OSMANLI PADİŞAHLARI etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
OSMANLI PADİŞAHLARI etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

SULTAN ABDÜLHAMÎD HAN'IN EŞİ MÜŞFİKA HANIM ANLATIYOR: “KADINIM, HAKKINI HELAL ET”




hilmi kemal
MODERATÖRTartışma - 6 Nis 2014

İstanbul, Beşiktaş'ta Serencebey yokuşunu çıktıktan sonra en sonda sol kolda eski üç katlı, fakat gayet mütevazi bir evde büyük Osmanlı hânedânının son temsilcilerinden olan Sultan İkinci Abdülhamîd Han'ın değerli eşi Müşfika Hanım, kızı Ayşe Sultan ile birlikte oturuyorlardı. Bir hünkârın eşi ve kızı olarak senelerce yaşadıkları bir ömürden sonra, ânî olarak sıkıntılı ve zaruret dolu bir hayatın en acı hakikatleri arasına düşmüşlerdi.

Müşfika Hanım, pek değerli eşi Sultan Abdülhamîd Han'a âit çok manalı bir hâtırasını şöyle anlatıyor:

“Bir gün Sultan Abdülhamîd Han rahatsızlanmıştı. Sabahleyin yataktan kalkmak istediğinde kendisinde kuvvetli bir halsizlik ve kırıklık hissetmişti. Çoraplarını giyip odadan dışarıya çıkması gerekmişti. Fakat biraz öne eğilip ayağına çoraplarını dahi geçirecek hali yoktu. Ben hemen çorapları alıp karyolanın önünde yere çökerek pâdişâhın ayaklarına çorapları giydirdim. Benim bu içten hareketim ve alâkamdan pek mütehassıs olan Sultan:

“Kadınım çok zahmet ettin, eksik olma, hakkını helâl et!... dedi. Ben de bu mukabele karşısında cevaben:

“Aman efendimiz! Size karşı hakkımı helâl ettirecek ne yaptım ki? Bu benim vazifemdir, siz müsterih olunuz!... dedim.” Pâdişâh:

“Hayır bir kadının kocasına karşı olan hakları büyüktür. Kadınım, bu hizmetine mukabil hakkını helâl et!” diyerek sözünü tekrarladı.

Ben ne söyledimse, kocama rahatsızlığı sırasında yaptığım hizmetin normal hareket olduğunu bir türlü kabul ettiremedim. Sultan tam beş defa bana:

“Kadınım hakkını helâl et!..” dedi ve ben de bu ısrar karşısında âciz kaldım ve utanarak hakkımı helâl ettiğimi söyledim”. 
 ღღ     
Kaynak:
Fazilet Takvimi 11.02.2013

ABDÜLMECİDİN İRLANDA HALKINA YAPTIĞI YARDIM EFSANE DEĞİLMİŞ...




hilmi kemal
MODERATÖRTartışma - Dün 13:32



ABDÜLMECİDİN İRLANDA HALKINA YAPTIĞI YARDIM EFSANE DEĞİLMİŞ...

Osmanlı arşivinde 'İrlanda'ya yardım' belgesi!

Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü Osmanlı Arşivi Başkanlığı’nda yer alan ve Padişah Abdülmecid’e hitaben yazılan 1847 tarihli mektup… İrlandalılar, ülke tarihinde acılı izler bırakan; 1845-1849 yılları arasında yaklaşık bir milyon kişinin ölümüne, bir milyon kişinin de başka ülkelere göç etmesine neden olan “Büyük Kıtlık”

Başkent Dublin’in kuzeyindeki 32.000 nüfuslu Drogheda kentinin ve bu kentin 1919′da kurulan, 2007′de ilk kez lig şampiyonluğunu kazanan futbol takımı Drogheda United’ın sembolünün ay yıldız olması da “Büyük Kıtlık” ve Osmanlı ile bağlantılı.

