KİTAP TAVSİYELERİM etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
KİTAP TAVSİYELERİM etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

En Guzel İsimler Allah'ındır


Allah De Ötesini Bırak kitabını okuduktan sonra diğer tüm kitaplarını da alıp okuduğum yazarın bu kitabını da çok beğendim.
Her sayfasında bir dua var. Okuması kısa sürüyor. Piknik tarzı iftarımızda ezanı beklerken okudum. Bu fotoğrafı da o sırada çektim. Ezanı beklerken okunması iyi olacak bir kitap. Hem ilim, hem dua, hem de zaman geçirme olarak çok faydalı oluyor.

Mutluluk Ve Aile Bagları(Selim Çoraklı)


Mutluluk bir yerde ve hiçbir yerde karşılık beklemeden dünyayı ve insanları sevmektir.
Albert Camus
Aile en az 2 kişiden oluşur. Bir kişinin çabasıyla yada isteğiyle aile mutluluğu yaşanamaz. Aile olmak ben bilincinden çıkıp biz olabilmektir.Bu benim yorumum bu kitabı okurken güzel duygular içindeydim. Şu an hiçbirşey düşünemiyorum . Güzel kitap aileler hepberaber okusun.

Mutluluk bezi Timus
Timusu uyarmanın en önemli yolu gülmek ve tebessüm etmektir.

Ailenin Temeli Sevgidir
Sevmek için sadece söz yetmez. Sevgiyi göstermek gerekir.Biz bilincinin farkında olmak gerekir.
Karşılıklı sevgi ve güven evlilikte her şeyin başıdır. Bunun için eşlerin birbirini şartsız bir şekilde kabul etmeleri ve sevmeleri gerekir. Daima sevecen davranmak, sürpriz hediyeler almak, gezi ve pikniklere beraber gitmek kabullenmenin ve sevmenin bazı göstergeleridir.

Karşılıklı Kıymet Bilme
Bir şeyin kıymetini bilmek ona karşı ilgiyi artırır. Mutlu bir hayat geçirmek isteyen eşler şartlar ne olursa olsun birbirlerini üzecek yıpratacak manen çökertecek uygulamalardan uzak durdukça sorun yaşamazlar.

Mutlu İlişkilerin Temeli
Eşinizi Takdir Edin
Doğru ve Sağlıklı Bir İletişim Kurun
Tartışmanın Bilincinde Olun
Paylaşılan zamanı çoğaltın
Her gün birbirinize dokunun

Bir Fıkra
Ey Türk Kadını
Birinci vazifen bulaşık çamaşır ve kocana sahip çıkmaktır. Mevcudıyetının yegane temelı budur. Kocan en kıymetlı hazınendır. Senı bu hazıneden mahrum etmek ısteyecek kaynanan kaynatan ve gorumcelerın olabılır. Bırgun evlılıgını kurtarmak mecburıyetıne dusersenvazıfeye atılmak ıcın bulasık ve camasırı dusunmeyeceksın. Bu durum elektrıgın ve suyun kesıldıgı anda ortaya cıkabılır.evlılıgıne tecavuz etmek ısteyen kaynanan kaynatan ve gorumcelerın hayatta emsalı gorulmemıs bır galıbıyetın mumessılı olabılırler. Hayatta kılıbık kocan zor bır ıhtımalde olsa baska karılara goz dıkmıs olabılır. Aılenız fakru zaruret ıcınde harap ve bıtap dusmus olabılır. Ey asıl turk kadını ıste bu ahval ve seraıt ıcınde dahı vazıfen yuvanı kurtarmaktır. Anasının kuzusu olan kocanı adam etmek senın elındedır. ıhtıyac duydugun merdane dolabın sol ust kosesınde saklıdır.hadı kolay gelsın.

Erkeğin kadına karşı vazifelerini İslam kitabları uzun uzun yazmaktadır. Biz, buraya uygun, kısa ve faideli olduğunu görerek, Erzurumlu İbrahim Hakkı hazretlerinin (ölümü: 1195: Siirt, Tillo), Marifetname kitabında olanı aynen aşağıda bildiriyoruz:

Erkeğin hanımıyla görüşmesinde, bunları yapması lazımdır:

*Ona karşı her zaman, güzel huylu olmalıdır.

*Ona karşı her zaman, yumuşak davranmalıdır.

*Eve gelince hanıma selam vermeli (yani selamün aleyküm demeli) ve nasılsın? diye hatırını sormalıdır.

*Çocukları terbiyede; ona yardım etmelidir. Çünkü, bebek, anasına gece-gündüz ağlayıp, hiç rahat vermez. Onu insafsızca üzen bir alacaklıdır. O halde, ona imdat edene, Allahü teâlâ yardım eder.

*Hanımına, memlekette adet olan elbisenin, çamaşırın en kıymetlisini giydermelidir. Ev içinde, her istediği güzel şeyleri giydirmelidir. Sokağa çıkarken, bunları da örtmeli, yabancıya göstermemelidir.

*İyi şeyler yedirmelidir. Zengin ise, helal olan herşeyi almalıdır. Ona geniş, kullanışlı, sıhhi ve İslam hanımına yakışan elbise ve nefis ta'am te'min etmeyi, kendine borç bilmelidir.

Nafakasını sıkmamalı, israf da etmemelidir. Ailenin nafakasına verilen paranın sevabı, sadaka sevabından daha çoktur. Peygamberimiz "sall ü aleyhi ve sellem" buyurdu ki: “Gaza için sarfedilen, köle azad etmek için, fakire sadaka vermek için ve evindekilerin nafakası için sarfedilen altınların en üstünü ve sevabı çok olanı, evin nafakasına verilen altının sevabıdır.”

Hiç olmazsa haftada bir kere tatlı yedirmelidir. Yemeği yalnız yememelidir, çoluk - çocukla yemek sevabtır. En mühim şey, nafakayı, helalden kazanıp, helalden yedirmektir.

*Hanımını hiç dövmemelidr. Dünya işlerindeki kusuru için, acı, sert söylememelidir. Kadınların kalbleri ince, nazik ve akılları farklı olduğundan, birbirlerine haset edenleri çoktur. Bu bakımdan, bilhassa yeni evliler, uyanık olmalı, ana, kızkardeş ve başka kadınların, hanımını çekiştirmelerine aldanmamalı, böyle şeyler söylemesine fırsat vermemelidir. Böyle sözlere uyarak, hanımsini incitmekten çok çekinmelidir.

Anası, kızkardeşleri için hanımının söylediklerine karşı da uynık olmalı. Anaya eziyyet olunmasına hiçbir suretle göz yummamalıdır. Anasına, kendisi, hanımı ve çocukları, herhalükârda saygı göstermelidir. Ana-babaya, kayınvalide ve kayınpedere hürmet, hizmet edilmesi birinci vazife olmalıdır. Büyüklerin rızasını, duasını almağa çalışmalı, hayır dualarını büyük kazanç bilmelidir.

*Allahü teâlâ'nın emirlerini yapmak hususunda olan kusuru için, bir günden çok dargın durmamalıdır.

*Hanımının huysuzluklarını, yumuşak karşılamalıdır. Çünkü, kadınlar, eğri kaburga kemiğinden yaratılmıştır. Akılları ve dinleri erkeklerden azdır. Erkeğe emanet olunmuşlardır. Gülerek tatlılıkla geçinmek için alınmışlardır.

