Mücâdile (58) ve Haşr (59) sûreleridir.

f) Hicretin 5-8. senelerinde dokuz sûre nazil olmuştur. Bunlar: Nisa' (4), Maide (5), Nur (24), Ahzâb (33), Fath (48), Hadîd (57), Mümtahıne (60), Münâfikûn (63) ve Talâk (65) sûreleridir.

g) Hicretin dokuzuncu ve onuncu yıllarında da şu dört sûre nazil olmuştur: Tevbe (9), Hucurât (49), Tahrîm (66), Nasr (110). [1]

Sûrelerin, sahabe ve tabiûndan gelen nakiller dışında mekkî veya medenî oluşlarını tayinde alimler onlardaki bazı üslûb özelliklerinden de yararlanma yoluna gitmişler ve mekkî sûrelerin ortak özelliklerini şöyle tesbit etmişlerdir:

a) İçinde secde âyeti bulunması.

b) Bakara ve Alu İmrân hariç olmak üzere başında hurûf-ı mukattaa bulun­ması.

c) Bakara hariç içinde Adem ve İblîs kıssasına yer verilmesi.

d) Bakara hariç geçmiş peygamberlerin ve ümmetleri ile mücadelelerinin anlatıldığı kıssalara yer verilmesi.

e) Bazı istisnalarla içinde "Ey insanlar!" hitabı bulunması.

f) İçinde "Kellâ" lâfzı bulunması

g) Muhteva olarak tevhid, nübüvvet, âhiret gibi itikadı konulara yer veril­mesi.

Yine bu kabilden olarak: Hadlerden ve miras paylarından bahseden, Ankebût Sûresi hariç olmak üzere münafıklardan bahseden, bazı istisnalarla birlikte "Ey iman edenler!" hitabı bulunan sûrelerle genel olarak ibadet ve mu­amelâttan, yahudi ve hristiyanların bâtıl inançlarından cinayetlerinden, mukad­des kitapları tahrif etmelerinden bahseden sûreler de medenî sayılabilirler.[2]

* * *

Bu eserin hazırlanmasında el-Kütübü's-Sitte'ye (Dârimi’nin Sünen'i, İmam Malik'in Muvatta'ı ve Ahmed ibn HanbePin MüsnedM ile birlikte el-Kutubu't-Tis'a) ek olarak gerek rivayet ve gerekse dirayet tefsirlerinden büyük bir çoğun­luğu taranmıştır. Bazan müracaat edilen eserler bir yana bırakılacak olursa baş­tan sona taranan eserleri şöylece sıralıyabiliriz:

1. Ebu'l-Hasen Ali ibn Ahmed el-Vâhıdî, en-Neysâbûrî, Esbâbu'n-Nuzûl, Beyrut (Dâru MektebetuH-Hilâl) 1985 (İkinci baskı).

2. Celâluddin Abdurrahman ibn Ebî Bekr es-Suyûtî, Lübâbu'n-Nukûl fî Esbâbi'n-Nuzûl (Tefsîru'l-Kur'âni'l-Azîm Tefsîru'l-Celâleyn hamişinde), Kahi­re (el-Mektebetu't-Ticâriyye el-Kubrâ), tarihsiz.

3. İbn Hİşâm, es-Sîretu'n-Nebeviyye, tahkik: Mustafa es-Saka, İbrahim el-İbyârî ve Abdu'l-Hafîz Şelebî, Beyrut (Dâru İhyâi't-Turâsi'l-Arabî, 1391/1971 (Üçüncü baskı).

4. Ebu Abdurrahman Mukbil ibn Hâdî el-Vâdi'î, es-Sahîhu'1-Musned min Esbâbi'n-Nuzûl, Kahire (Mektebetu İbn Teymiyye), 1408/1987.

5. Abdülfettâh el-Kâdî, Esbâbu'n-Nüzûl mine's-Sahâbe ve'1-Müfessirîn, Kahire tarihsiz (Birinci Baskı)

6. Ebu Ca'fer Muhammed ibn Cerîr et-Taberî, Câmiu'l-Beyân fî Tefsîri'l-Kur'ân, Dâru'l-Ma'rife, Beyrut 1398/1978 (el-Matbaatu'î-Kubrâ el-Emîriyye Bulak-Mıstr 1323 baskısından ofset).

7. el-Hâfız İbn Kesîr, Tefsîru'1-Kur'âni'l-Azîm, tahkik: Dr. Muhammed İb­rahim el-Bennâ, Muhammed Ahmed Aşûr, Abdu'1-Azîz Guneym, Kahraman yayınları, İstanbul 1985.

8. Ebu'l-Ferec Cemaleddin Abdurrahman ibn Ali ibn Muhammed el-Cevzî el-Kuraşî el-Bağdâdî, Zâdu'l-Mesîr fi Îlmi't-Tefsîr, el-Mektebu'1-İslâmî, Dimaşk ve Beyrut 1385/1965 (Birinci baskı).

9. Abdurrahman ibnu'l-Kemâl Celâluddîn es-Suyûtî, Tefsîru'd-Durru'l-Mensûr fi't-Tefsîri'1-Me'sûr, Dâru'1-Fikr, Beyrut 1409/1988 (İkinci baskı).

lO. Ebu Abdullah Muhammed ibn Ahmed el-Ansârî el-Kurtubî, el-Câmiu li-Ahkâmi'1-Kur'ân, Dâru'l-Kutubi'l-İlmiyye, Beyrut 1408/1988, (Birinci baskı).