İrlanda halkının yaşadığı bu trajik olay karşısında dönemin Osmanlı padişahı Sultan Abdülmecid, İrlanda’ya 10.000 sterlin yardım taahhüdünde bulunmuştu. Ancak İngiltere Kraliçesi Victoria, bizzat kendi topraklarındaki bu felakete sadece 2.000 sterlin yardımda bulunduğu için İstanbul’daki İngiliz elçisi aracılığı ile rakamın düşürülmesi talebinde bulundu. Bunun üzerine padişahın yardımı 1.000 sterline düşürülmekle birlikte üç gemi, tahıl yüklü halde yola çıkarıldı. Gemilerin boşaltılmasına İngiliz yetkililerin izin vermemesi üzerine yardım ekibi, gemileri gizlice kuzeydeki Drogheda limanına boşalttı.,

İrlandalıların Sultan Abdülmecid’e 1847′de gönderdiği mektupta şu ifadeler yer alıyor:

“Majesteleri Osmanlı Padişahı Sultan Abdülmecid Han’a Allah Majestelerinden Razı Olsun

Aşağıda imzaları bulunan biz İrlanda Asilzâdeleri, Beyefendileri ve Sâkinleri, Majesteleri tarafından acı çeken kederli İrlanda halkına gösterilen cömert hayırseverlik ve alâkaya en derin minnetlerimizi saygıyla takdim eder ve onlar adına Majesteleri tarafından İrlanda halkının ihtiyaçlarını karşılamak ve acısını dindirmek üzere cömertçe yapılan bin sterlinlik bağış için teşekkürlerimizi arz ederiz. … Majestelerinin bu zor durumdaki insanların yardım talebine verdiği mertçe cevap büyük Avrupa devletlerine kıymetli bir örnek olmuştur. 

BABAM SULTAN ABDÜLHAMİT (1. BÖLÜM)




hilmi kemal
MODERATÖRTartışma - Dün 20:18


BABAM SULTAN ABDÜLHAMİT (1. BÖLÜM)
------------------------------------------------------------------------------
Ayşe Osmanoğlu (1887-1960) Sultan II. Abdülhamid 'in kızıdır.
27 Nisan 1909\'da II.Abdülhamid\'in tahtan indirilmesi üzerine babası ve ailesiyle birlikte bir süre Selanik\'te kaldı. 1924 yılında Osmanlı hanedanının diğer üyeleri gibi yurt dışına çıkarıldı.

28 yıl Paris\'te yaşadıktan sonra 1952 yılında afla İstanbul\'a döndü. 1960 yılında yayınladığı "Babam Sultan Abdülhamid" adlı hatıratıyla ün kazandı.

Adı geçen kitap II. Abdülhamid\'in kişiliği ve aile yaşamına dair en önemli kaynaklardandır.

Kitap, dünya iktidarını 33 yıl tüm haşmetiyle elinde tutan güçlü bir padişahın kızı olarak dünyaya gelen ve daha sonra babasının siyasal kaderine paralel olarak kendi kaderini de şekillendiren bir Sultan\'ın özgün hikayesini ele alıyor. Abdülhamid\'i tanıyan ya da onun yakınlarında bulunmuş biri olmanın çok daha ötesinde anıların bizzat kızı tarafından kaleme alınmış olması bu anı kitabına ayrıca bir değer kazandırıyor.

28 yıl gurbette çile çektikten sonra İstanbul\'a dönen Ayşe Osmanoğlu\'nun "Babam Sultan Abdülhamid" adıyla kaleme aldığı hatıratında Osmanlı tahtında kalan II. Sultan Abdülhamid hakkında anlattıklarının bir kısmı

-----------------------------------------------------------------------
Sultan II.Abdülhamid

Ayşe Osmanoğlu, hatıratına babasını tanımlayarak başlar ve özetle şöyle yazar:

Rahmetli babam orta boyluydu. Saçı ve sakalı koyu kumraldı. Saçları tepeden dökülmüştü. Etrafta gür saçları vardı. Burnu yüksekti. Osmanlı Hanedanı\'nın alametini taşıyan biçimdeydi.