*Hanımının ahlakında bir değişiklik görürse, kabahati kendinde bulup, ben iyi olsaydım, o da böyle olmazdı, diye düşünmelidir. Evliyadan birinin hanımı, huysuz idi. Buna hep sabreder, soranlara derdi ki, eğer onu başarsam, ona sabredemiyen biri alır da, ikisinin birden felakete düşmelerinden korkarım. Büyükler buyurmuş ki, bir kimse ailesinin huysuzluğuna sabrederse, altı şey ziyandan kurtulur: Çocuk dayaktan, tabak-bardak kırılmaktan, ahırdakiler dövülmekten, kedi sövülmekten, misafir gücendirilmekten, elbise yırtılmaktan kurtulur.

*Hanımı kızınca, susmalıdır. Böylece kadın, pişman olup, özür dilemeğe başlar. Çünkü, o zayıftır. Susunca mağlup olur.

*Hanımının iyiliği çoğalıp, her işi seve seve yapınca, ona dua etmeli ve Allahü teâlâ'ya şükür etmelidir. Çünkü uygun bir kadın büyük ni'mettir.

*Hanımı ile öyle olmalıdır ki, kocam beni herkesten çok seviyor, bilsin!

*Bakkal, kasap, çarşı, pazar işlerini asla ona bırakmamalı. Evin idaresinde, onun fikrini sormalı. Dışarıdaki büyük işleri söyleyerek, onu üzmemelidir.

*Hanımının cahilce hareketleri için, daima uyanık bulunmalıdır. Çünkü Âdem babamız, ehli olan Havva anamızın daveti üzerine, yanlış iş işledi. Evde hakim, amir, erkek olmalıdır. Kadın değil.

*Hanımının, günah olmayan kusurlarını görmezlikten gelmelidir. Günah iş ve sözden vazgeçmesini ve namaza, oruca ve gusül abdesti almağa devam etmesini tatlı ve yumuşak sözlerle nasihat etmelidir. Kıymetli elbise ve ziynet eşyası alacağını va'dederek ibadetleri yaptırmalı, günahlarını önlemelidir.

*Hanımının ayıplarını, sırlarını, herkesten gizlemelidir.

*Hanımına latife, şaka yapmalı ve kadının seviyesine inip onu hoşnud etmelidir. Nitekim, Allahü teâlâ'nın sevgilisi "sall ü aleyhi ve sellem", ezvac-ı mutahharasına karşı, insanların en zarifi idi. Hatta bir kerre Âişe radiy ü anha ile yarış etti. Âişe validemiz geçti. Bir daha yarış ettiklerinde, Server-i alem (sall u aleyhi ve sellem) geçti. Müslümanın ehli ile oynaması, boş ve günah değildir, sevaptır.

*Hanımını cadde üstünde, parklara, oyun yerlerine, spor sahalarına, mekteplere karşı olan evlerde oturtmamak, yabancı erkekleri görmesine, onlarla konuşmasına sebep olmamaktır. Müslümanlar, ailesini, iyi havalarda, çayırlara, su kenarlarına, haram bulunmayan, kalabalık olmayan yerlere götürerek gezdirmeli, hava aldırmalıdır. Tatil günlerinde, kalabalık zamanlarda gezdirmemelidir.

*Hanımını tahsile, vazifeye, fitneye sebep olan yerlere göndermemektir.

*Hanımına Kur'an-ı kerim okumasını, farzlardan, haramlardan ona lazım olanları, öğretmelidir.

*Hanım, yalnız evde, kocasına karşı süslenip, başka kimselere süslenmemelidir.

*Hanımından izinsiz sefere, hatta nafile hacca gitmemelidir. Sefer, insanın adi yürüyüşü ile üç gün, üç gecelik yani 104 km.lik yoldur.

*Hanımı namaz kılıyor ve erkeğine itaat ediyorsa, ondan başka evlenmemelidir. Zira hanımları arasında adalet ve eşitlik yapmıyanlar Cehenneme gideceklerdir. Peygamberimiz (sall ü aleyhi ve sellem) buyurdu ki: "İki hanımı olup da, ikisine eşit bakmayan kimse, kıyamet günü, mahşer meydanına yarısı eğrilmiş olarak gelecektir."

*Hanıma, gamını, kederini, düşmanlarını, borçlarını söylememelidir.

*Ona, yanında ve yanında olmadığı zamanlarda, hep hayır dua etmeli, fena dua etmemelidir. Çünkü, gece-gündüz onun için çalışmaktadır. Onun ekmekçisi, aşçısı, terzizi ve hamamcısı ve malının bekçisi ve yoldaşı ve munisi ve yarı ve nigarıdır. (Ma'rifetnamenin yazısı burada tamam oldu.)

İmam-ı Gazali buyuruyor ki, "Erkeğin vazifelerinden onikincisi, hanımını boşamamasıdır. Zira Allahü teâlâ, bütün mübahlar [yani izin verdiği şeyler] içinde yalnız, talak vermeyi [yani boşanmayı] sevmez, zaruret olmadıkça, birini incitmek caiz değildir."

Dinini bilen ve seven erkekler, her hareketinde dine uyarak, hem kendilerine, hem de aile ve akrabasına ve bütün mahluklara hayırlı ve faideli olur. Bunun için, kızını seven ve onun dünyada ve ahirette mes'ud olmasını isteyen, kızını Müslüman ve salih kimselere vermelidir. Mal ve apartman ve mevki sahibi değil, din ve ahlak sahibi damat aramalıdır. Peygamberimiz buyurdu ki, "Bir kimse, kızını fasıka verirse, Allahü teâlâ'nın emanetine hiyanet etmiş olur. emanete hiyanet edenlerin gideceği yer, Cehennem'dir." Bir hadis-i şerifte buyuruldu ki: "Kızını fasıka veren kimse, mel'undur."

Fasık, kendini ve ailesini haramlara, günahlara sokan kimsedir

Kadının eşine karşı görevleri:
1. Eşi eve girince ayakta ve kapıda karşılamak ve güler yüzle elindeki eşyasını almak,
2. Merhaba, hoş geldin demlidir.
3. Palto, pardüse ve eşyasını elinden alarak asmak,
4. Kocanın emrine itaat etmek,
5. Kocasının elbisesini ve yemeğini hazır bulundurmak,
6. İzni olmadan nafile oruç tutmamalıdır.
7. Yiyecek ve giyeceği konusunda kocasını üzmemelidir.
8. Kocasına güzel görünmek için süslenmelidir.
9. Kocasını sözleri ile üzmemeli ve canından bezdirmemelidir.
10. Kocanı övmeli ve ona hayır dua etmelidir.
11. Kocasının malını, namusunu ve şerefini korumalıdır.

Evliliğin Büyük Düşmanları

Yıkıcı Eleştirilerde Bulunmak
‘Ben bu davranışından dolayı üzüldüm kırıldım ‘ demek uygundur.

Genelleme Yapmak
Hep böylesin böyle yaparsın tarzında ifadeler.

Eşinin Aklını Okumak
Onun ağzından çıkmayan şeyleri söylemiş gibi ifade etmek.

İşi Yokuşa Sürmek

Geçmişteki Kötü Olayları Hatırlatmak

Hep haklı olduğunu sanmak

Sorumluluk Paylaşmama

Mantıklı Yaklaşım Sergilememek

Sözünü Kesmek

Terapist Yaklaşımı

Evlilikte Sorunlardan Kurtulma

Hayat ancak eşlerin birbirlerine yardımcı olmalarıyla kolaylaşan engel çıkarmalarıyla da zorlaşan bir özellik taşır. Eşler birbirlerine destek olmalı zaten ağır olan hayat yüküne bir yükte kendileri katmamalıdır.