11. el-İmam el-Fahr er-Râzî, et-Tefsîru'1-Kebîr, Dâru'l-Kutubi'l-İlmiyye, Tahran tarihsiz.

12. Şihâbuddîn es-Seyyid Mahmûd el-Alûsî el-Bağdâdî, Rûhu'I-Ma'ânî fî TefsîriYl-Kur'âni'l-Azîm ve's-SebYl-Mesânî, İhyâu't-Turâsi'l-Arabî, Beyrut tarihsiz.

13. Nizamuddîn el-Hasen ibn Muhammed en-Neysâbûrî, Garâibu'l-Kur'ân ve Rağâibu'l-Furkân (Taberî Tefsiri kenannda), Kahire, Bulak 1323.

14. Abdurrahman ibn Muhammed ibn Mahlûf es-Seâlibî, el-Cevâhiru'l-Hısân fî Tefsiri'1-Kur'ân, Beyrut tarihsiz,

15. Izzuddîn Ibnu'I-Esîr Ebu'l-Hasen Ali ibn Muhammed el-Cezerî, Usdü'l-öâbe fî Ma'rifeti's-Sahâbe, Tahkik: Muhammed İbrahim el-Bennâ, Muhammed Ahmed Aşûr, Mahmud Abdülvehhâb Fâyid, Kahire, tarihsiz (Dâru'ş-Şa'b neşri).

16. Taberânî, el-Mu'cemu'1-Kebîr, tahkik: Hamdi Abdülmecid es-Selefî, Bağdad 1979.[3]






[1] Kaynak: Ömer Rıza Doğrul. Tanrı Buyruğu Kur'ân-ı Kerimin Tercüme ve Tefsiri, Ahmet Halit Yaşaroglu Kitapçılık ve Kâğıtçılık. C. 1. s. X-XII.


[2] Bedreddin Çetiner, Esbab-ı Nüzul, Çağrı Yayınları: 1/8-10.


[3] Bedreddin Çetiner, Esbab-ı Nüzul, Çağrı Yayınları: 1/10-11.

Fatihanın nüzul sebebi,Fatiha Nerede İndi?,Fâtiha'yı İndiren Melek:


FATİHA SURESİ

Fatihanın nüzul sebebi hakkında alimler ihtilafa düştüler. Çoğuna göre Kur'an'dan ilk nazil olan sûrelerden biri olarak Mekke'de nazil olmuştur.

1- Ebû Osman Said b. Muhammed b. Ahmed ez-Zahid, dedesinden, o Ebû Amr el-Hıyerî'den, o İbrahim b. el-Haris ve Ali b. Sehl b. el-Muğire'den, onlar da Yahya b. Ebî .Bükeyr'den, o İsrail'den, o Ebû İshak'tan, o da Ebû Meysere'den bize haber verdi:

-"Rasulullah (s.a.v.) ortaya çıktığında kendisine 'Ya Muhammed" diye nida eden bir münadiyi işitti. Sesi işitince korka korka yürüdü. Varaka b. Nevfel de kendisine dedi ki:
-"Nida eden sesi işittiğinde sana ne dediğini işitinceye kadar sağlamca dur." Yine Rasulullah (s.a.v.) görünce -"Ya Muhammed" diye aynı sesi duydu ve
-"emrine hazırım" buyurdu. Seslenen dedi ki:
-"Allah'tan başka hiçbir ilah olmadığına ve Muhammed'in Allah'ın elçisi olduğuna şahidlik ederim de." Sonra aynı ses O'na Fatiha Sûresi'ni sonuna kadar okudu."

2- Şu haber de Ali b, Ebî Talib'in rivayetidir.

Ebû İshak Ahmed b. Muhammed el-Müfessir, Hasan b. Cafer el-Müfessir'den, o Ebu'l-Hasan b. Muhammed b. Mahmud el-Mervezî'den, o Abdullah b. Mahmud es-Sadi'den, o Ebû Yahya el-Kasrî'den, o Mervan b. Muaviye'den, o A'la b. el-Müseyyib'den, o Fudayl b. Amr'dan, o da Ali b. Ebî Talib'den Ali'nin şöyle dediğini bize haber verdi:

-"Fatiha-i Kitab, Arş'ın altındaki bir hazineden Mekke'de nazil oldu."

3- Bir önceki isnada göre Sa'di'den, o Amr b. Salih'ten, o babasından, o Kelbî'den, o Ebû Salih'ten, o da İbn Abbas'tan şöyle dediğini bize haber verdi:

-"Peygamber (s.a.v.) Mekke'de kaim oldu da "Bismillahi’r-Rahmani’r-Rahim, el-hamdu lillahi Rabbi’l-âlemin" dedi. Bunun üzerine Kureyş: "Allah, ağzını kapatsın" veya bunun gibi birşey söyledi.
Bu haberi Hasan ve Katade söyledi.

4- Mücahid'e göre de Fatiha Medine'de nazil olmuştur.
Hüseyn b. Fadl dedi ki:
"Her alim yanılabilir. Bu da Mücahid'in bir yanılmasidır. Zira o bu sözde yalnız kalmışur. Alimler aksini söylüyorlar. Fatiha'nın Mekke'de nazil olduğuna kesin olarak hüküm veri­lecek delillerden biri de "Andolsun biz sana tekrarlanan yediyi ve yüce Kur’an’ı verdik." âyeti veya Fatiha'dır."