Bakışları gayet zeki ve hassastı. Kuvvetli zekasını gösteren alnı, açık ve yüksekti. Sesi tatlı, kalın ve gürdü. Söz söylerken dinlemek zevki duyulurdu. Fikirlerini ve meramını fevkalade bir ifade ve nezaketle anlatmaya muktedirdi. Babam daima sade giyinir ve hiçbir hususta gösterişten hoşlanmazdı. Haremde koyu gri renkte elbise giyer, aynı renkte palto kullanırdı.

Ömründe uzun gömlek ve hırka giymemiştir. Sabahları yataktan kalkar kalkmaz kürkünü arkasına alarak hamama giderdi. Düz sarı renk bir ağaçtan yapılmış bastonu vardı. Bunu yalnız sarayın bahçesine çıkarken eline alır, başka zaman kullanmazdı. Giydiği kunduralar çizme gibiydi ve biraz da topuklu idi.

Günde üç dört defa abdest alır, namazını muntazaman kılardı. Seccadesi Hereke Fabrikası\'nda yapılmış bir halıydı. Nereye giderse kolaylıkla götürülürdü. "İpekli üzerinde namaz kılmak caiz değildir" derdi. Tespihi daima cebindeydi. Parmağına yüzük olarak altın üzerine beyaz bir akik taşı takardı. Başka bir yüzük taktığını kimse görmemiştir.
----------------------------------------------------------------
II.Adülhamid\'in Huy ve Adetleri

Ayşe Sultanoğlu, babasının huy ve adetleriyle ilgili olarak şunları yazar:

Her zaman erken yatar erken kalkardı. Sabahları güneşten evvel kalkıp hamama gider, banyosunu yapardı. Hamamın dış katında oturmak için bir sedir yaptırmıştı. Orada giyinir, sabah namazını oracıkta kılar, sonra kahvaltısını ederdi.

Ekseri akşamlar yemekten sonra bahçeye çıkar, orada paşalarla, beylerle gezer ve bazen hareme geçerdi. Bazen marangozhanesinde veya kütüphanesinde çalışırdı. İşi olmadığı zaman yatsı namazından sonra derhal yatak odasına çekilirdi.

Saate ve vakte pek bağlı idi. Her işini bir saate bağlamış, düzgün bir ömür geçirmiştir. Beş vakit namazını kılar, Kuran-ı Kerim okurdu.

Daime camilere devam ettiğini Ramazanlarda Süleymaniye Camii\'nde namaz kıldığını o zamanlar camide açılan sergilerden alışveriş ettiğini hikaye tarzında anlatırdı. Babam herkesin namaz kılmasını, camilere devam edilmesini çok isterdi. Sarayın hususi bahçesinde beş vakit Ezan-ı Muhammedi okunurdu.

Babamın bir sözü vardı: "Din ve fen" derdi. "Bu ikisine de itikat etmek caiz" olduğunu söylerdi.
------------------------------------------------------------------http://osmanlldevleti.blogspot.com/2013/09/babam-sultan-abdulhamit-1-bolum.html

Osmanlı Düşmanlığının Böylesi




hilmi kemal
MODERATÖRTartışma - Dün 19:58



İlk olarak Hayat İklimi paylaştı:

Osmanlı Düşmanlığının Böylesi

Cumhuriyet'in ilanından sonra 3 Mart 1924 tarihinde 431 sayılı kanun ile Hilafet'in kaldırılıp Osmanlı hanedanına mensup kimselerin yurt dışına sürgün gönderilmesine karar verildiğini...

Bu konunun mecliste görüşülmesi sırasında bazılarının hiç olmazsa kadınların memleketten çıkartılmamasına dair bir teklif ileri sürmesi üzerine, mecliste bulunan bazı meb'usların masaların üzerine çıkıp tepinerek "Olamaz!" diye haykırdıklarını...