(bu yazi 1800 yillarinda basilmis bir yemek kitabinin ön sözünden alinmistir.)

Kocalarin çogu pisirilme sürecinde yanlis islem gördüklerinden yumusakliklarini ve iyi niteliklerini
kaybederek bozulurlar. Gerçek odur ki, bazi kadinlar onlari sicak suda hasliyarak, bazilari
ilgisizlikleriyle dondurarak, bazilarida basip, ezip tursusunu kurarak ve yine kimileri de
savurganca harcayarak bozulmalarina neden olurlar.

Özenilerek hazirlanan her kocanin iyi ve yumusak olacagi söylenemez. Ancak iyi pisirilenin gerçekten
tadina doyum olmaz. Koca seçiminde ne lüferin alimindaki gümüs piriltisi, ne barbunyanin altin
yaldiz görünümü geçerlidir. Bunun için çarsi pazar dolasmaya da gerek yoktur. Genellikle en iyileri
kapinizin önüne gelenlerdir.

Begeninin kisisel oldugunu düsünerek koca seçimini yalnizca kendiniz yapiniz. Kendinizi sabirla
pisiremeyecekseniz almaktan vazgeçiniz.
Kocayi pisirmek için en iyisi porselen bir kap ise de, elinizde toprakçanaktan baskasi yoksa özenle
kullanildiginda ayni isi görebilir.
Kocalar da karides ve istakoz gibi canli pisirilirler. Bazen piserken tencerenin disina tasip
yanabilir yada kenarlari sertleserek kabuk tutabilirler. Onlari tencerelerinde tutmak için görev
duygusu adli zayif iplikten çok huzur adli saglam sicimle sıkı sıkıya baglanmalidir.

Sevgi, sicaklik ve neseden olusan sürekli bir ates yakilir. Kisiliginde uygun bir isiya ayarlanarak
atese oturtulur. Köpürerek tasmasi halinde kaygilanilmamalidir. Pek çogu iyice pisinceye kadar sik
sik köpürebilir.
Özellikle sirke ve karabiber yerine taticilarin öpücük adi altinda sattiklari sekerden biraz
konulabilir. Tadina bakarken hosgörü, iyimserlik ve nese benzeri baharatdan birer tutam katmaniz
önerilir.

Ancak bunlar diger baharatlar gibi azar azar ve dikkatlice kullanilmalidir. Yumusakligini kontrol
ederken sertlesmesinden kaçinilmalidir. Fazla yayilmasini ve kabin dibine oturarak ise yaramaz hale
gelmesini önlemek için arada bir hafifçe karistirilmalidir. Kivama geldigini anlamamak
olanaksizdir.

Böyle pisirildigi zaman size çok uygun ve sindirilmesi kolay olacaktir. Dikkatsizlik nedeniyle ev
atesini sogutmazsaniz, bozulmadan istediginiz süre dayanir. Bu yolda hazirlanmis koca mutlu bir ömürboyunca tadini korur!

Aile İçi İletişim Kopukluğunun Sebepleri

1-Sahiplenme: Genelde erkeklerin kadınlara yaptığı bir durumdur.( "Benim istediğim gibi giyinip, istediğim gibi davranacaksın" tarzı baskılardır)
2-Egemen olma girişimi: Sahiplenmenin bir üst basamağıdır. Her şeyden haberdar olma durumu söz konusudur. Erkekler genelde kıskanıyorum başlığı altında egemen olma dürtülerini tatmin ederler.
3-Saldırganlık-Pasiflik: Saldırganlık iletişim içinde olduğumuzun bir göstergesidir. Dayak mı zararlı? "senin annen olmayacağım sözü mü” zararlı? Üzerinde özellikle durmalısınız. Çünkü fiziksel acıları unutmak ile ruhsal acıları unutmak arasında çok fark vardır. İnsan ruhsal acıları unutmakta daha fazla zorlanmaktadır. Ama bu dayak atın anlamına gelmemelidir.
4-Eleştiriye aşırı duyarlılık:Aile içi iletişim engellerinin biride eşlerin ve çocukların birbirini fazla eleştirmeleri güzel yönlerini görmemeleridir
5-Kıskançlık-Özgüven eksikliği: Aşırı kıskançlık insan yaşamını sınırlandırdığından dolayı aile içi iletişimi engellemektedir.
6-Alkol ve uyuşturucu bağımlılığı: Her iki bağımlılıklardan birine sahip olan insanların beyinlerinde deformasyon olduğu için normal insan gibi davranamazlar bu da aile içi iletişimsizliğe neden olur.
7-Sosyal ortama girme isteksizliği
8-Utangaçlık
9-Küsme ve surat asma
10-Sık sık sinirlenme
11-Şiddet
13-Duygusal ve fiziksel uzaklaşma.
14-Yalan (Mümkün olduğu kadar şeffaf olun, çünkü sürekli söylenen yalan aile içi iletişimsizliğe neden olur.)
Unutmayalım ki; iyi bir iletişim başkasını olduğu kadar kendimizi de anlama aracıdır. Ne kadar olumlu iletişim varsa, o kadar kendimiz ve ötekiyle barışığız demektir.
Sağlıklı İletişim Kuran Faktörler
Empati: Kendini başkasının yerine koyup, onun neler hissettiğini anlamaya çalışmak.
Saygı (Aktif Dinleme): Bulaşık yıkarken veya TV seyrederken değil, o anlık işinizi bırakıp dinleyin. Çünkü çocuklarda özgüven eksikliğine neden olur.
Saydamlık-Şeffaflık: Duygu ve düşüncelerinizi karşı tarafı mümkün olduğu kadar kırmadan aktarma.
Somutluk: Rahatsızlıklarını somut bir şekilde, yorum katmadan olduğu gibi söyleme. Ve bunu yaparken karşınızdaki kişinin sizinle sağlıklı iletişim kurmak isteyip istemediğini anlayın.
(Şule Kaya,2007)
ÇOCUK YETİŞTİRİRKEN İHTİYACINIZ OLACAK 13 ALTIN KURAL

İngiltere'nin Londra şehrindeki "Guy's Hospital" hastanesinde çocuk psikiyatrisi servisinde yatmakta olan Kevin Hickey (15) adlı bir çocuk doktorlara göre anne ve babasının kendisini eğitememeleri sonucu bunalım geçirerek hastaneye düşmüştü. Yapılan zeka ve kültür testleri Kevin 'in aslında son derece aklı başında bir çocuk olduğunu ortaya koyuyordu. Kevin bir gün hasta yatağında kağıdı kalemi eline aldı, kendi durumunu anne ve babasını düşünerek anne ve babalara hitaben 13 altın öğüt yazdı. Küçük Kevin 'in yazdığı bu öğütler şimdi İngiltere'de doktorların bir numaralı rehberi.

1- Beni şımartmayın. Her istediğim şeyi elde edemeyeceğimi biliyorum, Sadece sizi deniyorum.

2- Bana tatlı-sert davranmaktan çekinmeyin. Bunu tercih ederim benim daha güvenli hissetmemi sağlar.

3- Benim kötü huylar edinmemi engelleyin. Bunların erkenden ortaya çıkarılmasında ve önlenmesinde size güveniyorum.

4- Benim yanlışlarımı başkalarının önünde söylemeyin. Benimle yalnız konuşursanız söylediklerinizi daha iyi anlarım.