5- Muhammed b. Abdirrahman en-Nahvî, Muhammed b. Ahmed b. Ali el-Hıyerî'den, o Ahmed b. Ali b. el-Müsenna'dan, o Yahya b. Eyyub'dan, o İsmail b. Cafer'den, o el-A'la'dan, o babasından, o da Ebû Hureyre'nin şöyle dediğni bize haber verdi:

-"Ubeyy İbn Ka'b, kendisine Ümmü'I-Kur'an'ı okuduğu esnada Rasulullah (s.a.v.) buyurdu ki:
-"Hayatım kudret elinde olan Allah'a yemin ederim ki Allah bunun bir mislini, ne Tevrat'da, ne İncil'de, ne Zebur'da, ne de Kur'an'da indirmiştir. Şüphesiz o bana veri­len Seb'ul-Mesani (namazın her rekatında tekrar tekrar okunan yedi âyet) ve büyük Kur'an'dır."
el-Hicr Sûresi ittifakla Mekke'de nazil olmuştur. Bu âyet de bu sûrenin içinde­dir. Dolayısıyla Allah Teala Peygamberine Mekke'de bulunurken Fatiha'yı vermekle ih­san edip, sonra da onu Medine'de indirmiştir. Rasulullah (s.a.v.)'ın Fatiha'yı okumaksızın, namaz kılarak Mekke'de on küsur sene yaşadığını söylememiz mümkün değildir. Bu iddia akılların kabul edemeyeceği şeyler cümlesindendir.

Bu sûrenin nüzûlu hakkında âlimler üç görüş zikretmişlerdir:
Birinci görüş: Bu sûre mekkîdır.
1- Salebi, senedi ile, Hz. Ali’nin şöyle dedlğini rivayet etmiştir.
"Fatiha sû­resi, Arşın altındaki hazinelerden inmiştir."
Sa'lebî bu­nun peşi sıra. âlimlerin çoğunun bu görüşte olduğunu söylemiştir.

2- Yine Sa'lebî, senedi ile. Amr b. Şurahbil’in şöyle dediğini rivayet etmiştir.
"Kur'ân’dan ilk nazil olan Fatiha Sûresı'dir."

3- (Vahyin başlangıcında) Hz. Peygam­ber (s.as.), Hz- Hatîce (r.a.)’ye gizlice şöyle dedi:
"Bana bir şeyin karışmasından (yani aklıma bir halel gelmesinden) endişeleniyorum." Bunun üzerine, Hz. Hatice,
"O nedir?" dedi. Hz. Peygamber (s.a.s.) şöyle dedi:
"Yalnız kaldığımda, "oku" diye bir ses duyuyorum." Sonra Hz. Peygamber Varaka b. Nevfel'e gitti ve bu du­rumu ondan sordu da, O, Peygamber (s.a.s.)'e şöyle dedi:
"Sana ses geldiğinde dur." Böylece Cebrail (a.s.), Hz. Rasûl'e geldi ve O’na “Bismillahirrahmanirrahim, el-hamdulillahi Rabbi’l-‘alemîn” dedi.

4- Sa'lebî, senedi ile birlikte, Ebu Sâlih'den, O'nun da İbn Abbas (r.a.)dan rivayet ettiğine göre, İbn Abbas (ra.) şöyle demiştir:
“Hz. Peygamber (s.a.s.) kalktı ve hemen “Bismillahirrahmanirrahim” dedi. Bunun üzerine Kureyşlıler,
"Allah ağ­zını kırsın" dediler.”

İkinci görüş: Bu sûre. Medîne'de nazil olmuştur.
1- Sa'lebî senedi iıe birlikte, Mücâhid'den, şöyle dediğini rivayet etmiştir:
"Fatiha Sûresi, Medîne'de nazil oldu."
2- El-Hüseyin b. El-Fadl şöyle demiştir: "Her âlimin bir hatası olur. Bu da Mücâhid’in hatasıdır Zira âlimler bu görüşün aksini söylemiştir." Buna iki şey delâlet eder,
Birincisi: Hicr Sûresi, ittifakla Mekkîdir. Fatiha Sûresi'ni gösteren ayeti de Hicr Sûresi'ndedir. (Ayet, 87). Bu da gösterir ki, Allah Teâlâ, Peygamberımız (s.a.s.)'e bu sûreyi Hicr Sûresi'nden önce vermiştir.
İkincisi: Hz. Pey­gamber (s.a.s.)'in, Fatiha Sûresi olmaksızın, Mekke'de on küsur sene kaldığını söy­lemek doğruluktan uzak bir görüştür,
Üçüncü görüş: Bazı âlimler, bu sûrenin bir kere Mekke'de, bir kere de Medîne'de nazil olduğunu söylemişlerdir. Buna göre Fatiha Sûresi hem Mekkî, hem de Medenîdir. Bundan dolayı Cenâb-ı Allah, onu "Mesânî" diye isimlendirmiştir. Çünkü, bu sûreyi iki defa indirmiştir. Bu durum da ancak bu sûrenin ne kadar şerefli olduğunu gösterir.

Fatiha Nerede İndi?