Topçu İhsan namındaki ecdad düşmanı kendini bilmez birinin de :
"Osmanlı hanedanının hepsi sürülmelidir. Ne erkeği kalsın ne kadını... Hatta ölülerinin kemiklerini bile mezarlarından çıkarıp atmak lazım gelir." deme utanmazlığını göstererek, Horasan'dan kopup gelerek Söğüt'e yerleşip oradan da koca bir cihan devleti çıkaran Osmanlı Hanedanı için böylesine haysiyet kırıcı teklifler ortaya atabildiklerini...

Biliyor muydunuz..???

Müftüoğlu, Mustafa; Tarihi Gerçekler cilt 2, Seha Neşriyat, İst.93 S: 234.
Kaplan, Mustafa; Kemalizm ve İslamiyet, İttihat Yay., İst.93, S:93.

 
“ Gelmez sana bir ziyân bu âşk'tan gönlüm.
Cân gitse de korkma, başka bir cândır ölüm. . ” Hz.Mevlana

Ahmet Vefik Paşa' nın, Rumelihisarı' nın üst tarafında kurulan"Robert Kolej" adlı misyoner yuvasının arsasını Amerikalı protestan misyonerlere sattığını..




hilmi kemal
MODERATÖRTartışma - Dün 19:59



İlk olarak Hayat İklimi paylaştı:

Tarihin tozlu sayfalarından...
-----------------------------------------------------------------------
Kıyamete Kadar Çan Sesi Dinlemek

Ahmet Vefik Paşa' nın, Rumelihisarı' nın üst tarafında kurulan "Robert Kolej" adlı misyoner yuvasının arsasını Amerikalı protestan misyonerlere sattığını...

Bu zatın, öldüğünde vasiyet ettiği gibi Eyyüb Sultan 'a gömülmek istediğini, fakat zamanın padişahı Abdülhamid Han' ın buna kat'iyen müsaade etmeyerek:
"Protestanlara arsa satan adam, kıyamete dek onların çan sesini dinlesin" diyerek Eyyüb Sultan'a değil, sattığı arsanın hemen önündeki Rumeli mezarlığına gömülmesini emrettiğini...

Biliyor muydunuz...?
-----------------------------------------------------------------------
Müftüoğlu, Mustafa; Tarihi Gerçekler, cilt 2, Seha Neşr., İst.1993, s.41

YAVUZUN CENAZESİNDEKİ İLGİNÇ OLAY...


Osmanlı Sevdalıları



Timur Osmanoğlu
Tartışma - 01:42


YAVUZUN CENAZESİNDEKİ İLGİNÇ OLAY...

21 Eylül 1520 Cum'a akşamı Hakk'ın rahmetine kavuşan Yavuz Sultan Selim Han'ın naşının yıkanması hadisesini, Reisü'l Küttab Hüseyin "Bedayiu'l-Vakayi" adlı eserinde: "Naşı yıkarken sağ eli ile iki kere setr
-i avret ettiğini müşahede ederek her biri (Hekim Kazvini, Hekim Osman ve Hekim Isa) hayret edip tekbir ve salavat getirdiler." diye yazmıştır.
Setr-i avret: Avret Mahallini Örtmek...

Nasıl bir İman Sahibi ki Bu Koca Sultan, İmanın göstergesi Olan Haya Yani Utanma duygusu, Öldükten sonra Dahi Onu Setr-i Avret etmeye Sevkediyor...İşte bu İmanın Neticesidir ki; Hadim-ül Harameyn Yavuz sultan Selim han Çölde Peygamber Sallallahu Aleyhi Ve Sellem Efendimizin İzinden gidecek kadar müthiş bir Mükafata Ermiş, İslamın Halifeliğini hükmeden Değil Hizmet eden Olarak Görmüş Yüce bir Şahsiyyettir...
Bizler Razıyız Allah Celle Celalühu Razı Olsun, Sultanımıza Rahmet Eylesin İnşâAllah...


Creative Commons Lisansı
Bu eser Creative Commons Alıntı-Gayriticari-Türetilemez 4.0 Uluslararası Lisansı ile lisanslanmıştır. DMCA.com Protection Status