5- Sizden nefret ettiğimi söylediğimde üzülmeyin. Aslında sizden değil beni engelleme gücünüzden nefret ediyorum.

6- Herhangi bir şeyin sonucunda beni kurtarmayın. Bazen acı veren bu yolla öğrenirim.

7- Benim küçük hastalıklarımı büyütmeyin. Bunları yenecek güçteyim.

8- Düşüncesizce yerine getiremeyeceğiniz şeyleri yapacağınıza söz vermeyin. Bu sözler yerine getirilmediğinde çok kırıldığımı unutmayın.

9- Kendimi istediğim kadar iyi anlatamadığımı unutmayın. Bunun için ara sıra yanlışlarım çıkar.

10- Dürüstlüğümü fazla zorlamayın. Kolayca korkup yalan söyleyebilirim.

11- Tutarsız olmayın. Benim kafamı iyice karıştırır ve size olan güvenimi sarsar.

12- Benden özür dilemeyecek kadar gururlu olmayın. Bazen içten bir özür beni size çok yakınlaştırabilir.

13- Unutmayın ki büyümek için sizin çok ve anlayışlı sevginize muhtacım, ama bunu size söylemem gerekmez değil mi?

Bir Şiir
Eğer bir çocuk kınanarak yaşarsa, suçlamayı öğrenir.
Eğer bir çocuk düşmanca davranışlar içinde yaşarsa, kavga etmeyi öğrenir.
Eğer bir çocuk alay edilerek yaşarsa, sıkılganlığı öğrenir.
Eğer bir çocuk utanç içinde yaşarsa, suçluluk duymayı öğrenir.
Eğer bir çocuk hoşgörüyle yaşarsa, sabırlı olmayı öğrenir.
Eğer bir çocuk teşvik edilerek yaşarsa, güvenmeyi öğrenir.
Eğer bir çocuk değer verilerek yaşarsa, saygı duymayı öğrenir.
Eğer bir çocuk eşitlik ortamında yaşarsa, adaleti öğrenir.
Eğer bir çocuk güven duygusu içinde yaşarsa, inanmayı öğrenir.
Eğer bir çocuk sevgi içinde büyürse, sevmeyi öğrenir
Eğer bir çocuk beğenilerek yaşarsa, kendisinden hoşlanmayı öğrenir.
Eğer bir çocuk kabul ve dostluk içinde yaşarsa, dünyada sevgi aramayı öğrenir.
Eğer bir çocuk düşmanlıklar içinde büyürse, saldırganlığı öğrenir.
Eğer bir çocuk sevgi içinde büyürse, güvenmeyi öğrenir.
Çocuk ailenin, aile toplumun ürünüdür, çocuk yaşadığını öğrenir.
Çocuklar hayatın devamı, mutluluğu, neşesi…
Onları şekillendiren, biçim veren bizim düşüncelerimiz, algımız, davranışlarımız, yaşama bakış şeklimiz..
Çocuklarınızın hamuruna sevgi katın, saygı ekleyin öyle şekillendirin…
Çocuklar acımasız olur, cümlesini de hayatımızdan çıkartalım lütfen..
Çocuklar acımasız değildir…
Saf sevgidir.....
Dorothy Nolte
ANNE BABA VE ÇOCUK ARASINDAKİ İLETİŞİM ENGELLERİ
Çoğu anne-baba tarafından bilerek ya da bilmeyerek yapılan iletişim engellerini 10 başlık altından toplayabiliriz.

1 - Emir vermek, yönlendirmek: Çocuğa, kendi duygularının ve ihtiyaçlarının önemli olmadığını hissettirir. Çocuk kayıtsız şartsız anne ve babanın isteklerini yerine getirmek zorundadır.

“Anneciğim arkadaşım ödevine yardımcı olmam için kütüphaneye gitmemizi istedi, izin verir misin?”, “Arkadaşının ne istediği umurumda değil, hemen eve gel.” Çocuğa o anki durumunu beğenmediğimizi gösterir.

“Çabuk kahvaltıya gel! Gelmezsen getirmesini bilirim.” Çocuğu kırar ve kızdırır. Anne babaya karşı gelmeye, düşmanca duygularını açığa vurmaya iter.

“Ahmet’le arkadaşlık yapmanı istemiyorum. Bir daha onunla görüştüğünü duyarsam fena yaparım.” Anne-babanın çocuğun kararlarına ve yeteneğine güvenmediğini gösterir.

2 - Uyarmak, gözdağı vermek: Çocuğu korkak, kendine güvensiz ve aşırı uysal yapar.

“Şimdi hemen yatağa gitmezsen, tokadı yiyeceksin.” Anne-babanın çocuğun istek ve ihtiyaçlarına saygı göstermediğini anlatır. Çocuk bazen anne-babanın gözdağını yerine getirip getirmeyeceğini test etmek için tüm uyarılara rağmen o şeyi yapmayı sürdürebilir.

3 - Yersiz ahlak dersi vermek: Çocuğun başka kişi ya da konulara ilişkin bakış açsına güvenilmediğini gösterir. Çocuk otoritenin ve gücün baskısı altında kendini aşağı ve yetersiz görür. Anne-babanın çocuğun yargılarına güvenmediğini anlatır. Çocukta suçluluk duygusu uyandırır.

4 - Zamansız öğüt vermek, çözüm ve öneri getirmek: Anne-babanın çocuğun çözüm bulma yeteneğine güvenmediğini gösterir.

“Arkadaşlarını iyi seçmelisin. Görgüsüz, kaba ve tembel çocuklardan uzak durmalısın.” Yerini bulmayan öğüt, bazen çocuğu kendisini anlamayan ve duygularını önemsemeyen anne-babaya karşı gelmeye iter.

5 - Nasıl yapacağını göstermek, her fırsatta mantıklı düşünceler önermek: Yaptığı işe müdahale etmek, nasıl yapacağını göstermek çocuğa, kendisini beceriksiz ve küçük gördüğümüzü telkin eder.

Çocuklar uzun nasihatler ve nutuklar dinlemekten nefret ederler. İçlerinden, “Bu işkence ne zaman bitecek?” derler. Nasihat dinlerken bilgisizlikleri yüzlerine vurulmuş hissederler. Bazen bunu sert tepki gösterirler: “Bunların hepsini biliyorum. Tekrarlamana gerek yok, çeneni boşa yorma!”

6 - Eleştirmek yargılamak, suçlamak: Çocuk kendisini aptal yerine konmuş, değersiz ve kötü hisseder.

Baba: “Ne zaman çalışmaya başlayacaksın? Bu zayıflar ne zaman düzelecek? Anlaşıldı, senin adam olmaya niyetin yok!” Çocuk: “Ne yapayım? Çalışıyorum, ama olmuyor. Ben işe yaramaz, aptalın biriyim işte!”

Sık eleştiri çocuklarda sevilmedikleri duygusunu uyandırır. “Beni sevmedikleri için yaptığım hiçbir şeyi beğenmiyorlar.”

7 - Övmek, yeteneklerini abartmak: Çoğu anne-baba övgünün faydalı olduğuna, çocuğu cesaretlendirdiğine ve güven duygusunu güçlendirdiğine inanırlar. Yerini bulmayan, hak edilmemiş bir övgü, beklenenin aksine güvensizlik duygusu uyandırır. Çocuk övgünün kendisini idare etmek için kullanıldığını düşünür.

Baba: “Gol atamadım diye üzülme, çok iyi oynadın.” Çocuk: “Yapma baba! İyi oynamadığımı sen de biliyorsun. Dökülüyordum.”