Bu sûre Mekke'de mi inmiştir yoksa Medine'de mi inmiştir hususunda mü-fessirler farklı görüşlere sahiptir. İbn Abbas, Katâde, Ebu'l-Aliye er-Riyahi -ki adı Rufey'dir- ve başkaları: Bu sûre Mekke'de inmiştir, derler. Ebû Hurey-re, Mücâhid, Atâ b. Yesâr, ez-Zührî ve başkaları, Medine'de inmiştir, derler.
Yarısı Mekke'de, yarısı da Medine'de indiği de söylenmiştir. Bu görüşü Ebu'1-Leys Nasr b. Muhammed b. İbrahim es-Semerkandî kendi tefsirinde nak­letmektedir. Birincisi ise daha sahihtir. Çünkü yüce Allah şöyle buyurmak­tadır: "Andolsun ki biz sana tekrarlanan yediyi ve şu büyük Kur'ân'ı verdik." (el-Hicr, 15/87) (Bu âyetin yer aldığı) Hicr sûresinin Mekke'de indiği ise ic-ma ile kabul edilmiştir. Yine namazın Mekke'de farz kılındığı hususunda bir görüş ayrılığı yoktur. İslâm tarihi boyunca "elhamdülillahi rabbi'l âlemin (di­ye başlayan Fatiha sûresi)" okunmaksızın bir namaz kılındığına dair bir ha­ber nakledilmemektedir. Buna da Hz. Peygamber'in: "Fâtihatü'l-Kitab okun­madıkça hiçbir namaz olmaz" buyruğu delildir. Bu ifade, hükmü haber ver­mektedir. Yoksa olan bir şeyin haberi değildir. Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır.
Kur'ân'dan İlk Nazil Olan Buyruklar: Kadı İbnü't-Tayyib Kur'ân-ı Ke-rim'den ilk olarak hangi buyrukların nazil olduğu hususunda görüş ayrılık­larını nakletmektedir. İlk nazil olan sûrenin "el-Müddessir" olduğu söylen­diği gibi, İkra sûresi olduğu da söylenmiştir, Fatiha sûresi olduğu da söylen­miştir. Beyhaki, "Delailü'n-Nübüvve" adlı eserinde Ebu Meysere Amr b. Şe-rahbil'den şunu nakletmektedir: Rasulullah (s.a) Hz. Hadice'ye şöyle dedi: "Yalnız kaldığımda bir ses işittim. Allah'a yemin ederim bunun hoşa gitme­yen bir iş olacağından korktum." Hz. Hadice şöyle dedi: Bundan Allah'a sı­ğınırım. Allah, sana böyle birşey yapılmasına izin vermez. Allah'a yemin ede­rim sen şüphesiz emaneti yerine getirirsin, akrabalık bağına riâyet edersin ve doğru söz söyleyen bir kimsesin.
Rasulullah (s.a)'ın bulunmadığı bir sırada Ebu Bekir (r.a) eve gelir ve Hz. Hadice, Hz. Peygamber'in kendisine neler söylediğini ona anlatır ve devam­la şöyle der: Ey Atik, Muhammed ile Varaka b. Nevfel'in yanına git. Rasulul­lah (s.a) yanlarına girdiğinde Hz. Ebu Bekir, Hz. Peygamber'in elinden tu­tar ve şöyle der: Seninle birlikte Varaka'ya gidelim. Hz. Peygamber ona: "Sa­na durumu kim haber verdi?" diye sorunca Hz. Ebu Bekir: Hadice dedi. İki­si birlikte Varaka'nın yanına gittiler ve durumu ona anlattılar. Bu arada Hz. Peygamber şöyle dedi: "Yalnız kaldığım sırada arkamdan ya Muhammed, ya Muhammed diye birisinin seslendiğini işitiyorum, ben de kaçmaya koyulu­yorum." Varaka: Hayır, böyle yapma, dedi. Bu sesi işittiğin takdirde, sana ne söyleyeceğini işitmek üzere yerinde dur, sonra yanıma gel bana durumu bil­dir. Hz. Peygamber yalnız kaldığı sırada ona: Ya Muhammed, diye seslenil­di. Bil ki: "Rahman ve rahîm olan Allah'ın adıyla, hamd alemlerin rabbi Al­lah'a mahsustur..." buyruğunu "sapanlarınkine değil" buyruğuna kadar ya­ni sûrenin sonuna kadar inzal buyurdu. "La ilahe illellah" de. Daha sonra Hz. Peygamber Varaka'ya gitti ve bu durumu ona anlatınca Varaka ona şöyle de­di: Sana müjdeler olsun, sana müjdeler olsun. Ben tanıklık ederim ki Meryem oğlu İsa'nın geleceğini müjdelediği kişi sensin. Musa'ya gelen Namus (vahy)'ın benzeri sana da gelmiştir. Sen Rasûl bir peygambersin. Bundan son­ra sana cihad emri verilecektir. Bu emir sana geldiği takdirde ben hayatta olur­sam şüphesiz seninle birlikte senin yanında cihad ederim. Varaka vefat et­tiğinde Rasulullah (s.a) şöyle buyurdu: "Andolsun o keşişi, cennette üzerin­de ipek elbiseler bulunduğu halde gördüm. Çünkü, 9 bana iman etti ve be­ni tasdik etti." Hz. Peygamber bu sözleriyle Varaka'yı kastediyor. el-Beyha-ki (Allah ondan razı olsun) der ki, bu (hadisin senedi) munkaü'dır. Eğer ger­çekten mahfuz bir rivayet ise bunun Hz. Peygamber'e: "Yaratan Rabbinin adıyla oku" (el-Alak, 96/1) buyruğu ile "Ey örtülerine sarılıp bürünmüş olan" (el-Müddessir, 74/1 )buyruğunun nüzulünden sonra meydana gelmiş bir ola­ya dair bir haber olma ihtimali vardır.