Çocuğun duyguları ile örtüşmeyen övgü, kızgınlık ve nefret uyandırabilir.

8 - İsim takmak, alay etmek, utandırmak: Çocukların kişilik gelişimini olumsuz yönde etkileyebilir. Onlarda kötü, değersiz, işe yaramaz oldukları ve sevilmedikleri duygusu uyandırır.

9 - Yorumlamak, analiz etmek, teşhis koymak: Gerçek amacının ve duygularının ne olduğunu kendisine sormadan çocuğun söz ve davranışları hakkında tahminde bulunan, yorum yapan ve teşhis koyan anne-babalar ona şu mesajı iletmiş olurlar.

“Ben aslında senin ne demek istediğini biliyorum. Aklından geçenleri okuyorum.” Anne-babanın bu acemi psikanalizciliği tutmadığında ise çocuk, kendisini yanlış anlayan ve haksız yere suçlayan anne-babaya kızgınlık duyar.

10 - Güven vermek, ümitlendirmek, cesaretlendirmek: Çocuk bir şeye üzülmüş, canı sıkılmış veya korkmuş iken onu teselli etmek ve cesaretlendirmek, o anki duygularını hafife almak anlamına geleceği için işe yaramaz. Sizden duygularını saklamaya başlayabilir.

Unutulmamalıdır ki birtakım yaklaşımlar doğru gibi görünse de yanlış zamanda ve yanlış biçimde sergilendiğinde yarardan çok zarar getirecektir. Şu halde yarının büyükleri olan çocuklarımızı doğru anlayıp güzel ve salih biçimde yetiştirmeye öncelikle azmedelim. Gerisi kolaylıkla gelecektir biiznillah.

Esengül Özkan / Nisanur Dergisi - Ekim 2013 (23. Sayı)

Günü Hz.Muhammed Gibi Yasamak (Said Alpsoy)

Okuması kolay şekilde hazırlanmış faydalı bir kitap. Bir kısmının özetini Bir Gunu Hazreti Muhammed Gibi Yasamak adlı yazımda okuyabilirsiniz. Diğer bazı başlıkları da buradan okuyabilirsiniz. Kitabın kendisini kitaplığınızda bulundurmanızı tavsiye ederim.


CUMA GÜNÜ YAPILMASI GEREKENLER
CUMA GÜNÜ YENİ ELBİSE GİYİLİR
  • Hz. Aişe (r.anha) anlatıyor: "Rasulullah'ın (asm) cuma günü giydiği bir elbisesi vardı. Cumadan sonra onları katlar ve ertesi cumaya kadar kaldırırdı. (Taberani)
  •  Sizler, günlük iş takımınızdan hariç bir de cuma takımınız olsa ne kaybedersiniz? (Muvatta)
  • ALLAH Rasulü (asm) yeni bir elbise giydiğinde, onu cuma gün giyerdi. (Ramuz el-Ehadis)
CUMA GÜNÜ BEDEN TEMİZLENMELİDİR 
  • Abdullah İbnu Ömer (ra) anlatıyor: "Rasulullah (asm) bize cuma günü yıkanmamızı emretti." (Taberani)
  • Cuma günü tırnaklarını kesen kişiyi Cenab-ı Hak, gelecek cumaya kadar ve ondan sonra üç gün daha belalardan korur.(Mevahib-i Ledünniye) (Eğer tırnaklar çok uzamışsa cumaya kadar beklenilmez; hemen kesilir.)
  • Cuma guslü her buluğa ermiş olan mü'mine vacibdir. Misvaklanması, bulduğu takdirde koku sürünmesi de öyle. (Buhari)
YENİ EVE CUMA GÜNÜ TAŞINILIR
  • ALLAH Rasulü kış geldiğinde kışlığa cuma gecesi taşınırlardı. Yaz gelince de yazlık eve gene cuma gecesi taşınırlardı. (Mevahib-i Ledüniyye)
CUMA NAMAZINA HAZIRLIK...
  • Bir Müslüman cuma günü yıkanır, sonra kimseyi incitmeden mescide gider (mümkünse yürüyerek), imam hutbeye çıkmamışsa, orada kılınacak namazı kılar (ilk sünnet) imam hutbeye çıkmışsa oturup hutbe bitinceye kadar onu dinler ve sessiz oturursa, o cuma bütün günahlar bağışlanmakla kalmaz, bu ameller bundan sonra gelecek cumaya kadarki günahlarına da kefaret olur. (Ahmed b. Hanbel)  
  • Kim cuma günü cemaati rahatsız ederek öne geçmeye çalışırsa cehenneme köprü yapılır. (Tirmizi)
CUMA GÜNÜ KUR'AN OKUMAK, RASULULLAH'A (asm) SALATU SELAM GETİRMEK...
  • Kim cuma gecesi Yasin suresini okursa bağışlanır. (Esbehani)
  • Kim cuma günü Kehf suresini okursa onun için ayağının altından gökteki bulutlara kadar bir nur parlar. Kıyamet Gününde onu aydınlatır ve iki cuma arasında işlenmiş günahları bağışlanır. (Ebubekir b. Merdeveyh)
  • Bana salat û selam getirmek, sırat üzerinde nurdur. Bir kimse cuma günü bana seksen kere salat getirirse, seksen yıllık  günahları affedilir. (Ramuz el-Ehadis)
  • Cuma günü bana salavatı çok okuyun. Çünkü o gün okunan salavatlar şahidlidir. Melekler onlara şahidlik ederler. (İbni Mace)
CUMA GÜNÜ KABİR ZİYARETİ YAPILIR
  • Kim cuma günü anne veya babasının veya onlardan birisinin kabrini ziyaret eder ve orada Yasin suresini okursa, günahları bağışlanır. (Suyuti)
ELBİSE
YENİ ELBİSE İLK OLARAK CUMA GÜNÜ GİYİLİR
  • ALLAH Rasulü (asm) yeni bir elbise aldığında, onu cuma günü giyerdi. (Ramuz el-Ehadis)
YENİ ELBİSE DUASI
  • Ebu Said eı-Hudri (ra) anlatıyor: "Rasulullah (asm) eIbisesini yenilediği zaman o elbisenin ya sarık, ya gömlek, ya rida veya başka bir giysi olarak adını belirtir ve sonra şöyle derdi: "ALLAH'ım! Sana hamd olsun. Bunu bana Sen giydirdin. Bunun ve yapılış maksadının hayrını bana göster, bunun ve yapılış maksadının şerrinden Sana sığınırım!" (Vesai)
YENİ ELBİSE GİYİLİNCE YAPILASI GEREKENLER
  • ALLAH Rasulü (asm) yeni elbise giydiğinde ALLAH'a hamd eder, iki rekat namaz kılar ve eskisini de birine verirdi. (Ramuz el -Ehadis)
ZİYARETÇİ EN GÜZEL ELBİSE İLE KARŞILANIR 
  • ALLAH Rasulü'ne (asm) bir ziyaretçi topluluğu geldiğinde,  en güzel elbiselerini giyer ve ashabına da böyle yapmalarını söylerdi. (Ramuz el-Ehadis)
ELBİSENİN İYİ VE SAĞLAM OLMASINA DİKKAT EDİLİR
  • Ayakkabı satın aldığında sağlamını al, elbise satın aldığında da iyisini al. (Ramuz el-Ehadis)
ZENGİN KENDİNE YAKIŞIR ŞEKİLDE GİYİNMELİDİR
  • Avf İbnu Malik (ra) anlatıyor: "Bir gün Rasulullah (asm) beni eskimiş bir elbise içerisinde görmüştü: "Senin malın yok mu ki böyle giyiniyorsun?" dedi. Ben: "ALLAH bana deve, koyun, sığır, at her maldan verdi!" dedim. Bunun üzerine: "Öyleyse üzerinde görülmelidir." buyurdu. (Tirmizi)
ELBİSE SEÇİMİNDE LÜKS VE GÖSTERİŞTEN UZAK DURULMALIDIR
  • ALLAH Rasulü (asm) özellik yönünden bir elbise değil, hangi çeşit olursa giyiyordu. Nefis ve pahalısını aramıyor, kolayına geleni alıp giyiyordu. (Buhari)
  • Kim gücü yettiği halde tevazu maksadıyla ALLAH için lüks ve gösterişli elbiseyi giymeyi terk ederse, ALLAH kıyamet günü onu mahlukatın başları üstünde çağırır ve dilediği elbisesini giymekte onu serbest bırakır. (Tirmizi)
  • Bûreyde (ra) anlatıyor: "Biz Rasulullah'ın (asm) yanında idik. Kureyşten bir adam elbiselerinin içinde salınarak kibirli bir şekilde geldi. Hz. Peygamber'in (asm) huzurundan kalkınca, Rasulullah: "Ya Bureyde! Kıyamet günü ALLAH, buna bir sevap vermez." buyurdu." (Bezzar)
  • Kim şöhret elbisesi giyerse, ALLAH ona kıyamet günü bir zillet ve aşağılık elbisesi giydirir, sonra da içerisinde ateş  yakar, (ibn Mace)
  • Her kim gösteriş yapmak için ve insanların kendisine bakması için bir elbise giyinirse, onu çıkarıp atıncaya kadar ALLAH ona rahmet nazarıyla bakmaz. (Taberani)
  • Kim eteğini paçasını kibirle çekip yürürse, cehennemde de onunla yürür. (Ahmed b. Hanbel)
KADIN VE ERKEK BİRBİRİNİN ELBİSESİNİ GİYEMEZ 
  • Ebu Hureyre (ra) anlatıyor: "Rasulullah (asm) kadın elbisesini giyen erkeğe ve erkek elbisesini giyen kadına lanet etti." (Ebu Davud)
 ELBİSELERİN RENKLERİ
  • Elbiselerden beyaz olanları giyin. Çünkü onlar en hayırlı giyeceklerinizdir. (Tirmizi)
  • Ebu Resme (ra) anlatıyor: "Rasulullah'ın (asm) üzerinde  iki yeşil elbise gördüm." (Ebu Davud)
  • Ben erguvan (koyu kızıl) renkli şeyin üzerine binmem. Ne  sarıya boyanmışı, ne de eteğin ucuna, yakasına, yenine ipekli geçirilmiş gömleği giymem. (Ebu Davud)
ÇIPLAK DURMAK SAKINCALIDIR
  • Behz İbnu Hakim (ra ) anlatıyor: "Bir gün Rasulullah'a (asm) dedim ki: "Ey ALLAH'ın Rasulü (asm)! Hangi avretimizi örtelim?" O cevap verdi: "Zevcen ve kölen dışında herkese karşı avretini koru." Ben tekrar sordum: "Ey ALLAH'ın Rasulü (asm)! Ürkeklerin yanında olursa?" dedim. O: "Gücün yeterse avretini kimseye gösterme!" dedi. "Kişi tek başına olursa?" dedim. “Kendisine karşı haya edilmeye ALLAH daha layıktır." dedi." (Ebu Davud)
  • İbnu Ebi Müleyke (ra) anlatıyor: "Hz. Aişe'ye (ra): "Kadın erkeğe mahsus ayakkabı giyer mi?" diye sorulmuştu. O: "Rasulullah (asm) kadınlardan erkekleşenlere lanet etti." diye cevap verdi." (Ebu Davud)
ALTIN VE İPEK SADECE KADINLAR İÇİNDİR 