3- Fâtiha'yı İndiren Melek:

İbn Atiyye der ki: Bazı ilim adamları, Hz. Cebrail'in el-Hamd (Fatiha) sû­resini indirmediğini sanmışlardır. Buna sebep ise Müslim tarafından kayde­dilen İbn Abbas'tan şöyle dediğine dair rivayettir: Hz. Cebrail Peygamber (s.a)'ın yanında oturuyor iken üst taraftan bir ses işitti. Başını kaldırdı ve şöy­le dedi: Bu, şu ana kadar açılmamış ve bugün açılan semadaki bir kapıdır. O kapıdan bir melek indi, bunun hakkında da şöyle dedi: Bu, şu güne ka­dar nazil olmamış ve ilk olarak bugün yeryüzüne nazil olan bir melektir. Bu melek selam verip şöyle dedi: Senden önce hiçbir peygambere verilmemiş ve sana verilen iki nurun müjdesini sana getiriyorum. Bunlar, Fâtihatü'1-Kİ-tab ile Bakara sûresinin son âyetleridir. Bu sûrelerden okuduğun her bir har­fin mutlaka karşılığı sana verilecektir.
İbn Atiyye der ki: Ancak bu durum sözü geçen ilim adamının zannettiği gibi değildir. Bu hadis-i şerif, Hz. Cebrail'in Peygamber (s.a)'e sözü geçen me­lekten daha önce gelmiş olduğunu, o meleğin gelişini ve onunla birlikte na­zil olacak olanı haber vermek üzere geldiğini göstermektedir. Buna göre Hz. Cebrail, bu sûrenin indirilişinde ortak hareket etmiş olur. Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır.
Derim ki: Hadisin zahiri Hz. Cebrail'in Peygamber (s.a)'e bu konuda herhangi bir bilgi vermediğini göstermektedir. Bizler bu âyetin nüzulünün Mekke'de olduğunu önceden açıklamış bulunuyoruz. Hz. Cebrail, yüce Al­lah'ın şu buyruğu sebebiyle bu sûreyi indirmiş bulunmaktadır: "Onu emin olan ruh indirmiştir." (eş-Şuara, 26/93) İşte bu buyruk, Hz. Cebrail'in bu sûre­yi indirdiğini göstermektedir. Çünkü bu âyet-i kerime, bütün Kur'ân-ı Kerim'in Hz. Cebrail tarafından indirilmiş olmasını gerektirir. Böylelikle Hz. Cebrail bu sûrenin okunuşunu Mekke'de indirmiş olup. Medine'de de bunun sevabı­nı belirtmek üzere sözü geçen melek tarafından indirilmiş olur. Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır.
Bu sûrenin Mekkî ve Medenî olduğu Hz. Cebrail tarafından iki defa indi­rildiği de söylenmiştir. Bunu es-Sa'lebi nakletmiştir. Ancak bizim sözünü et­tiğimiz şekil daha uygundur. Çünkü Kur'ân-ı Kerim ile Sünnet-i seniyyede-ki haberlerin arası böylece telif edilmektedir. Hamdimiz Allah'adır, minnet duygularımız O'nadır.

Hz. Muhammed'in peygamberliğinin ilk yıllarında Mekke'de nazil olduğu hususunda ittifak vardır. Kaynaklarda nüzul sebebiyle ilgili özel bir olay yoktur. Mushafın baş tarafına konmak üzere vahyedilmiştir; Kur'an'in hem bir mukaddi­mesi hem de özeti gibidir. Ayrıca her müminin kıldığı namazın bütün rek'atlarında rabbi ile konuşurcasına okuması ve bu sayede O'na yaklaşması murat edilmiş­tir.

Bedr Sûresi de denilir. Hangi suredir?


Büyük bir kısmı Bedr Gazvesi hakkında ve Bedr Gazvesi esnasında nazil olduğu için Bedr Sûresi de denilir. Hangi suredir?
Mushaf'taki sıralamada sekizinci, iniş sırasına göre seksen sekizinci sûredir. Bakara sûresinden sonra, Âl-i îmrân'dan önce inmiştir.
CEVAP : Enfâl Sûresidir.. Medine'de hicretin ikinci senesi nazil olmuştur. Sûre Me­dine'de, Bakara'dan sonra ikinci sırada gelmeye başlamış, fakat araya başka sûre­lerin bazı âyetlerinin nüzulü de girmiştir.

Ankebut69.ESBAB-I NUZÜL Bizim uğrumuzda cihad edenleri elbette yollarımıza iletiriz. Şüphesiz ki Allah muhsinlerle beraberdir.




 وَالَّذِينَ جَاهَدُوا فِينَا لَنَهْدِيَنَّهُمْ سُبُلَنَا ۚ وَإِنَّ اللَّهَ لَمَعَ الْمُحْسِنِينَ

Ankebut69.ESBAB-I NUZÜL
 Bizim uğrumuzda cihad edenleri elbette yollarımıza iletiriz. Şüphesiz ki Allah muhsinlerle beraberdir.

Katâde'den rivayette o şöyle anlatıyor: İman ettikleri halde Mekke-i Mükerreme'de kalan bazı kimseler hakkında "Elif Lâm Mîm. Yoksa insanlar, inandık, demeleriyle bırakılıverileceklerini ve kendilerinin denenmiyeceklerini mi zannettiler?" âyet-i kerimeleri nazil olunca bu mü'minler, Hz. Peygamber (sa)'in bulunduğu Medine-i Münevvere'ye hicret etmek üzere yola çıktılar. Ancak müşrikler bunları yakalayıp tekrar Mekke-i Mükerreme'ye dönmeye mecbur ettiler. Bu döndürülmeleri üzerine yine onlar hakkında inen âyeti Medine'deki arkadaşları onlara yazıp gönderince bu sefer yine hicret için yola çıktılar ve peşlerinden yetişen müşriklerle savaştılar; içlerinden kimisi öldürülürken bir kısmı da kurtuldu. İşte bunun üzerine "Bizim uğrumuzda cihad edenleri elbette yollarımıza iletiriz..." âyet-i kerimesi nazil oldu.