  • Ümmetimin erkeklerine, ipek elbise ve altın haram kılındı, kadınlarına helal kılındı. (Tirmizi)
ELBİSEYİ ÇIKARTIRKEN DE BESMELE ÇEKMEK GEREKİR
  • İnsanın elbisesini çıkartırken "Besmele" çekmesi, cinlerin gözü ile Ademoğlunun avreti arasında perde olur. (Ramuz el-Ehadis)
  •   Şeytanlar sizin elbiselerinizden istifade ederler. Sizden biri elbisesini çıkarınca dürüp katlasın, tekrar giyinceye kadar... Zira şeytanlar besmele ile dürülmüş elbiseyi açamaz. (Ramuz el-Ehadis)
GİYİNİRKEN SAĞ, ÇIKARIRKEN SOL...
  • Biriniz ayakkabısını giydiğinde önce sağı giysin. Çıkardığında ise  önce  solu çıkarsın. (Buhari)
MİSAFİRLİK, ZİYARET
MİSAFİR SEVMEYENDE HAYIR YOKTUR
  • Misafir ağırlamayan kişi de hiçbir hayır yoktur. (İmam Münziri)
ALLAH MÜ’MİN KARDEŞİNİ ZİYARET EDENİ, SEVER
  • Herhangi bir kul, kardeşini ALLAH rızası için ziyaret etmeye gelirse, ona semada bir melek "İyi yaptın. Cennet sana helal oldu." diye seslenir. ALLAH da yüce Arş'ında: "Kulum benim rızam için ziyarette bulundu." der ve onun için cennetten başka hiçbir sevaba razı olmaz. (Bezzar)
ZİYARETÇİ EN GÜZEL ELBİSEYLE KARŞILANIR
  • ALLAH Rasulü (asm), kendisini ziyarete bir heyet geldiğinde en güzel elbiselerini giyer ve ashabına da öyle yapmalarını tavsiye ederdi. (Ramuz el-Ehadis)
ZİYARETÇİYE İKRAM EDİLİR
  • Size bir ziyaretçi geldiği zaman ona ikramda bulunun. (Ramuz el-Ehadis)
ZİYARETÇİ KENDİSİNE YAPILAN İKRAMI SORGULAYAMAZ
  • Sizden biri Müslüman kardeşini ziyarete gittiğinde, yemek yedirirse yesin ve o yemeği sorgulamasın. Ve içecek bir şey verirse içsin ve onu da sorgulamasın. (Ramuz el-Ehadis)
ZİYARETÇİNİN ORUCU HANGİ DURUMLARDA BOZULUR
  • Sizden birisi Müslüman kardeşini ziyaret ettiğinde, kardeşi ondan orucunu bozmasını isterse bozsun. Ancak Ramazan, Ramazanın kazası veya adak (nezir) orucu olursa onlar müstesnadır. (Ramuz el-Ehadis)
MİSAFİRİN HAKKI BİR GÜNDÜR 
  • Bir gece misafir olmak Müslümanın hakkıdır. Kim bir ev sahibinin avlusunda sabahlarsa, ağırlama masrafı ev sahibi üzerine borç olur. Misafir dilerse o hakkını alır, dilerse almaz. (Ebu Davud)
MİSAFİRLİK ÜÇ GÜNDÜR 
  • Ebu Şureyh el-Adevi (ra) anlatıyor: "Rasulullah (asm) buyurdu ki: "Kim, ALLAH'a ve ahirete inanıyorsa, misafirine “câize”sini ikram etsin!" Yanındakiler sordular: "Ey ALLAH'ın Rasulü! Caize de nedir?" O, açıkladı: "Bir gecesi ve gündüzüdür. Misafirlik üç gündür. Bundan fazlası sadakadır. Misafire, ev sahibini günaha sokuncaya kadar yanında kalması helal değildir." Tekrar sordular: "Misafir ev sahibini nasıl günaha sokar?" O, açıkladı: "Adamın yanında yerleşir, kalır. Halbuki ev sahibinin ona ikram edeceği bir şeyi yoktur." (Buhari)
MİSAFİR, GEREKİYORSA EL BİRLİĞİ İLE AĞIRLANIR
  • Kim bir cemaate misafir olur ve fakat ağırlanmaktan mahrum kalırsa, ona yardım etmek her Müslümanın üzerine bir vazife olur. (Ebu Davud)
EV SAHİBİ EMİRDİR, MİSAFİR ONA İTAAT EDER
  • Bir topluluk, bir adamın evine girdiğinde, onlar evden çıkıncaya kadar ev sahibi o topluluğun emiri (başkanı) olur ve kendisine itaat de onlara vacip olur. (Ramuz el-Ehadis)
EV SAHİBİ MİSAFİRİNİ KAPIYA KADAR UĞURLAR
  • Ev sahibinin misafirini kapıya kadar uğurlaması sünnettendir. (İbn-i Mace)
SEYREK ZİYARET SEVGİYİ ARTIRIR
  • Seyrek ziyaret et ki, sevgin artsın. (Taberani)
BABA DOSTLARI ZİYARET EDİLMELİDİR 
  • Kim babasını kabrinde ziyaret etmek isterse, onun kendisinden sonraya kalan arkadaşlarını ziyaret etsin. (İbn-i Hıbban)
KOMŞULUK
KOMŞU HAKKI
  • Her kim malına, çocuğuna zarar verir korkusu ile komşusuna kapısını kapatırsa, bu adam mü'min değildir. Komşusu, kötülüğünden emin olmayan kimse de mü'min değildir. Komşunun hakkı nedir bilir misin? Senden yardım dilerse edersin. Senden borç isterse borç verirsin, fakir düşünce tekrar borç verirsin. Hastalanınca ziyaret edersin. Güzel bir şeye erişince tebrik edersin, başına bir felaket gelirse sabır dilersin. Vefat edince cenazesine gidersin. İzni olmadan rüzgarını kesmemek için binanı yükseltmezsin. Tencerendeki yemeğin kokusu onu imrendirince, hemen o tencereden ona ayırırsın. Meyve satın alırsan ona da hediye et, böyle yapmazsan o meyveyi evine gizlice getir, çocuğun o meyveleri dışarı çıkarıp onun çocuğunu imrendirmesin. (Haraiti)
  • Yanındaki komşusu aç iken, bunu bildiği halde tok olarak geceyi geçiren bizden değildir. (Taberani)
  • Hz. Aişe (ra) anlatıyor: "Bir gün, "Ey ALLAH'ın Rasulü (asm)!  İki komşum var, hangisine öncelikle hediyede bulunayım?" dedim.  "Sana kapı itibariyle hangisi daha yakınsa ona!" cevabını verdi." (Buhari)
  • Cibril (as) bana komşu hakkında o derecede tavsiyelerde bulundu ki, onu mutlaka bana mirasçı yapacak sandım. (Buhari)
  • ALLAH'a ve kıyamet gününe iman eden, komşusuna sevgi gösteren kimsedir. (Buhari)
KOMŞUYA VERİLECEK HEDİYEYİ KÜÇÜMSEMEYİN
  • Ey Müslüman kadınları! Sakın bir komşu kadın, bir koyun paçası da olsa komşusu olan bir kadına hediye ve sadaka vermeyi küçümsemesin. (Buhari)
HASTA ZİYARETİ
HASTA ZİYARETİNİN ÖNEMİ
  • ALLAH Rasulü (asm) şehrin en ücra köşesinde dahi olsa hastayı ziyaret ederdi. (Ebu Davud)
  • Kim güzel bir şekilde abdest alır, Müslüman  kardeşine, sevap düşüncesiyle hasta ziyaretinde bulunursa, cehennemden yetmiş yıllık yürüme mesafesine uzaklaştırılır. (Ebu Davud)
  • Hasta ziyaretinde bulunan kimse, ziyaretten dönünceye kadar cennet meyveleri arasındadır. (Ebu Davud)
HASTANIN DUASI MAKBULDÜR
  • Bir hastanın yanına girince, ondan sana dua edivermesini talep et. Çünkü onun duası meleklerin duası gibidir. (İbn-i Mace)
HASTAYA OKUNACAK DUA
  • Kim eceli gelmeyen bir hastayı ziyaret eder ve yanında şu duayı yedi kere okursa, ALLAH ona bu hastalığından şifa  verir: "Büyük Arş'ın Rabbi olan ALLAH'tan senin için şifa talep ediyorum." (Ebu Davud)
  • Hasta veya ölünün yanında hazır olduğunuzda hayır söyleyin. Zira sizin söylediklerinize melekler "Amin" derler. (Ramuz el-Ehadis)
  • Hastayı ziyaret eden kişi elini hastanın alnına koyup halini sormalıdır. (Mevahib-i Ledünniye)
HASTAYA MORAL VERİLİR  
  • Bir hastanın yanına girince, sağlık ve uzun ömür temennisiyle onu rahatlatın. Zira böyle yapmak onun gönlünü hoş eder. (Tirmizi)