Gıybet ne demektir? Ayet ve Hadis ile



Onun hakkında söylediğin onda varsa gıybet, onda yoksa iftiradır bunu unutmayalım..

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اجْتَنِبُوا كَثِيرًا مِنَ الظَّنِّ إِنَّ بَعْضَ الظَّنِّ إِثْمٌ ۖ وَلَا تَجَسَّسُوا وَلَا يَغْتَبْ بَعْضُكُمْ بَعْضًا ۚ أَيُحِبُّ أَحَدُكُمْ أَنْ يَأْكُلَ لَحْمَ أَخِيهِ مَيْتًا فَكَرِهْتُمُوهُ ۚ وَاتَّقُوا اللَّهَ ۚ إِنَّ اللَّهَ تَوَّابٌ رَحِيمٌ



Ey iman edenler! Zannın birçoğundan sakının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurlarını ve mahremiyetlerini araştırmayın. Birbirinizin gıybetini yapmayın. Herhangi biriniz ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz! Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah tövbeyi çok kabul edendir, çok merhamet edendir.

(Hucurat Suresi 12. ayet-i kerime)




Gıybet ne demektir?

Gıybetin çeşitleri nelerdir?
Hangi hallerde gıybet edilmiş olur?
Gıybet; hazır olmayan birisinin aleyhine konuşmak,
arkadan çekiştirmek, birisinin gıyabında hoşuna gitmeyen
bir şey söylemek demektir.
Gıybet; “Kardeşini hoşlanmayacağı bir şekilde anmandır”

Resulullah (asm) bir gün ashaba sordular:
“Gıybet nedir bilir misiniz?” Ashab:
“Resulullah (asm) daha iyi bilir.” dediler. Resulullah (asm) da:
“Kardeşinin (işittiğinde) hoşuna gitmeyecek şeylerle insanların
yanında bahsini yapmandır.” Sahabelerden birisi:

“Dediğim o (nâhoş) şeyler, kardeşimde varsa, ne buyurursunuz?” dedi. Resulullah (asm) şu açıklamayı yaptılar:
“Söylediklerin eğer onda varsa, onu (sadece) gıybet etmiş olursun.
Ama eğer bahsettiğin yoksa (sadece gıybet günahıyla kalmazsın)
ona iftira etmiş olursun.”

(Ebu Davud, Tirmizi, Müslim, Nesai)

Gayemiz




Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“İçinizden hayra çağıran, iyiliği emredip kötülüğü men eden bir topluluk olsun! İşte onlar kurtuluşa erenlerdir.”

Âl-i İmran 104

Allah-u Teâlâ yine şöyle buyuruyor:

“Siz, insanlar için çıkartılmış en hayırlı ümmetsiniz. İyiliği emreder, kötülüğü men edersiniz ve Allah’a iman edersiniz...”

Âl-i İmran 110

Allah-u Teâlâ başka bir ayette şöyle buyuruyor:

“Asra andolsun ki, insan hüsrandadır. Ancak iman edip salih amel yapanlar, birbirlerine hakkı tavsiye edenler ve birbirlerine sabrı tavsiye edenler müstesnadır.”

Asr 1, 2, 3

Allah-u Teâlâ başka bir ayette de şöyle buyuruyor:

“Ey iman edenler! Allah’tan korkun. Herkes yarın için ne hazırladığına bir baksın. Allah’tan korkun! Şüphesiz ki Allah yaptıklarınızdan haberdardır. Allah’ı unuttukları için, Allah’ın da kendilerini, unutturduğu kimseler gibi de olmayın! İşte onlar fasıkların ta kendileridir! Cehennemlikler ile cennetlikler bir olmaz. Cennetlikler, muradlarına erenlerin ta kendileridir.”

Haşr 18, 20

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Sizden kim bir münker görürse onu eliyle değiştirsin! Eğer ona gücü yetmezse diliyle onu değiştirsin! Eğer ona da gücü yetmezse kalbiyle değiştirsin! Bu ise imanın en zayıfıdır.”

Müslim 49/78

Huzeyfe bin el-Yeman (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

“Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

‘Nefsim elinde olan Allah’a yemin ederim ki, ya iyiliği emreder ve kötülüğü yasaklarsınız. Ya da Allah Kendi indinden bir azap gönderir ki, sonra o azabı kaldırması için Allah’a dua edersiniz de size icabet olunmaz...’ buyurdu.”

Ahmed 5/388, Tirmizi 2259, Begavi 4154, Albânî Sahihu’l-Cami 7070

Selman (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

‘Yaşayanların amelinden üç tanesi ölülerin lehine ecir olarak devam eder:

1) Arkasından kendisine dua eden salih bir nesil bırakan kimse. Onların duası o kimseye ecir olarak yazılır.

2) Faydası devamlı olan bir sadaka yapan kimse. Bu şahsın sadakası onun faydası devam ettiği müddetçe ölümünden sonra kendisine ecir olarak yazılmaya devam eder.

3) İlim öğreten kimsenin ecri de o ilimle amel edildiği sürece amel edenlerin ecrinden bir şey noksanlaşmaksızın o kimseye yazılmaya devam eder,’ buyurdu.”

Tabarani Mucemu’l-Kebir 6181, Albânî Sahihu’l-Cami 888

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Kendi nefsini unutarak insanlara hayır öğreten âlimin örneği, insanları aydınlatmak için yanan kandil gibidir.”