  • ALLAH Rasulü (asm) bir hastayı ziyaret ettiğinde, mübarek elini hastanın alnına ve bazen göğsü üstüne koyup dua  ederdi ve hastalığına faydalı olan şeyleri kendisine tarif ederdi. Bazen de: "Hakkında kefaret ve temizlenmedir." diye  buyururdu.
  • Ebu Ya'la, Hz. Aişe'nin (ra) şöyle söylediğini yazıyor:  "Rasulullah (asm) hastanın yanına varınca mübarek elini  ağrıyan verine kor ve (Bismillah) derdi." (Mevahib-i Ledünniye,
 HASTA ZİYARETİ SESSİZ VE KISA OLMALIDIR 
  • Hastayı ziyaret ederken az oturmak ve az gürültü yapmak sünnettendir. (Buharı)
ZİYARET ÜÇ GÜN SONRA OLMALIDIR
  • Enes İbnu Malik (ra) anlatıyor: "Rasulullah (asm) hastalığın üzerinden üç gün geçmeden hiç bir hastayı ziyaret etmezdi." (İbn-i Mace)
HASTAYA CANININ ÇEKTİĞİ YEDİRİLMELİDİR 
  • Abdullah İbnu Abbas (ra) anlatıyor: "Rasulullah (asm) bir hastayı ziyaret etti ve "Canın ne çekiyor?" diye sordu. Hasta“Buğday ekmeği!" dedi. Resulullah (asm): "Kimin yanında buğday ekmeği varsa kardeşine göndersin!" dedi. Sonra Rasulullah (asm) ilave etti: "Birinizin hastası bir şeye iştah duyarsa ondan yedirsin." (İbn-i Mace)
DAVETE İCABET
DAVETE İCABETTE AYRIM GÖZETİLMEZ
  • ALLAH  Rasulü (asm), hür, köle, cariye veya yoksul, çağıran kim olursa olsun her davete muhakkak icabet ederdi. (İbn-i Mace)
  •  Abdullah İbnu Ömer (ra) anlatıyor: "Rasulullah (asm) buyurdu ki: "Davet edildiğiniz zaman bu davete icabet edin." (Hadisi ondan rivayet eden Nafi der ki:) "İbnu Ömer, oruçlu bile olsa düğün ve diğer davetlere mutlaka icabet ederdi." (Buhari)
KAPISI YAKIN OLAN KOMŞUNUN ÖNCELİĞİ VARDIR
  • İki kişi birden davet ederse, kapı itibarıyla hangisi  daha yakın ise ona icabet et. Çünkü kapısı daha yakın olan komşulukta daha yakındır. Bunlardan biri önce davet etmiş ise, önce davranana icabet et! (Ebu Davud)
CAMİDE NASIL DAVRANILIR
GİRERKEN VE ÇIKARKEN YAPILACAK DUALAR
  • Fatımatu'l-Kübra (ra) anlatıyor: "Rasulullah (asm) mescide girdiği zaman, Muhammed'e salât okur, sonra da: "Rabbim! Günahımı affet, rahmet kapılarını bana aç." derdi. Çıkarken de yine Muhammed'e salat okur, sonra da: "Rabbim! Günahımı affet, lütuf kapılarını benim için aç." derdi." (Tirmizi)
GİRİNCE İKİ REKAT NAMAZ KILINIR
  • Ebu Zerr (ra) anlatıyor: "Rasulullah (asm) mescidde iken huzuruna girdim. Bana: "Ey Ebu Zerr! Mescide selam vermek gerekir." Dedi. Ben: "Mescide verilecek selam nedir?" diye sorunca, O: "Girince kılacağın iki rekat namazdır." buyurdu." (Rezin)
CAMİDE UYUKLAYAN YER DEĞİŞTİRMELİ
  • Biriniz mescidde iken uyuklayacak olursa, bulunduğu yerden bir başka yere gidip, orayı değiştirsin. (Ebu Davud)
CAMİDE ELLER KENETLENMEMELİ
  • Biriniz mescide gidince orada ellerini kenetlemesin, çünkü o namazdadır. (Ebu Davud)
CAMİYE HİZMET CENNETTE EV
  • Kim mescidden insanlara rahatsızlık veren bir şeyi çıkarırsa, ALLAH ona cennette bir ev yapar. (İbni Mace)
CAMİDE DÜNYA İŞİ KONUŞULMAZ
  • Ahir zamanda bir topluluk gelecek, dünya işlerini mescidlerde konuşacaklar. ALLAH'ın onlara ihtiyacı yoktur. (Ibni Hibban)
NAMAZA YAVAŞ YÜRÜNÜR
  • Namaza çağrıldınız zaman sakın ona koşa koşa gelmeyin. Ağır ağır ve sakin gelin. Namazın yetişebildiğiniz kadarını imamla beraber kılın, kaçırdığınız kısmını da sonra yalnız olarak kendiniz tamamlayın. Çünkü herhangi biriniz namazı kastedip yürüdüğü zaman o artık bir tür namaz içindedir. (Müslim)
SARMISAK-SOĞAN YİYEN CAMİYE GİTMESİN 
  • Sarmısak ve soğan yiyen kimse bizden ve mescidimizden uzak olsun. Evinde otursun. (Buharı)
 CAMİYE YÜRÜYEREK GİTMEK 
  • Mescitlere çok yürümek, günahlarınızı affettirir, sevabınızı arttırır. (İbn-i Mace)
CAMİLER BİR ÖVÜNME KONUSU OLMAMALI,  AŞIRI DERECEDE SÜSLENMEMELİ
  • Ben, mescidlerin yükseltilmesiyle, emrolunmadım.  Yemin olsun; sizler mescidlerinizi, Yahudi ve Hristiyanlar gibi süsleyeceksiniz! (Buharı)
  • Ameli bozuk bir hale gelen kavim, mescidlerini süslemeye kalkışır. (İbn-i Mace)
  • Mescidler hakkında övünme olmadan kıyamet kopmaz. (Ebu Davud)
HEDİYELEŞMEK
HEDİYELEŞMEK SEVGİNİN GEREĞİDİR
  • Hediyeleşiniz ki sevişmiş olasınız. (Buhari, Edeb ül Müfred)
  • Hediyeleşin, zira hediye, kalpteki kuşkuları giderir. (Tirmizi)
HEDİYE KARŞILIKLI OLMALIDIR
  • Hz. Aişe (ra) anlatıyor: "Rasulullah (asm) hediyeyi kabul eder, ona karşılıkta bulunurdu." (Buhari)
  • Hediye ALLAH tarafından güzel bir rızıktır. Sizden birisine hediye verildiğinde onu kabul etsin ve kendisi daha güzelini versin. (Ramuz el-Ehadis)
  • ALLAH Rasulü (asm) hediyeyi geri çevirmezdi. Kendisine verilen sakatat bile olsa mutlaka karşılığını verirdi. (Buhari)
HEDİYE KÜÇÜK GÖRÜLMEMELİDİR
  • Bana bir koyun ayağı bile hediye edilse kabul ederim, böyle bir yemeği, yemeğe çağırılsam, icabet ederim. (Tirmizi)
HEDİYEDEN DÖNÜLMEZ
  • Hediye hibesinden geri dönen, kusmuğuna dönen köpek gibidir. (Ebu Davud)
  • Bir kimse birisine bir hediye verir veya hibede bulunursa, sonradan hediye veya hibesinden dönmesi ona helal olmaz. Sadece baba çocuğuna yaptığı bağıştan dönebilir. (Ebu Davud)
AYNI MECLİSTE BULUNANLAR VERİLEN HEDİYEYE ORTAKTIRLAR
  • Sizden birine bir hediye getirildiğinde, yanında oturanlar o hediyeye ortaktırlar. (Ramuz el-Ehadis)
BORÇ ALANIN BORCU VERENE HEDİYE VERMESİ SAKINCALIDIR (FAİZ TEHLİKESİ VARDIR)
  • Biriniz bir malı borç verse, sonra alan da veren kimseye bir hediye vermek veya bineğine bindirmek istese, sakın o hediyeyi almasın, bineğine de binmesin. Eğer aralarında borç alıp vermezden önce böyle (dostane) muameleler olmuşsa o başka. (İbni Mace)
ARACILIK BEDELİ OLARAK HEDİYE ALMAK SAKINCALIDIR
  • Bir kimse için aracılık eder, o da bu aracılığa karşı bir hediye verecek olursa aracılık eden, hediyeyi kabul ettiği takdirde, faiz kapılarından büyük bir kapıya girmiş olur. (Ebu Davud)
REDDEDİLMEYECEK HEDİYELER
  • Üç şey reddedilmez: Minder, yağ ve koku. (Tirmizi)
YOLCULUKTAN DÖNEN, HEDİYE GETİRMELİDİR
  • “Sizden biri seferinden döndüğünde ailesine bir hediye ile gelsin. Hiçbir şey bulamaz ise, mendiline bir taş veya bir tutam odun koysun. Bu onların hoşlarına gider." (Ramuz el-Ehadis)
KİŞİ  HOŞLANMADIĞINI HEDİYE EDEMEZ
  • Yemediklerinizi kimseye yedirmeyin. (Taberani)  


Creative Commons Lisansı
Bu eser Creative Commons Alıntı-Gayriticari-Türetilemez 4.0 Uluslararası Lisansı ile lisanslanmıştır. DMCA.com Protection Status