Tabarani Mucemu’l-Kebir 1681, Albânî Sahihu’l-Cami 5837

İşte bu Ayetler ve Sahih Hadisler ışığında “GAYEMİZ” insanlara iyiliği emredip, kötülükten men etmektir! Birde öldükten sonra amel defterimizin kapanmamasını istiyorsak, insanlara ilim öğretmemiz gerekir. Bununla beraber insanlara iyiliği emredip kötülüğü yasakladığımız halde kendimiz bunları yapmazsak aşağıdaki Sahih Hadisin muhatabı oluruz ki; bundan da Allah’a sığınırız.

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Kıyamet günü bir adam getirilir ve ateşin içine atılır. Ateşin içinde bağırsakları dışarıya dökülür. Bu sebeple o kimse bağırsaklarının etrafında eşeğin değirmen etrafında döndüğü gibi döner.

Bunun üzerine ateş ahalisi onun etrafına toplanırlar ve:

−Ey falan, senin bu halin nedir derler, sana ne oldu. Sen bize iyiliği emreder ve kötülüğü yasaklar değil miydin derler.

O kimse:

−Evet, ben size iyiliği emrederdim ancak onu kendim yapmazdım. Ben size kötülüğü yasaklardım ve onu kendim yapardım diye karşılık verir.”

Ahmed 21843, Buhari 3065, Müslim 2989/51, Albânî Sahihu’l-Cami 8022

Ayetlerle Cehennemden Manzaralar




1) “...Elleri boyunlarına bağlı olarak onun cehennemin dar bir yerine atıldıkları vakit...”
Furkan 13

2) “Yüzleri ateşte evrilip çevrildiği gün ‘Eyvah bize! Keşke Allah’a itaat etseydik, Rasule itaat etseydik.’ derler.”
Ahzab 66

3) “...İnkar edenler için ateşten bir elbise biçilmiştir...”
Hac 19, Mü’min 72, Duhan 48

4) “...Bağırsakları parça parça eden kaynar su ve irin içecekler...”
Muhammed 15, İbrahim 16, 17, Sad 57, Vakıa 54, 55, 93, Nebe 25, Ğaşiye 5

5) “Hiç şüphesiz nezdimizde onlar için hazırlanmış boyunduruklar, yakıcı bir ateş, boğazdan geçmez bir yiyecek ve elem verici bir azap vardır.”
Müzzemmil 12, 13

6) “Orada bir serinlik ya da bir içecek tatmazlar.”
Nebe 24

7) “Onların üstlerinde ve altlarında ateşten tabakalar vardır...”
Zümer 16

8) “Şüphesiz zakkum ağacı günahkârların yemeğidir. O, karınlarında maden eriyiği gibi suyun kaynaması gibi kaynar.”
Duhan 43, 46, Vakıa 52, 56

9) “Karınlarının içindekiler ve derileri eritilir.”
Hac 20

10) “Bir de onlar için demir kamçılar vardır.”
Hac 21

11) “Oradan her çıkmak istediklerinde oraya geri çevrilirler...”
Hac 22

12) “Kuru dikenden başka yiyecekleri yoktur.”
Ğaşiye 6

13) “Ateş yüzlerini yakar; orada suratları çirkin ve gülünç bir halde bulunurlar.”
Mü’minun 104

14) “Elleri boyunlarına bağlı olarak onun dar bir yerine atıldıkları zaman oracıkta yokoluvermeyi isterler.”
Furkan 13

15) “...Orada yaşamak ve ölmek yoktur...”
Ta-Ha 74, İbrahim 17, Furkan 13, 14, Fatır 36, A’la 13

16) “...Onlar orada işitmezler.”
Enbiya 100

17) “O gün cehenneme ‘Doldun mu?’ deriz. O da’ Daha var mı?’ der.”
Kaf 30

Ayetlerle Cehennem Kim İçin Hazırlanmıştır?




1) “Allah’a ortak koşanlar.”
Gafir 73, 76

2) “Allah’a ve Rasulüne asi olanlar.”
Nisa 14

3) “Ahireti inkâr edenler.”
A’raf 44, 45

4) “Ayetleri yalanlayan ve büyüklenerek onlardan yüz çevirenler.”
A’raf 36

5) “Allah’a ibadetten yüz çevirenler.”
Gafir 60

6) “Kitabı ve Rasullere gönderileni yalanlayanlar.”
Gafir 70

7) “Allah yolundan alıkoyanlar.”
A’raf 45

8) “Kâfirler.”
Âl-i İmran 12

9) “Kıyameti inkâr edenler.”
Furkan 11

10) “Cehennemi yalanlayan fasıklar.”
Secde 20

11) “Din hesap gününü inkâr edenler.”
Müddessir 46

12) “Büyüklük taslayanlar.”
Zümer 60

13) “Müsrifler ölçüyü taşıranlar.”
Gafir 43

14) “Büyük günah işlemekte direnenler.”
Vakıa 46

15) “Mal toplayıp sayan ve malının kendini ebedi kılacağını sananlar.”
Hümeze 2, 3

16 “Altın ve gümüşü biriktirip Allah yolunda harcamayanlar.”
Tevbe 34

17) “Yeryüzünde haksız yere şımaranlar ve böbürlenenler.”
Gafir 75

18) “Allah yolunu eğip bükmek isteyenler.”
A’raf 45

19) “Zalimler.”
A’raf 41

20) “Azgınlar.”
Sad 55

21) “Dalalet üzere olan atalarını takip edenler.”
Saffat 69, 70

22) “Arkadan çekiştirip yüze karşı eğlenenler.”
Hümeze 1

23) “Yoksulu doyurmayanlar.”
Müddessir 44

24) “Batıl ve boş işlerle uğraşanlar.”
Müddessir 45

25) “Namaz kılmayanlar.”
Müddessir 43

Cehenneme Girecek 25 Kişi



1) “Allah’a ortak koşanlar.”

Gafir 73, 76

2) “Allah’a ve Rasulüne asi olanlar.”

Nisa 14

3) “Ahireti inkâr edenler.”

A’raf 44, 45

4) “Ayetleri yalanlayan ve büyüklenerek onlardan yüz çevirenler.”

A’raf 36

5) “Allah’a ibadetten yüz çevirenler.”

Gafir 60

6) “Kitabı ve Rasullere gönderileni yalanlayanlar.”

Gafir 70

7) “Allah yolundan alıkoyanlar.”

A’raf 45

8) “Kâfirler.”

Âl-i İmran 12

9) “Kıyameti inkâr edenler.”

Furkan 11

10) “Cehennemi yalanlayan fasıklar.”

Secde 20

11) “Din hesap gününü inkâr edenler.”

Müddessir 46

12) “Büyüklük taslayanlar.”

Zümer 60

13) “Müsrifler ölçüyü taşıranlar.”

Gafir 43

14) “Büyük günah işlemekte direnenler.”

Vakıa 46

15) “Mal toplayıp sayan ve malının kendini ebedi kılacağını sananlar.”

Hümeze 2, 3

16) “Altın ve gümüşü biriktirip Allah yolunda harcamayanlar.”

Tevbe 34

17) “Yeryüzünde haksız yere şımaranlar ve böbürlenenler.”

Gafir 75

18) “Allah yolunu eğip bükmek isteyenler.”

A’raf 45

19) “Zalimler.”

A’raf 41

20) “Azgınlar.”

Sad 55

21) “Dalalet üzere olan atalarını takip edenler.”

Saffat 69, 70

22) “Arkadan çekiştirip yüze karşı eğlenenler.”

Hümeze 1

23) “Yoksulu doyurmayanlar.”

Müddessir 44

24) “Batıl ve boş işlerle uğraşanlar.”

Müddessir 45

25) “Namaz kılmayanlar.”

Müddessir 43

Kur’ân-ı Kerim’de "nikâh" kelimesi, türevleriyle birlikte 23 yerde geçer

Kur’ân-ı Kerim’de "nikâh" kelimesi, türevleriyle birlikte 23 yerde geçer.[21] Karı-koca -eş-anlamındaki "zevc-zevce" kelimeleri ise Kur'an'da 81 yerde zikredilir.[22] Bütün bunlar, Kur'an'ın nikâha, aile hayatına verdiği önemi gösterir. Nice konuları kısaca izah eden, bazı farz ve haramları bir-iki âyetle belirten Kur'an, aile hayatı, geçim, eşlerin birbirine ve çocuklarına karşı haklarını, görevlerini, birbirleriyle ilişkilerini uzun uzun ele almış ve yuvanın huzuru için gerekli prensipleri tafsilâtlı şekilde açıklamıştır.

[21] "Nikâh" Kelimesinin Geçtiği Âyetler (23 Yerde): 2/Bakara, 221, 221, 230, 232, 235, 237; 4/Nisâ, 3, 6, 22, 22, 25, 25, 127; 24/Nûr, 3, 3, 32, 33, 60; 28/Kasas, 27; 33/Ahzâb, 49, 50, 53; 60/Mümtehıne, 10.

[22] "Zevc-Zevce" Kelimesinin Geçtiği Âyetler (81 Yerde): 2/Bakara, 25; 35, 102, 230, 232, 234, 240, 240; 3/Âl-i İmrân, 15; 4/Nisâ, 1, 12, 20, 20, 57; 6/En'âm, 139, 143; 7/A'râf, 19, 189; 9/Tevbe, 24; 11/Hûd, 40; 13/Ra'd, 3, 23, 38; 15/Hicr, 88; 16/Nahl, 72, 72; 20/Tâhâ, 53, 117, 131; 21/Enbiyâ, 90; 22/Hacc, 5; 23/Mü'minûn, 6, 27; 24/Nûr, 6; 25/Furkan, 74; 26/Şuarâ, 7, 166; 30/Rûm, 21; 31/Lokman, 10; 33/Ahzâb, 4, 6, 28, 37, 37, 37, 50, 50, 52, 53, 59; 35/Fâtır, 11; 36/Yâsin, 36, 56; 37/Sâffât, 22; 38/Sâd, 58; 39/Zümer, 6, 6; 40/Mü'min, 8; 42/Şûrâ, 11, 11, 50; 43/Zuhruf, 12, 70; 44/Duhân, 54; 50/Kaf, 7; 51/Zâriyât, 49; 52/Tûr, 20; 53/Necm, 45; 55/Rahmân, 52; 56/Vâkıa, 7; 58/Mücâdele, 1; 60/Mümtehıne, 11, 11; 64/Teğâbün, 14; 66/Tahrîm, 1, 3, 5; 70/Meâric, 30; 75/Kıyâme, 39; 78/Nebe', 8; 81/Tekvîr, 7.


Creative Commons Lisansı
Bu eser Creative Commons Alıntı-Gayriticari-Türetilemez 4.0 Uluslararası Lisansı ile lisanslanmıştır. DMCA.com Protection Status